BIST 100 103.929 % 1,62
USD/TRY 3,5424 % -0,20
EUR/TRY 4,1791 % -0,67
Piyasalar
103.929
% 1,62
3,5422
% -0,21
4,1790
% -0,67
1,1794
% -0,46
11,86
-0,03
1.295,74
% -1,15
58,43
% -1,00

Doların yeni yolu: Trumping

Goldman Sachs'ın eski Yönetim Kurulu Başkanı ve eski İngiltere Hazine Müsteşarlığı Ticaret Sekreteri Jim O'Neill, Project Syndicate için kaleme aldığı yazıda Donald Trump'ın başkan seçilmesinden sonra yükselen, son iki ayda da gerileyen doların gidişatını değerlendirdi

Doların yeni yolu: Trumping
JIM O'NEIL 13 06 2017, 10:50

ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve geldikten sonraki yedi ay içinde gerçekleşen en etkileyeceği gelişmelerden biri, doların diğer para birimleri karşısındaki gidişatı oldu.  Trump'ın zaferinin ardından aşırı değerlenen doların değeri nisanda gerilemeye başladı.

Bu durumun farklı açıklamaları var. Bunlardan biri Trump'ın beklenen ekonomik büyüme ajandası gerçekleşmedi ve Kongre'den geçme şansı kalmadı. Diğer bir neden de Euro Bölgesi başta olmak üzere dünyanın geri kalanı, Trump'ın seçilmesinden bu yana beklenenden daha iyi performans gösterdi.

Onlarca yıldır döviz piyasasının tüm karışıklıklarına bulaşmış biri olarak bir kişinin her şeyi bilebileceğini düşünmenin çılgınlık olacağını biliyorum. Ancak yine de bugünün trendleriyle ilgili tüm konjonktürel açıklamaların ötesinde, üçüncü bir açıklama çok daha fazla öne çıkıyor: Piyasalar, Trump'ın başkanlığının getirdiği belirsizlikleri hesaba katarak dolarda risk primi kurdular.

Dolar ve diğer para birimlerinin temel denge değerini tahmin etmek adına, her şeyin eşit olduğu varsayımıyla bir para biriminin yaklaşık olarak hangi seviyede işlem görmesi gerektiği konusunda bir süreç geliştirdim. Bu süreç genellikle benim işimi, döviz kurları dünyasında herhangi bir şey ne kadar yardımcı olursa o kadar iyi gördü.  Ve bunun en azından belli belirsiz geçerli olduğu varsayıldığında biz, kurun mevcut değerindeki herhangi sonuç veren sapmanın bir çeşit prim ya da iskontoyu temsil ettiği sonucuna varabiliriz. 

Geleneksel ekonomi teorisine göre döviz kuru, para biriminin satın alma paritesi ile hesaplanabilir: Eğer ki, aynı mal sepeti, aynı miktarda euro ve dolarla satın alınabiliyorusa, bu durumda döviz kuru 1:1'dir. Ancak 1990'ların başında, bu yaklaşımın yetersiz olduğunu kanaat getirdim çünkü bu görüş, enflasyondan arındırılmış döviz kurunu göz ardı ediyordu.

Béla Balassa, Paul Samuelson ve John Williamson, mükemmel bir dünyada ödemeler ve istihdam dengesini de yansıtan reel döviz kuru dengesini tahmin eden ekonomistler arasındaydı. Ancak, Goldman Sachs'ta görev yaptığım dönemde ben, bu çerçevenin daha basit versiyonunu geliştirdim: Reel Döviz Kurunda Dinamik Denge (GSDEER). Mevcut durumda, euro-dolar için GSDEER değeri €1:$1.20 seviyesinde. Bu da, doların euroya göre yüzde 6-7 daha fazla değerlendiğini gösteriyor.

GSDEER'in yanı sıra ben, ABD ve Euro Bölgesi arasındaki reel faiz oranı farkını da hesaba katarak ekonomik denge oranını düzenleyen arındırılmış GSDEER'i geliştirdim. Karşılaştırma yapmak için hangi faiz oranının daha iyi olduğu veya parasal genişlemenin etkileri tartışmalı bir konu.  Ancak enflasyon beklentileriyle düzenlenmiş 10 yıllık devlet tahvili türevini kullanmak için iyi bir neden görmüyorum.

Euro-dolar için arındırılmış GSDEER, 7 Haziran itibariyle €1:$1.0590 seviyesindeydi. ABD para biriminin o gün euro karşısında 1,1250 dolardan işlem gördüğünü göz önünde bulundurursak, dolar, normalde olması gerekenden yüzde 6 daha zayıf.

Tabii ki yüzde 6, çok belirleyici bir fark değil ve bu sonucun hiçbir anlamı olmayadabilir. Dolarda boğa olanlar, (Büyük ihtimalle birçok önyargıları da var) bugünün dolar satın almak için doğru zaman olduğunu söyleyebilir. Haklı olabilirler. ABD ekonomisi daha hızlı oranda büyümeye başlayabilir; Trump, büyüme artırıcı politikalarını yasalaştırabilir ve Avrupa'nın büyümesi giderek azalabilir.

Diğer taraftan Avrupa Bölgesi çarpıcı çıkışını devam ettirebilir ve Trump yönetimi hayal kırıklığı yaşamaya devam edebilir. Dahası Trump’ın planlanan politika çerçevesi yükselen bir risk primi ile karşı karşıya kalabilir. Hisse senedi piyasası yeni rekorlara ulaşmaya devam eder, ABD tahvil getirileri gevşerken, bundan emin olmak için hala çok erken. Fakat eğer Trump yönetimi planlı bir şekilde izolasyon politikasını yürütürse, özellikle ABD’de sürekli düşük olan iç tasarruflar ve net yabancı sermayeye olan yüksek bağımlılık dikkate alındığında dolardaki yüksek risk primi gerekçelendirilmiş olacak.

Bazı ekonomistler, kişisel harcamaların GSYİH’nin yüzde 70’ini oluşturan bir ekonomide ABD’nin sürdürülebilirliği sağlayamayacağına uzun bir süre inanmışlardı. Ve 2008-2009’daki kısa bir dönemde, ABD ekonomisi, tüketicinin hakimiyetini indirmesi durumunda oldukça işlevsel olacak yapısal düzenlemelerin kıyısındayken, durum böyle göründü. Neyse ki en kötüsü önlenmiş oldu. Fakat neredeyse 10 yıl sonra, ABD’de iç tüketim yeniden GSYİH’nin yüzde 70’inden fazlasını oluşturdu.

GSYİH’nin içindeki tüketim payını daha kabul edilebilir bir seviyeye çekmenin iyi ve kötü yöntemleri vardır. İyi yöntem ABD için daha az ithalat, daha çok ihracat yapmak ve içerideki tasarrufları ve yatırımları artırmaktır. Kötü yöntem ise – özellikle Amerikan tüketicileri için- kavgayı seçmek ve dünyanın geri kalanından soyutlanmaktır. Trump ve danışmanları bu doğrultuda daha iyi olanı yapabilir.


*  Jim O'Neill, Project Syndicate için kaleme aldığı bu makalesinde "Trumping the Dollar" başlığını kullanmış olup, Türkçe'ye birebir çevirisi "Doların Trumplaşması"dır. Ancak İngilizce'de "trump" kelimesi "koz" veya "gölgede bırakmak" anlamında da kullanılır.  

** Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve BusinessHT'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değil, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Yukarı

Business HT×