BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

İlginç reklam yöntemleri

Trendyol'un son reklam kampanyası, markaların tanıtım için uyguladığı sıradışı yöntemleri tekrar gündeme getirdi

UĞUR BATI* 27 07 2015, 11:08

Türkiye’nin en büyük özel alışveriş sitelerinden olan Trendyol, Twitter’da hayli dikkat çekici, hayli riskli bir uygulamaya imza attı.

Markalarına ünlülere parayla tweet yazdıran Trendyol, kendine bu sefer öyle bir marka yüzü seçti ki, görenleri şaşkınlığa düşürdü. Trendyol, rakiplerinin aksine kendine moda blogger’ları ya da medyatik isimler yerine Twitter’ın en tartışılan ünlülerinden birini, Tanrı CC’yi seçti.

Müşterileri, @trendyol indirimleriyle “sevap pointleri” topluyorlardı. Bu tweetle 60 binden fazla takipçisine seslenen Tanrı CC hesabı, takipçilerinden gelen “Sen de mi kapitalist düzene uydun Tanrım?” gibi tepkiler aldı.

Asıl soru şu: Trendyol bu çok cin olduğu düşündüğü fikrin tortuları da bittiğinde müşteri zihnindeki geri dönüş nasıl alacak?

Peki amaç dikkat çekici marka davranışı ise bir Twitter’ın popülaritesini göz ardı etmek imkânsız, peki ya Divitter’ın?

“Tweet uçar, divit kalır!” sloganı ile iki Türk girişimci tarafından 2 Eylül 2012’de hayata geçirilen Divitter’da rastgele seçilen tweetler karikatürize edilerek yeniden yorumlanıyor. Sonuç mu? Yeni bir sosyal medya girişimi olan Divitter, Twitter’ın doğası gereği yazılanların bir süre sonra unutulduğu gerçeğinden yola çıkarak, rastgele seçtiği tweet’leri karikatürize ederek kalıcı kılmayı hedefliyor.

Divitter.com, 2 Eylül tarihinde beş divit yayına alınarak açıldı. Türkiye’de bir ilk olan bu özgün girişim, sos- yal medya kullanıcıları tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Bir ayda 35 tweet sahibini gülümseten Divitter, şimdiden binlerce takipçiye ulaştı. divitter.com bir aylık serüveni sonunda reklam desteği kullanmadan aylık 10.000 üzerinde sayfa gösterimine ulaşırken, twitter/@divitter_’da 2.450 takipçi kazandı.

Aslında dikkati çekti...

Dijital müşteri, manuel reklamcı!

Sony ise yeni Sony Xperia Acro S adlı telefonunu tanıtmak ve gerçekten su geçirmez olduğunu kanıtlamak için farklı bir yol seçerek tüketici için efsaneleşecek bir yola başvurmuş. Zaten James Bond Skyfall filminin sponsoru olan Sony Xperia, filmi izlemeye gelenlere salona gelmeden önce içecek dağıtmış, fragmanlar yerine de ürünün tanıtımı yapmış. Bu içeceklerden birinin içerisine su geçirmeyen Acro S modeli saklanmış. Tanıtım sırasında içeceğin içerisindeki telefon aranarak şanslı izleyiciye ulaşılmış ve tabii ki telefon o şanslı kişiye hediye edilmiş.

Sony tüketicisiyle birebir kurduğu bu iletişim şekliyle tüketicilere farklı bir deneyim yaşattığı ve o salondaki birçok kişinin ilgisini çektiği, ayrıca ağızdan ağıza bu deneyimi yaşayanların çevreleriyle paylaşacağı bir marka tanıtımını yapmayı başarmış.

Peki ya rakiplerinin hâlâ “kapağımın altında boş yok” diyerek çeşitli sanatçı kombinasyonları ile hediyeler verdiği bir dünyada Coca Cola ne yaptı? Değerlerini kullanarak insanları gülümsetecek başka bir uygulama ve reklam stratejisi oluşturdu. Belki izlediğinizde bir kısmının gerçek, bir kısmının ise bilerek olduğunu düşünseniz de hayata tat katmayı hedefleyen Coca Cola güvenlik kameralarına takılan komik ve eğlenceli görüntülerle dünyayı daha iyi algılamamızı sağlıyor. Böylece iyi bir dünyaya inanmak için bir milyon neden bulabileceğimizi işaret ediyor.

Pazara değil mezara kadar Apple yanımızda!

Böyle dedim çünkü iPad’in en son kullanım alanı mezarlık.

Evet, yanlış okumuyorsunuz: M-E-Z-A-R-L-I-K.

İngiliz mezar taşı ustası Ken Howe, ürettiği mezar taşının üstüne iPad yerleştirdi. Güneş enerjisi panelleri sayesinde şarj olan iPad, ölen kişinin fotoğrafını gösterip, sevdiği şarkıları çalmasını sağlıyor. Daha sonrasını düşünmek istemiyorum, ancak farklılık yaparak farkındalık yaratmak konusunda oldukça dikkat çekici!

Artık bir yönetim efsanesi olan Coca Cola’dan Joe Tripodi konu ile ilgili durumu şu şekilde yorumluyor: “‘Kalabalığın ruhunu’ anlamazsanız, ondan korkarsanız ya da görmezden gelirseniz, başınızı kuma gömerseniz yandınız demektir. Çünkü burada kaçmanızın mümkün olmadığı bir güçten bahsediyoruz. Sokakta neler konuşulduğunu sürekli takip etmeli, dinlemeli ve onun bir parçası olmalısınız. Birileri Twitter ya da Facebook’ta hakkımızda iyi ya da kötü şeyler söyleyebilirler. Hepsine mümkün olduğu kadar kısa sürede yanıt vermek istiyoruz. Bunun yanı sıra tüketicinin satın alma alışkanlıkları da hızla değişiyor. Bir ürünü önce internette beğeniyor, sonra mağazaya gidip bakıyor, sonra dönüp tekrar internetten satın alıyorlar. Bu psikolojiyi anlamak biraz zaman alacak gibi görünüyor.”

----

*Marka uzmanı

Yukarı

Business HT×