BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,36
% 0,87

Resesyonun sebepleri

Resesyona dair farklı ekollerden farklı cevaplar var. Ancak gerçek sebepleri ne?

NOAH SMİTH – BLOOMBERG 15 04 2015, 14:47

Bir keresinde bir restaurantta otururken ünlü bir makroekonomiste sordum: “Resesyonlara tam olarak ne neden olur?”

Cevabı çok hızlı geldi: “Yatırıma yönelik açıklanamayan şoklar.”

Aslında bunun cevabını tam olarak bilmiyoruz. Piyasanın kendi kendisini uyarladığını ve mükemmel olduğunu ve hükümetin yardımına ihtiyacı olmadığını düşünen bazı insanlar resesyonların doğal, hatta sağlıklı bir süreç olduğuna inanıyorlar. Resesyonlar belki teknolojik süreçlerin hızında meydana gelen değişikliklere verilen cevap, belki ilerlemeye verilen cevap veya belki de yaratıcı bir patlamaya verilen cevap olabilir. Piyasanın biraz yardıma ihtiyacı olduğunu düşünen diğerleri ise piyasaların uğradığı şoklara kendisini adapte etmesine yönelik engellerin bu resesyonlara yol açtığına inanıyor.

Piyasa kendisini fiyat mekanizması üzerinden yeni şartlara uyarlıyor. Eğer bir şeyin maliyeti yükselirse bunun fiyatı da yükselir. Eğer talep düşerse bir malın pazardaki fiyatı da düşer. Eğer piyasanın kendi kendisini doğal olarak düzenlemediğini göstermek istiyorsanız fiyatların olaylara otomatik olarak cevap vererek kendi kendilerini uyarlamadıklarını göstermeniz en kolay ve en basit yöntem olacaktır. Buna “fiyatların yapışkanlığı” deniyor. Eğer fiyatlar yapışkansa o zaman birilerinin (Fed veya Kongre veya Hazine) piyasaları büyük şoklardan sonra uzun vadeli dengelerine yeniden oturtmaları lazım.

Greg Mankiw ve Lawrence Bell 1994 yılında “Bir Yapışkan Fiyat Manifestosu” isimli yazı kaleme aldılar. Yapışkan fiyatlar makale yazmak için tuhaf bir konu gibi kulağa gelebilir fakat bu yazı minik bir makroekonomik devrimin başlamasına öncü oldu.

Robert Lucas gibi dönemin önde gelen ekonomistlerinden bazılarıysa bu yazıya sert tepki vererek okumayı bile reddettiler. Lucas bir adım daha öteye giderek “Bu yazı hiç bir şeye katkıda bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Fakat yaklaşık 10 yıl sonra yapışkan modelleri giderek güçlendi: kullanımlarını kolaylaştırmak için yeni matematiksel yollar bulundu ve nedenleri daha derinlemesine araştırıldı.

Bu çalışmaların en önemlilerinden bir tanesi ise ekonominin rahat işlemesi için çok fazla fiyat yapışkanlığına ihtiyacınız olmadığının ortaya çıkarılması oldu. Ufak bir fiyat yapışkanlığı bile bildiğiniz teorileri baş aşağı edebilir. Bazı önde gelen ekonomistler fiyatların çok az yapışkan olduğu dönemlerde bile teknolojik ilerlemenin büyümeyi tetiklemeden önce deflasyonel bir ortam yaratarak ekonomiye kısa bir süreliğine zarar verebileceğini ortaya koydu. Zamanla işçi arayışı gibi diğer ekonomik mekanizmalar teoriye eklendikçe büyük resesyonların ortaya çıkması için gereken fiyat yapışkanlığının oranı da azaldı. 

Yapışkan fiyat modelleri merkez bankalarında kullanılan dominant modeller haline geldi. Rahatça uyarlanan, 1980’li yılların esnek fiyat modelleri artık neredeyse hiç kimse tarafından hiçbir yerde kullanılmıyor.

Yapışkan fiyat modellerine makroekonomik dünyada karşı çıkanlar hala orada veya burada bulunurlar. St. Louis Fed’den Steve Williamson, Büyük Resesyon’un yapışkan fiyatlardan dolayı ortaya çıkması için çok uzun sürdüğünü belirterek yapışkan fiyat modellerinin merkez bankalarında çok yaygın olmasının ustaca yapılmış bir pazarlama taktiğine bağlı olduğunu söylüyor.

Fakat böylesi muhalefetlere rağmen “yapışkan fiyat” teorileri son dönemlerde yaşadıkları popülaritenin tadını çıkarıyorlar. Hikayenin özeti şu; eğer elinizde kanıtlarla beraber teorinizi savunmaya devam ediyorsanız en ortodoks düşünce adamı bile makroekonomi gibi bir alanda bir süre sonra size saygı duymaya başlayacaktır. 

Yukarı

Business HT×