BIST 100 76.031 % 0,79
USD/TRY 3,3840 % -0,17
EUR/TRY 3,6488 % 0,08
Piyasalar
76.031
% 0,79
3,3840
% -0,17
3,6488
% 0,08
1,0777
% 0,22
10,66
-0,16
1.178,22
% 0,36
53,03
% 0,06

Bankacılıkta yitirilen cazibe

HSBC'nin satış fiyatı bankacılık sektörünün kaybolan cazibesinin bir göstergesi

AÇIL SEZEN 23 07 2015, 10:03

 Bu çıkışın nedeninin sadece bankanın karsızlığı olmadığını, küresel strateji değişikliğinin bir parçası olduğunu aktarmıştık. 

Bu nedenle düşündürücü olan, HSBC'nin Türkiye'den çıkışından ziyade, çıkarken oluşan fiyat.  , ING'ye satış fiyatının 750 milyon dolar olduğunu söylüyor. Fiyatın gerçekten de buralarda (belki çok az üstünde) olduğunu konuştuğumuz kaynaklar da teyit ediyor. 

Banka satışlarında incelediğimiz iki dikkate değer rakam var. Bunlardan biri, satış fiyatının bankanın defter değerinin ne kadarına denk geldiği. HSBC için bu oran 0,8 ile sınırlı kaldı. 

Ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek için daha önce yapılan banka satışlarının hangi çarpanlarla gerçekleştiğini hatırlayalım: 

ING, Türkiye'de Oyakbank'ı satın aldığında bu çarpan kaçtı? 3.6!

BANKALARIN ALTIN DÖNEMİ

Dexia, Denizbank'ı 2006 yılında 3.9 çarpanla satın almıştı. 

Citi, Akbank hisselerini satın aldığında çarpan 2.98 idi. 

EFG Eurobank, Tekfenbank'ı 3.68 çarpan ile almıştı. 

Yani fiyatlar ciddi şekilde yükselmiş, hatta uçmuştu. O dönemde bankaların özsermaye karlılıkları elbette çok daha yüksek, neredeyse yüzde 30'lardaydı. Faizin yüzde 70'lerden yüzde 10'lara indiği ortamda herkesin koyduğu sermayeden çok yüksek para kazanma imkanı vardı, bu da çarpanlara yansıyordu. 2005-2007 bankacılığın altın dönemiydi. Elbette o dönem yurtdışındaki bankalarda da değerlemeler yüksekti, hatırlatmak gerekir. 

İKİNCİ TUR SATIŞLARDA ÇARPAN DÜŞTÜ

2010'dan sonra bankalarda ikinci tur satışlar gelmeye başladı. Özsermaye karlılığının yüzde 15'lere indiği dönemde bankaların satış çarpanları 1.5'lar seviyesine geriledi. Örneğin Dexia, 3,9 çarpanla aldığı Denizbank'ı Sberbank'a sattığında bu rakam 1.3 ile sattı. Citi'nin Akbank hisselerini sattığı çarpan 1'lere kadar gerilemişti. 

Böyle bakıldığında HSBC satışı, bankacılık sektöründe özsermaye karlılığının ciddi şekilde gerilediği ve bunun fiyatlara yansıdığı bir trendin en sert örneği kabul edilebilir. 

YÜZDE 1 PAZAR PAYI 10 YIL ÖNCEYE DÖNDÜ

HSBC'nin satış fiyatının ne kadar düşük olduğuna dair diğer bir analiz, yüzde 1'lik pazar payına ödenen miktar. HSBC Türkiye'nin pazar payı yaklaşık % 2. Satış fiyatı ile oranlarsak, ING'nin yüzde 1 pazar payı için yaklaşık 375 milyon dolar ödediği görülüyor. 

ING'nin Oyakbank'ı 2007'de aldığında yüzde 1 pazar payı için ödediği tutar ise 1.1 milyar dolardı. 

Yeni dönem Türkiyesi'nde yabancıların yaptığı ilk alım 2004 yılında BNP Paribas'ın TEB'i alımıydı. Dolayısıyla en düşük fiyatla yapılan satış da buydu. O satışta yüzde 1 pazar payı için ödenen tutar 370 milyon dolardı. HSBC satışı, bu göstergenin Türk bankacılık sektöründeki fiyatlamayı yeniden 10 sene öncesine taşıdığı şeklinde de yorumlanabilir. 

Türk bankacılığının bu resmi o nedenle daha dikkatli okumasında yarar olabilir. 

HSBC NE KOYDU, NE ALDI?

Türk bankacılık sektörü açısından durum böyle. Peki, HSBC açısından bu satış ne ifade ediyor? 

HSBC, Demirbank'ı kriz sonrasında 300 milyon dolara aldı. Buna 2002 yılında 75 milyon dolarlık Advantage Card satışını ekledi. Aradan geçen sürede bankaya 1.2 milyar dolar sermaye koydu. Yani yaklaşık 1.6 milyar dolarlık bir net yatırımdan söz ediyoruz. 

Satış tutarı olan 750 milyon dolar, bunun yarısına razı olunduğunu gösteriyor. Elbette bu süre zarfında edilen karlar ve izin verilen dönemde yapılan temettü ödemeleri buna eklenebilir. 

Ancak bu rakamlar, HSBC'nin son 15 yıllık Türkiye serüveninde en iyi olasılıkla küçük bir zarar ya da başabaş ile çıktığını söylüyor. 

Yukarı

Business HT×