BIST 100 74.550 % 1,29
USD/TRY 3,5136 % -0,30
EUR/TRY 3,7827 % -0,30
Piyasalar
74.550
% 1,29
3,5121
% -0,35
3,7812
% -0,33
1,0764
% 0,00
10,92
-0,08
1.170,68
% 0,03
54,91
% -0,05

Euro'nun sonu mu?

Politik hırsların egemen olduğu Euro Bölgesi'nde Yunanistan gibi birçok Avrupa ülkesi, uygulanan politikalar nedeniyle ciddi ekonomik problemlerle karşı karşıyalar

WOLFGANG MÜNCHAU - FT 13 07 2015, 16:52

Haftasonu, çoğumuzun inandığı ve olacağını düşündüğü birçok şeyi yerle bir etti. Alexis Tsipras'ı yenilgiye iten kreditörler, rejim değişikliği ya da Yunanistan'ın Euro Bölgesi ile ilişkisini tehlikeye sokmakla beraber birçok şeye neden oldular. Euro Bölgesine zarar verdiler. Demokratik politik birlik kurma yolunda bir adım olan para birliği fikrini ortadan kaldırdılar ve 19. ve 20 Avrupa'sındaki ulusalcı güç kavgasına dönüştürdüler. Uygulanan ortak para birimi politikasıyla Almanya'nın çıkarına hareket eden Euro bölgesi zehirli bir sabit kur sistemine indirgendi. Bu sisteme karşı çıkanlar kati bir aşırı yoksulluk tehtidiyle karşı karşıya kalıyordu. Geçtiğimiz hafta sonuyla ilgili denebilecek en iyi şey rejim değişikliğinde ısrar edenlerin acımasız dürüstlüğüydü.

Fakat, buradaki konu ne sözü geçen acımasızlıktı ne de Yunanistan'a uygulanan kapitülasyonlardı. Burada esas değişen, Almanya'nın önerdiği çıkış planıydı. Finans bakanı Wolfgang Schäuble Cumartesi günü "mola" olarak adlandırdığı zaman-sınırlı çıkış planı konusunda ısrar etti. Bu öneri duyduğum en delice olanlarından biriydi. Bir üye ülke, diğerini üyelikten çıkarmaya çalışıyordu. Bu Euro bölgesinde rejim değişikliğini işaret eden gerçek bir darbeydi.

Resmi bir Grexit'in şu an için rafa kalkması esaslı değil. Yunan ve Avrupa parlamentolarında yanlış giden birçok şey politik kazalara neden olarak Grexit konusunu tekrar masaya getirecek. Yunanistan'daki ekonomik ortodokslukla mücadele eden her ülke aynı problemlerle karşılaşacak. 

Bu bize 90'ların eski döviz kuru mekanizmasını hatırlatıyor. Öncelikli olarak Almanya'nın çıkarına çalışan ve ülkeleri esir alan bu sistem İngiliz pound'unun ve geçici olarak İtalyan lirasının da çıkısına neden oldu. Arda kalan ise, Almanya'nın ekonomi politikalarına uyum sağlamaya çalışan ülkelerden oluşan bir koalisyondu. İngiltere ise bu yüzden ayrılmak zorunda kaldı. 

Peki şimdi Yunanlılar ne yapmalılar? Bir anlığına  kemer sıkma politikalarının olası etkileri, büyüme üzerine ekonomik reformlar üzerine olan tartışmaları unutun ve kendinize şu basit soruyu sorun; Size hükümetin desteklemediği, halkın referandumda reddettiği ve düpedüz politik şantaj uygulandığı bir ekonomik reform programı yürüyebilme ihtimali var mı?

Euro bölgesinin geri kalanı için olası sonuçları en azından tedirgin edici. Yakında kendimize şunu soracağız; güçlünün zayıfı sindirdiği bu yeni Euro bölgesi sürdürebilir olacak mı? Önceden, olası ayrılmaya karşı en güçlü argüman, üye ülkelerin arasında güçlü politik bağlılıktı. İtalyanlara neden Euro bölgesindesiniz diye sorulduğunda çok azı ekonomik yararına dikkat çekti. Onlar sadece Avrupa entegrasyon projesine dahil olmak istediler. 

Fakat, politik amaçları bir kenara bırakırsanız, farkli bir yargıyla sonuca varabilirsiniz. Salt ekonomik bakış açısıyla, biliyoruz ki euro Almanya'ya yaradı. Hollanda ve Avusturya'da kısmen finansal bir instabilite yaratsa da bu iki ülkede de kısmen yaradı.

Fakat, İtalya'da tam anlamıyla bir ekonomik felaket yarattı. 1999'da Euro bölgesine katıldığından beri, ülkede adeta verimlilik artışı gözlenmedi.Yapısal reformların eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorsanız, o zaman İtalya'nın 1999'dan önceki büyüme rakamlarına nasıl ulaştığını açıklamanız gerekir.İtalya'da çoğunluğun üç yıl içinde para birliğini destekleyeceği konusunda emin olabilir miyiz?

Euro Finlandiya'da da işe yaramadı. Yapısal reformlarda dünya şampiyonu olan Finlandiya'nın ekonomisi, bir zamanlar birinci cep telefonu üreticisi Nokia'nın yerini kaybetmesiyle düşüşe geçti. Fransa, euro'nun ilk yıllarında iyi bir performans gösterdi. Fakat, o da ısrarlı cari açık ile uğraşıyor. Euro'nun optimal olmadığı ülke sadece Yunanistan değil. 

Euro bölgesi ekonomik ve politik birlik kurma hırslarından ayrı tutulduğunda, üye ülkelerin yararlarını ve masraflarını tarttığı bir faydacı projeye dönüşüyor. Tıpkı İngiltere'nin AB üyeliğinin avantaj ve dezavantajlarını değerlendirdiği gibi. Böyle bir sistemde, biri bir şekilde ayrılmak isteyecektir. Olası ayrılığı önleyecek güçlü politik bağlılık da yok olacaktır.

Yukarı

Business HT×