BIST 100 73.968 % 0,79
USD/TRY 3,5298 % 0,25
EUR/TRY 3,7763 % 0,51
Piyasalar
73.976
% 0,80
3,5298
% 0,25
3,7763
% 0,51
1,0696
% 0,30
11,00
0,07
1.167,66
% -0,83
54,82
% 0,66

Roubini Avrupa'yı yazdı

Ekonomist Nouriel Roubini Euro Bölgesi'ndeki toparlanma sinyallerini yazdı

NOURİEL ROUBİNİ – PROJECT SYNDICATE 01 04 2015, 13:09

Euro Bölgesi’nden gelen son ekonomik veriler, toparlanmanın meydana gelmeye başlamış olabileceği sinyallerini veriyor. Bu tırmanışı tetikleyen nedir? Önünde ne tür engeller var? Ve bunu devam ettirebilmek için ne yapmak lazım?

Toparlanmanın en başta ortaya çıkan sebeplerini ayırmak biraz zor olabilir. Geçtiğimiz yıl Euro Bölgesi çift dipli resesyonun eşiğine gelmişti. Son dönemlerde teknik deflasyona girmesiyle beraber Avrupa Merkez Bankası (AMB) agresif bir genişleme için düğmeye bastı ve negatif politika faiziyle parasal genişlemeden oluşan bir kombinasyon yarattı.

Atılan bu adımın mali etkisi hemen görüldü: parasal genişleme beklentileri ve bu genişlemenin başlamasıyla euro sert bir şekilde düştü, Euro Bölgesi merkezi ve çevresinde tahvil faizleri çok düşük seviyelere geriledi ve hisse piyasaları hızlı bir şekilde ralliye geçti. Petrol fiyatlarındaki düşüşün de buna eklenmesi ekonomik büyümeye katkı sağladı.

Buna yardımcı olan başka faktörler de var. AMB’nin kredi şartlarını gevşetmesi bankalar tarafından verilen kredileri artırıyor. Kemer sıkma politikalarından kaynaklanan mali sıkışıklık bu yıl daha az olacak. Öte yandan bankacılık birliğinin başlaması da önemli bir faktör; son stres testleri ve varlık kalitesi izlemelerinin ardından bankalar hem daha fazla likiditeye sahip hem de özel sektöre verebilecekleri daha fazla kredi sermayesine sahip.

Bu faktörlerin bir sonucu olarak Euro Bölgesi’ndeki ekonomik büyüme devam ederken, Avrupa hisseleri de son dönemlerde ABD hisselerinden daha iyi bir performans gösterdi. Euronun zayıflaması ve AMB’nin agresif önlemleri bu yılın sonlarına doğru deflasyon baskısının azalmasını bile sağlayabilir.

Fakat daha sağlam ve sürdürülebilir bir toparlanmanın önünde hala birçok zorluk bulunuyor. En basitinden başlamak gerekirse siyasi riskler bu konudaki ilerlemeyi durdurabilir. Mesela Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nde kalması umut ediliyor. Fakat Syriza önderliğindeki hükümet ve troyka arasındaki zorlu görüşmeler, eğer önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bir anlaşmaya varılamazsa istenmeyen bir kazaya neden olabilir.

Öte yandan Podemos, Syriza benzeri İspanyol parti, İspanya’da hükümete gelebilir. Euro karşıtı popülist sağ ve sol partiler de İtalya’da Başbakan Matteo Renzi’yi zorluyor. Fransa’da ise 2017 başkanlık seçimleri öncesinde aşırı sağ Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen anketlerde iyi bir gidiş gösteriyor.

İstihdamın yavaş yaratılması ve gelir büyümesindeki zayıf ilerleme, kemer sıkma ve reformlara yönelik popülist tepkilerin daha da artmasına neden olabilir. AMB bile Euro Bölgesi’nde işsizliğin 2017 yılında yüzde 9.9 seviyesinde kalacağını bekliyor. Bu rakam 7 yıl önce küresel krizin başlamasının hemen öncesinde yüzde 7.2 olarak gerçekleşmişti. Ve Euro Bölgesi’nin çevre ülkelerinde kemer sıkma ve reformlara yönelik duyulan can sıkıntısı, merkez ülkelerde kurtarma paketlerine yönelik duyuluyor ve her iki durum da Almanya, Hollanda ve Finlandiya gibi ülkelerde euro karşıtı partilere olan desteği artırıyor.

İstikrarlı toparlanmanın önündeki ikinci engel ise Euro Bölgesi’nin “kötü” komşuları. Rusya gittikçe Ukrayna, Baltık ülkeleri ve hatta Balkanlar’da daha agresif bir tavır takınıyor. Diğer tarafta ise Ortadoğu yanmaya devam ediyor: son dönemlerdeki Paris ve Kopenhag terör saldırıları, Tunus’taki yabancılara yönelik saldırılar, Avrupa’ya yüzlerce cihatçının Suriye, Irak ve diğer yerlerden kendi evlerine dönerek saldırılar yapabileceklerini hatırlatıyor.

Üçüncü olarak AMB borçlanma maliyetlerini düşük tutarken, çevre ülkelerdeki özel ve kamu borçları hem yüksek hem de yükselmeye devam ediyor. Dolayısıyla bu ekonomiler için borç devamlılığı orta vadede çözülmesi gereken bir sorun olmaya devam edecek.

Sürdürülebilir ekonomik toparlanmanın önündeki 4. engel Almanya’nın gittikçe artan kısa vadeli teşvik önerilerini reddetmesinden dolayı mali politikanın sıkılaştırıcı kalmaya devam etmesi. Dolayısıyla Almanlar tarafından yapılacak daha yüksek harcamalar çevre ülkelerdeki kemer sıkma önlemleri veya Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker tarafından açıklanan 300 milyar euroluk yatırım planında yaşanacak önemli sıkıntının etkilerinin üstesinden gelemeyecek.

Beşinci olarak yapısal reformlar hala bir kaplumbağa hızıyla yapılıyor ve potansiyel büyümenin önüne geçiyor. Yapısal reformlar her ne kadar gerekli olsa da bunların arasında istihdam piyasasının serbestleştirilmesi gibi bazı reformlar Euro Bölgesi’nde harcamaları azaltarak toplam talebin düşmesine yol açabilir.

Son olarak Avrupa’nın para birliği hala tamamlanmış değil. Uzun vadede bu birliğin sağlanabilmesi için bankacılık birliği, mali birlik, ekonomik birlik ve eninde sonunda siyasi birlik gerekiyor. Fakat Avrupa’da daha fazla entegrasyon sağlama süreci durmuş görünüyor.

Eğer Euro Bölgesi işsizlik oranı 2016 yılı itibariyle hala çok yüksek ve enflasyon oranı AMB’nin yüzde 2’lik hedefinin altında kalır, mali politikalar ve yapısal reformlar kısa vadeli ekonomik büyüme üzerinde yük olmaya devam ederlerse oynanabilecek tek oyun parasal genişlemeye devam etmek olur. Fakat euroda yaşanan zayıflık Euro Bölgesi’nin cari fazlasının daha da büyümesine neden oluyor.

Öyle ki Euro Bölgesi çevre ülkelerinin çoğunun dış hesapları açık vermekten dengeye ve gittikçe artan bir şekilde de fazlaya doğru ilerliyor. Almanya ve diğer merkez Euro Bölgesi ülkeleri zaten geniş fazlalar veriyorlardı; yerel talebi artıracak politikaların olmadığı bir ortamda bu fazlalar yükselmeye devam etti. Dolayısıyla Avrupa Merkez Bankası’nın politikasının ileride ABD ve diğer ticari partnerlerle daha fazla gerginliğe yol açması beklenebilir.

Bu sonucu göz ardı edebilmek için Almanya mali teşvik, altyapıya daha fazla harcama, kamu yatırımı ve daha hızlı maaş büyümesi gibi bazı politikaları ele alarak yerel harcamaları artırmalı. Almanya bunları yapana kadar kimse Euro Bölgesi’ndeki toparlanmanın sürdürülebilir olduğuna dair iddiaya girmesin. 

Yukarı

Business HT×