BIST 100 104.539 % -0,46
USD/TRY 3,9553 % 0,90
EUR/TRY 4,7212 % 1,55
Piyasalar
104.539
% -0,46
3,9553
% 0,90
4,7212
% 1,55
1,1933
% 0,69
14,15
-0,06
1.288,37
% -0,24
63,86
% 0,49

Çin'in küresel piyasalar ile vuslatı

Ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle küresel piyasalar için 2016'da endişe unsuru olan Çin, bir yandan makro değişimlere sahne olurken diğer yandan dış bağımlılığı güçleniyor

Çin'in küresel piyasalar ile vuslatı
GÖKHAN ŞEN 05 07 2017, 15:46

Çin ekonomisi değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Makro yapının kompozisyonu dönüşürken, bu yapıyı finanse etmek için dış dünyaya ihtiyacı olduğunu gören ülke, finansal piyasaları ağır aksak bir tempoda da olsa derinleştiriyor ve küresel rekabetin kucağına bırakıyor.

SERBESTİNİN KÖŞETAŞLARI

Çin Halk Cumhuriyeti, 11,2 trilyon dolarlık milli hasılası ile ABD'den sonra ikinci sırada. 200 milyar dolara varan yıllık cari fazlası ve milli gelirinin yarısına yakın tasarruf oranı ile ülke sermaye piyasalarının gelişimi için bir cennet.

Tasarruf fazlası olan bireyler ve kurumlar böylelikle birikimlerini değerlendirmek için seçenekleri araştırmaya koyuluyorlar. Üstelik yüzde 2'ye yakın TÜFE de onlara yardımcı oluyor.

Yuan ise son dört yıldır, üstelik bir yılı kontrolsüz olmak üzere sert şekilde değer kaybediyor. Bunu sürekli olarak döviz rezervlerini eriterek durdurmanın doğru yol olmadığını gören ve uzun vadeli ekonomik dönüşüm programı ile uygun bir politika arayan otorite yavaş yavaş finansal serbestleşmeye gidiyor.

2013'te bankaların mevduat ve kredi faizi verme tavanları kaldırıldı ve bankalar arasında rekabet etme şansı sembolik de olsa sektöre tanınmış oldu.  2013-2015 arasında kalifiye yabancı yatırımcılara ülkeye belli kotalar dahilinde yatırım yapma izni verilirken daha sonra yerli yatırımcılara dış aleme belli kotalar dahilinde sermaye transfer etme limitleri tanımlandı. 

2013-2015 yılları arasında kurun dalgalanma aralığı değiştirildi ve fiyat ayarlanması sistemi daha fazla piyasaya bakılarak güncellendi. 2015 Mayıs'ından bu yana bir mevduat garantisi fonu devreye alındı ve mudilere güvence tanınmış oldu.

Şubat 2016'da 7,5 trilyon dolarlık bono piyasasındaki kotaları kaldırıp piyasayı yabancı yatırımcılara açan ülke, şimdi de Hong Kong & Şanghay arasında daha önce açıklanan bono bağlantısını 3 Temmuz itibariyle devreye alıyor. Şanghay ve Hong Kong,  Shenzen ve Hong Kong arasında yer alan hisse senedi hatları gibi bir hat kurulacak ve iki ülke arasında trading imkanları böylece artacak.

Çin'in iki borsa ile Hong Kong arasında iki yönlü alım ve satım imkanı vermesi ülke hisselerine olan ilgiyi artırmış ve Çin'in A grubu Yuan cinsinden hisse senetlerinin geçtiğimiz ay (Haziran 2017) MSCI Gelişen Ülkeler Endeksi'ne alınmasına imkan tanımıştı. 

Yuan, IMF tarafından belirlenen Özel Çekim Hakları / IMF kuru (SDR) sepetine de Eylül 2016'da girmeye hak kazanmıştı ve rezerv para statüsünü elde etmişti.

1978'de Xiaoping Deng'in reformları ile başlayan ve o yılı takip eden aylarda yabancı bankaların ülkeye girmesine izin verilmesi ile başlayan yolculuk sürüyor. Gelişim her ne kadar yavaş gibi gözükse de mesele Çin olunca 'momentum' akılda tutulması gereken ilk kelime olmalı. 1979'da beş olan yabancı banka sayısı bugün 400'e yakın.

YENİ BAĞLANTI VE GETİRECEKLERİ

Çin bonolarında yabancı sahipliği yüzde 1,5 düzeyinde bulunuyor. Daha fazla penetrasyon için alan var. Diğer yandan, şu zamana kadar yabancıların renminbi cinsi bonolara ilgisizliğinin de sebepleri var elbette.

Kuru hedge etme güçlükleri, giriş çıkışlardaki güçlükler, piyasaya müdahaleci yönetimler ve ülkede ekonomi yönetiminin ve Merkez Bankası'nın gözünde enflasyonun gerçek bir kıstas olmaması ya da en başta gelmemesi bunlardan bazıları.

Yeni bağlantı eskileri gibi iki yönlü çalışmayacak. Yani sadece Kuzey'e işleyecek. Para, Hong Kong'a çıkmayacak. Otobandan ziyade çıkmaz sokak demek daha doğru olabilir bir analoji yapmak gerekirse. 

Bağlantının getireceklerini ise küçümsememek gerekiyor. Tonlarca bürokrasiden uzak işlem yapabilmek, Hong Kong'un finansal know-how birikiminden faydalanabilmek ve istenilen kur üzerinden hesap açarak işlem yapabilecek olmak bunların başında geliyor.

Merkez Bankası'ndan  yerel yönetimlere, finans dışı kesimden hazine tahvillerine kadar her türlü enstrüman alım satıma konu olabilecek. Böylece büyük ülkeler liginde yer alıp da en çok faizi ödeyen Çin artık yatırımcıların radarında olabilecek.

Çin açısından bakınca, yatırımcıların sadece paralarını çekmek tek fayda olmayacak. Bu yatırımcıların getirecekleri yatırım kültürü, dayatacakları ilkeli para politikası duruşu ve gerekli modern düzenlemelerde gösterecekleri talepkârlık ekonomi yönetiminin de işine yarayacak.

Birden olmayacak. Ancak zaman içinde bonolara girişler artacak. Kredi derecelendirme sistemleri gelişecek ve rasyonel karar alanların sayısı ve parası arttıkça dinamikler değişecek. Örneğin uzun vadeli bonolarda sürekli eksi olan vade primi belki de pozitife dönecek.

Neden uzun vadeli tahvil taşımayı kısa vadeli faize yatırım yapmaya göre ödüllendiren vade primi yok, mesela 10 yıllık tahvilde? Çünkü kısa vadeli fonlama ile tüm sistemin sorunlarını çözmek mümkün ve yatırımcılar istenildiğinde devreye giren sınırsız fonlayabilme kapasitesi ile herhangi bir ödül / prim talep edemiyorlar. Yabancıların gelmesi ile getiri eğrisinde doğru fiyatlama gelebilir.

Çin'in küresel finans sistemine daha da entegre olacak olmasının getireceği eş güdüm ve bunun bir politika aracı olarak kullanılması imkanını da azımsamamak gerekiyor. Çin başlı başına bir küresel oyun belirleyici olma şansı yakalayacak.

Son olarak, üzerinde iyice düşünülmesi gereken ise sermaye akımları serbestken faiz ve kurları aynı anda 'ayarlama' özgürlüğünün ülkenin elinden gidecek olması. Sürekli ticaret fazlası biriktiren ve başarısız kurumları kurtaran Çin için bu üzerine kafa yorulması gereken bir madde. Üstelik finansal piyasalarda liberalizasyon bir noktada siyasi 'liberal' akımların da önünü açmaya başlarsa asıl baş ağrısı o zaman başlayabilir. Keza Çin ne Başkan Xi'nin Davos'ta savunduğu kadar ticarette özgürlükçü bir ülke ne de özgürlüğün getireceklerine hazır bir siyasi teşkilatlanmaya sahip. 


* Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Aktüerya, yüksek lisans eğitimini aynı üniversitesinin Finans Bölümü'nde tamamlayan Gökhan Şen, kariyerine 2007'de Ata Yatırım’da Yatırım Danışmanı olarak başladı. 2010-2013 yılları arasında Bloomberg HT’de Araştırma Müdürlüğü yapan Şen, görevine Ekonomi Koordinatörü olarak devam etmektedir.

** Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve BusinessHT'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Yukarı

Business HT×