BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Yeni kehanetlerini yazdı

Nouriel Roubini'nin Project Sydicate'e yazdığı özel yazı

NOURİEL ROUBİNİ - PROJECT SYNDİCATE 04 05 2015, 16:28

Birçok ileri ekonomi ve gelişen piyasalarda zayıf yerel taleple karşılaştığımız bir dönemin yaşandığı bu dünyada politika yapıcılar ekonomik büyüme ve istihdamı ihracat öncülüğünde artırmaya çalışıyorlar. Bu durum zayıf bir para birimi ve bu zayıflığı sağlayabilmek için hem geleneksel hem de alışılmadık para politikaları gerektiriyor.

Yılın başından bu yana dünya genelinde 20'den fazla merkez bankası, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası'nın önderliğini takip ederek para politikalarında gevşemeye gittiler. Euro Bölgesi'nde çevre ülkeler dış açıklarını azaltmak ve büyümeyi yeniden başlatabilmek için para birimlerinin zayıflamasına ihtiyaç duydular. Fakat parasal genişlemenin öncülüğünde euro'da yaşanan zayıflama geçtiğimiz yıl ekonominin yüzde 8'ine dayanan Alman cari fazlasını daha da artırdı. Euro Bölgesi'nin diğer çekirdek ülkelerinde yaşanan dış fazlalarla beraber para birliğinin genel dengesizliği artarak genişliyor.

Japonya'da "Abenomi"nin ilk attığı ok Başbakan Shinzo Abe'nin reform programı çerçevesinde parasal genişleme oldu. Bu adım yeni sert bir şekilde zayıflatırken, yükselen ticaret fazlalarına da öncülük ediyor.

AMB ve BOJ gibi bankaların gerçekleştirdiği parasal genişlemeden dolayı doların üzerinde oldukça yüksek miktarda yukarı yönlü baskı oluştu. Dolar aynı zamanda gelişmiş emtia ihracatçısı ülkelerin para birimlerine karşı da değer kazandı. Avustralya ve Kanada gibi bu ülkeler için düşen petrol ve emtia fiyatları, para birimlerindeki zayıflamayı tetikleyerek ekonomik büyüme ve istihdamı düşük ihracatın etkilerinden koruyor.

Dolar, ekonomik ve mali kırılganlıkları olan gelişen piyasa ekonomilerinin para birimlerine karşı da değer kazandı: ikiz mali ve cari açıklar, yükselen enflasyon ve düşen büyüme, yüksek miktarda yerel ve dış borç, ve siyasi istikrarsızlık. Çin geçtiğimiz yıl kendi para biriminin de dolar karşısında değer yitirmesine izin verirken, yavaşlayan üretim büyümesi, hükümetin para biriminin daha fazla değer kaybetmesine izin verme ihtimalini de artırıyor.

ABD'li politika yapıcılar, ülkenin büyüme görüntüsü Japonya ve Avrupa'dan daha iyi olduğu için son dönemlere kadar doların güçlü olmasından pek rahatsızlık duymamışlardı. Fakat artık işler farklı görünüyor ve ABD'li yetkililer faiz artışına dair tereddütlerini sesli biçimde dile getirmeye başlıyorlar. Dolar herkesin beklediğinden daha hızlı değer kazanırken, net ihracat, enflasyon ve büyümeye olan etkisi herkesin beklediğinden daha büyük ve daha hızlı oldu. Daha da ötesi, güçlü yerel talep gerçekleşmedi, tüketici harcamaları birinci çeyrekte zayıf kaldı ve sermaye harcamaları ve konut harcamaları daha da geriledi.

Sonuç olarak ABD, doların daha fazla değer kaybetmesini engelleyebilmek için kur savaşlarına katılmış oldu. Fed yetkilileri dolardan bahsederken artık net ihracatı, enflasyonu ve büyümeyi etkilediğini açıkça dile getiriyorlar. Bunun da yanında ABD, Almanya ve diğer Euro Bölgesi hükümetlerini bilerek euroyu zayıflattıkları gerekçesiyle eleştirmeye de başladı.

Kur sürtüşmeleri ticaret sürtüşmelerine ve ticaret sürtüşmeleri de eninde sonunda ticaret savaşlarına yola açabilir. Bu durumda son dönemlerde yeni ticaret anlaşmaları imzalayan ABD için bir sorun yaratabilir.

Hükümetler yerel talep üzerinden büyümeyi destekleyecek politikaları seçselerdi dünya daha güzel bir yer olurdu. Fakat bu durum politika yapıcıların para politikasına daha az, akılcı mali politikalara daha fazla eğilmelerine neden olurdu. Maaş ve işçi gelirini artıran gelir politikaları bile kur zayıflatmaktan daha iyi bir yerel büyüme politikasıdır.

Yukarı

Business HT×