BIST 100 76.031 % 0,79
USD/TRY 3,3899 % 0,01
EUR/TRY 3,6503 % 0,12
Piyasalar
76.031
% 0,79
3,3899
% 0,01
3,6503
% 0,12
1,0765
% 0,11
10,66
-0,16
1.175,07
% 0,09
53,00
% -1,72

Tantrumdan niye korkuyoruz?

ABD, Avrupa ve Japonya Merkez bankaları'nın aynı dönemlerde para politikalarını sıkılaştırma ihtimali piyasalarda yeni bir "taper tantrum" korkusunu a

MANOJ PRADHAN* - FT 10 06 2015, 11:17

2013 yazında yaşanan “taper tantrum” çıkış politikası iletişimi üzerine çok öğretici bir deneyim oldu. O zamandan bu yana sadece Fed değil tüm büyük merkez bankaları piyasaların aşırı tepki vermesini gerektirecek hiç bir şey yapmama konusunda çok dikkatliler.

Ekonomiler uygun zaman geldiğinde para politikasının sıkılaştırılması da inanılmaz derecede kademeli olacak gibi gözüküyor. Kademeli bir çıkış ve dikkatli iletişim bir araya geldiğinde yeni bir taper tantrum görülme riskini ortadan kaldırmalı – en azından merkez bankaları ve yatırımcılar öyle olacağını umuyor.

O zaman neden sadece bir değil, üç bileşenli bir taper tantrumdan korkuyoruz? Çünkü merkez bankalarının başarılı olunması halinde ortaya çıkacak beklenmedik durumlara karşı bir önlem planları yok. Kısmi bir başarı, yani büyümenin tamamen canlanması yerine sadece dengelenmesi dahi parasal gevşeme programından sakin bir çıkış için yaptıkları pürüzsüz planları altüst edebilir.

ABD'de faiz artırımını destekleyecek veriler ile Euro Bölgesi ve Japonya'da ekonomik büyümenin dengelenmesinin bir araya gelmesi üçlü taper tantrum riskini artırmaya yeter. Haydi bu argümanı üç aşamada inceleyelim.

İlk olarak, G3 ekonomilerinde triple tantrumu yaratabilecek şartların bir araya gelme olasılığı ne? ABD verileri zayıf seyrediyor, ama düzelebilir. Tüketiciler, petrol fiyatlarındaki düşüşten elde edilen parayı harcamak yerine biriktirdiler. Yakın zamanda yayınlanan anketler, petrol fiyatlarının düşük kalacağına güvenlerinin çok az olduğunu ve bunun sonucu olarak tüketici kıstıklarını gösteriyor. Eğer fiyatlar daha fazla toparlanmazsa, düşüşün kalıcı olduğuna ikna olur ve tüketimi artırabilirler.

Yatırım tarafında ise, enerji üreticileri dramatik bir tepki vererek, önden yüklemeli olarak yatırımlarını kıstılar. Enerji yoğunluklu imalatın artması durumunda zayıf seyreden sermaye birikimi artışı da düzelebilir.

Euro Bölgesi ve Japonya'da büyümenin dengelenmesi ve deflasyonel risklerin azaltılması çok daha kolay, çünkü her iki ekonomide de para politikası konjektüre uygun seyrediyor. Hem Euro Bölgesi'nde hem de Japonya'da büyüme, zaten merkez bankaları piyasa beklentilerini çok üzerinde parasal genişleme programları başlatmadan önce dip yapmıştı. Peki 2015'te kaç kere Japonya ve Euro Bölgesi'nde deflasyon riskinden bahsettik? Çok fazla değil. Geçen yılın ikinci yarısında ise hepimizin tek bahsettiği şey buydu.

İkincisi, G3 ekonomilerinin parasal politika eğilimlerinde gözle görülür bir değişim başladı bile. Geçen yılın ikinci yarısına iyimser yorumlar ve AMB ve BoJ tarafından beklenenden büyük parasal politikaların açıklanması damgasını vurmuştu. ABD ekonomisinin ticaret ortaklarından deflasyon ve zayıf ekonomik büyümesi ithal etmesinin yarattığı riskleri fark eden Fed, uygun bir şekilde daha az agresif bir duruşa geçti.

Eğer büyüme Avrupa ve Japonya'da dengelenir, ABD'de de iyileşirse, AMB ve BoJ'un daha fazla genişlemeye gitmemesi, Fed'in ise parasal uyumlulaştırma programından çıkmaya başlaması muhtemel. Bu durumda G3 para politikası gevşemeden, kademeli sıkılaşmaya doğru kaymış olacak.

Üçüncü olarak tahminlerimize göre, Fed'in ilk faiz artırımından yaklaşık altı ay sonra yeniden yatırımlarını kısmaya başlaması bekleniyor (Artırımın en erken aralık'ta olmasını bekliyoruz). AMB ve BoJ'un ise tahvil alımlarını 2016'nın ikinci yarısında kısması bekleniyor. Merkez bankası taktik kurallarına bakarsak, veriler ekonomilerin yeterince güçlendiğini gösterene kadar G3 merkez bankalarından hiçbirinin üçlü taper'dan bahsetmesi beklenmiyor. Ve sohbetlerimiz bizi yanıltmıyorsa, bu durum şu anda yatırımcıların radarında değil.

Neden bu gelişmelerin bir “tantruma” sebep olacağını düşünüyoruz? Yakın zamanda tahvil piyasalarında yaşananları düşünün. Alman 10 yıllık tahvilleri Euro Bölgesi'ne had sebeplerle yükseldi.Ancak ABD verileri aşağı yöne işaret etse de Hazine tahvilleri de yükseldi.

Aynı örneği temel göstergelerde görmek de mümkün. Zayıf büyüme, deflasyon ve Euro Bölgesi ve Japonya'daki parasal genişleme, geçen yıl tüm dünyada tahvil faizlerini yükseltti. Geçen haftalarda açıkça gördüğümüz gibi, eğer şu anki aşağı yönlü baskı ortadan kalkarsa, hem ABD hem küresel tahvil faizleri artabilir.Temel göstergelerde daha fazla gerilemeyi engellemek isteyen merkez bankalarının, başarıyla baş edecek bir beklenmedik durum planları yok.

*Morgan Stanley küresel ekonomisti

Yukarı

Business HT×