BIST 100 73.261 % 2,12
USD/TRY 3,0325 % -1,09
EUR/TRY 3,3283 % -1,06
Piyasalar
73.261
% 2,12
3,0325
% -1,09
3,3283
% -1,06
1,0973
% -0,04
9,44
-0,16
1.316,66
% -0,51
45,56
% -0,28
Apple Yunanistan'ı alabilir!
Apple'ın Yunanistan'ı satın alabilecek olması bir şaka, ancak mantıklı bir karar olabilir
LEONID BERSHIDSKY – BLOOMBERG 12 05 2015, 11:55

Apple’ın elinde bulunan fazladan nakitle Yunanistan’ı alması gerektiği yorumları bir şaka olarak başladı, ancak bitecek gibi gözükmüyor.

Ama şurası bir gerçek, eğer büyük Amerikalı şirketler ve Avrupalı politikacıların hayal güçleri olsaydı, büyük olasılıkla Yunanistan’ı neredeyse batıran mali sorunlara herkese yararlı olacak bir çözüm bulabilirlerdi.

2012 yılında Apple'ın genel toplantılarından birine katılan bir yatırımcı, Apple CEO’su Tim Cook’a hiç şirketin gittikçe büyüyen nakit sermayesini (o dönemde 97.6 milyar dolardı) Yunanistan’ı satın almak için kullanmayı düşünüp düşünmediğini sormuştu. Tim Cook ise pek çok şeyi değerlendirdikleri ancak Yunanistan’ı almayı düşünmedikleri yönünde cevap vermişti. Tabii ki bütün bir ülkeyi satın almak romanlarda bile mümkün değil gibi görünüyor. Iain Banks’in “The Business” isimli romanında da buna benzer bir anlaşma başarısız olmuştu; tabii ki romanda hedef belirsiz bir Himalaya krallığıydı, Yunanistan gibi eski bir demokrasi değil.

Sonuçta herkes bu öneriye güldü ve geçti. Yunanistan’ın durumu tarihteki en büyük mali yardımı aldıktan sonra kısa süreliğine de olsa düzelmiş, ve Yunanistan’a borç veren özel bankalar ve kredi kuruluşları borcun bir kısmını silmeyi kabul etmişti. Ancak Yunanistan’ın ekonomosi büyüyemedi ve ülkenin gayrısafi milli hasılasının yüzde 175’i haline gelen borç yükü sürdürülemez olmaya devam etti.

Bu sırada Apple ise değerini ikiden de fazlaya katlayarak 194 milyar dolara çıkardı. Şirket her ne kadar hissedarlarına cömert temettü ödemelerinde bulunuyor ve stoklarını geri alıyorsa da, nakit birikimi artmaya devam ediyor. Bu meblanın hepsini yatırıma aktarmanın bir yolu yok. Yıllardır Cook şirketin hazırlamak üzere olduğu mucizevi ürünlerden bahsetse de ortaya konulanlar, ortalama bir müzik streaming servisi, gereksiz pahalı bir saat zaten ve varolan ürünlerde küçük ilerlemeler. Bunların üretimi de çok anlamlı bir sermaye gerektirmiyor. Apple araba – veya uzay gemisi – üretmeye başlamadıkça nakit biriktirmeye devam edecek.

Bu durum diğer pek çok Amerikan şirketi için de geçerli. Finansal olmayan Amerikan şirketleri toplamda 1.73 trilyon dolar nakidi elinde bulunduruyor ve bu rakam bir önceki seneye göre yüzde 4 daha fazla. Moody’s Yatırım Servisleri’nin yakın zamandaki bir raporuna göreyse bu meblağın 1.1 trilyon doları en büyük 50 şirketin elinde bulunuyor. Apple, Microsoft, Google, Pfizer ve Cisco toplamda 439 milyon dolara sahip.

Bu paranın büyük bir kısmı deniz aşırı tutuluyor çünkü Amerika’ya geri getirilmesi demek yüzde 35’lik ABD vergisi ödenmesi anlamına geliyor. Harcamak, hatta hissedarlara geri vermek bile, bir zorluk teşkil ediyor. Kimse Amerikan vergi sisteminin yakın zamanda değişmesini ve bu sorunun halledilmesini beklemiyor.

Dolayısıyla, en büyük beş nakit sahibi şirketin hem Yunanistan’ı kurtarması hem de bu süreçte kendilerine yardım etmesi fikri merak uyandıran bir olasılık.

Yunanistan’ın borcunu idare edilebilir bir seviyeye, gayrısafi milli hasılasının yüzde 70’ine, indirmesi için yaklaşık 190 milyon euroya (212 milyon dolar) ihtiyacı var. Bu miktar en çok nakit sahibi beş şirketin toplam sermayesinin yüzde 48’ine denk geliyor. Borcunu ödemek için ise Yunanistan, bu beş firmaya özel bir kurumlar vergisi anlaşması sunabilir ve daha düşük vergiler teklif edebilir. Apple İrlanda’yla buna benzer bir vergi anlaşmasına sahip ancak bu anlaşma Avrupa Birliği tarafından soruşturma altında ve muhtemelen sona ermeye mahkum. Ancak Yunanistan’ın durumu farklı olabilir çünkü Yunanistan’ın en büyük borç verenlerinden biri olan Avrupa Birliği’nin Amerikan şirketleri için bir istisna yapmayı ve Yunanistan’ın mali sorununu çözmeyi tercih etmesi muhtemel. ABD’nin de bu anlaşmaya itirazı olabilir ancak Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) en büyük hissedarı olarak eğer Yunanistan borçlarını ödeyemezse en çok para kaybedecek taraflardan biri de ABD, ve Yunanistan’ın eurozonedan ayrılmasının getireceği istikrarsızlık Amerikan’ın yararına olmayacaktır.

Toplam birikmiş nakitlerinin yarısından azına karşılık – ve Amerikan vergilerine ödeyecekleri miktardan sadece yüzde 13 fazlasına – bu şirketler ise zaman sınırsız ve değişmez bir düşük vergi garantisine sahip olabilirler.

Yunanistan ise hem borç konusunda rahatlığa ulaşıp hem de bu büyük şirketlerin Avrupa merkezi haline gelebilir. Pek çok yönetici ılıman deniz kenarına taşınmayı mutlulukla kabul edecektir ve Yunanistan ise başka şirketleri de çekecek ve istihdamı arttıracak güçlü bir teknoloji merkezinin temellerini atmış olacaktır. Bu yardım sayesinde Yunanistan, Avrupalı alacaklılarının talep ettiğinden daha az tassarruf politikaları izleyebilir. Ancak Yunanistan yine de verimsiz kamu hizmeti politikalarını reform edip daha iş dostu hale gelmeli, yoksa teknoloji devleriyle çalışmanın faydalarını kaçırmaya devam edecektir.

Bu mali yardımın referanduma koyulsa Yunanistan halkı tarafından kabul edileceğinden çok eminim.

Bu çözümü yerine getirmek için tek gereken biraz esnek olmak. Maalesef esneklik, Yunanistan krizine dahil olan tüm tarafların yeterince sahip olmadığı bir özellik. Dolayısıyla Yunanistan iflasa doğru sendelerken Amerikan şirketleri ise nasıl harcayacaklarını bilmedikleri kadar nakit biriktirmeye devam edecekler.

Yukarı

Business HT×