BIST 100 73.391 % 1,20
USD/TRY 3,5210 % 0,49
EUR/TRY 3,7573 % 0,53
Piyasalar
73.391
% 1,20
3,5210
% 0,49
3,7573
% 0,53
1,0664
% 0,03
10,93
0,10
1.177,43
% 0,49
54,46
% 0,96

İktisatçı gözüyle Çözüm Süreci

LSE İktisat Hocası Kostas Matakos Çözüm Süreci’ni masaya oyun teorisi sistematiği ile yatırdı. Ortaya ‘aracı kurum’ önerisi çıktı. Matakos’a göre gereken, AB gibi yaptırımları olabilecek bir aracı kurum.

BARIŞ BALCI 16 03 2015, 12:55

Oyun teorisi özellikle 20. Yüzyılda Nobelli matematikçi John Nash’in de katkılarıyla ekonomi biliminin ana damarlarından biri olmayı başardı. Teori özellikle ekonomide bilinen kalıpları yok ederek ülkelere özgü çözüm önerileri sunmasıyla dikkat çekti. Özellikle 21. Yüzyıla girildiğinde Washington Konsensüsü olarak bilinen ve tüm ülkelerin serbest dış ticaret rejimi uygulamasını öneren politikaların başarısızlığı üzerine oyun teorileri, akademisyenler tarafından ülkelere özgü dış ticaret politikaları geliştirmekte oldukça başarılı oldu. Son dönemde ise Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis’in ‘oyun teorisyeni’ geçmişiyle tekrar Yunanistan’ın kurtarma paketi pazarlıklarında tekrar gündeme geldi.

Esasen anlaşmazlıkların sonunda her durumda bir kazananın ve bir kaybedenin olmayacağını (oyun teorisi diliyle her oyunun sıfır toplamlı olmadığını) vurgulayan oyun teorisi siyasi anlaşmazlıklar için de çözüm şemaları sunabiliyor. P5+1 ülkeleri ve İran arasındaki nükleer uzlaşma görüşmelerini çözüme ulaştırmak için birçok akademisten ve think tank kuruluşu oyun teorisi yaklaşımları geliştirerek çözüme katkıda bulunmaya çalışıyor.

Peki oyun teorisi Türkiye’nin en sıcak gündemi ‘Çözüm süreci’ için uygulanabilir mi?

London School of Economics’ten ekonomi politik uzmanı ve Türkiye’yi de yakından takip eden ve Türkiye ile ilgili çalışmaları da bulunan öğretim üyesi Kostas Matakos çözüm sürecini oyun teorisi kavramlarıyla Business HT’ye değerlendirdi.

ÇÖZÜM SÜRECİ SIFIR TOPLAMLI OYUN MU?

Kostas Matakos öncelikle oyun teorisini herhangi bir stratejik etkileşimde eksiklikleri görme ya da ilerleme imkanını anlamayı sağlayan, analitik bir araç olarak tanımlıyor. Bu yüzden oyun teorisinin çözüm süreci gibi karmaşık durumlarda çabuk çözümler sunmayacağını belirten Matakos öncelikle tarafların sıfır toplamlı, yani bir tarafın kazanıp diğer tarafın kaybedeceğinin kesin olduğu bir oyunun içinde olmadığına ikna olmaları gerektiğini belirtiyor:

 “Bu tip sorunlar öncelikle iki aktörün de “oyunun” sıfır toplamlı bir oyun olmadığını kabul etmeleri çerçevesinde bir siyasi isteğe ihtiyaç duyar. Böylece taraflar çıkış yolunu gösterecek uzlaşmaya ulaşmak için masaya oturabilirler. Açıkça görülüyor ki eğer iki partiden biri soruna birinin kazandığı diğerinin kaybettiği sıfır toplamlı oyun gibi yaklaşırsa oyun teorisinin iki tarafın kötü bir denklemde kilitlendiği bu ortamda en kötü senaryo dışında tahmin yapmak dışında yapacağı çok katkı olmaz. Ancak uzlaşı yönünde siyasi bir irade varsa oyun teorisi bilgilendirici ve yapıcı olabilir. Aktörlerin stratejilerini anlamada, iki tarafın da bağlı olacağı mekanizmalar geliştirmede ve iki tarafın da çözümden fayda sağlamasında faydalı olabilir.”

SORUNUN TEŞHİSİ: DEVLET-AYRILIKÇI GRUP MÜZAKERELERİNDE ÇÖZÜME BAĞLI KALMA

Peki Çözüm Süreci geldiği aşama itibariyle bir tarafın kazanıp, diğer tarafın kaybedeceği bir sıfır toplamlı oyun mu? Matakos devletler ve ayrılıkçı gruplar arasında tarihte defalarca müzakere süreçlerin sıfır toplamlı oyun olarak görülme eğilimine dikkat çekip, bunu ‘taraflardan herhangi birinin diğerine göre inandırıcı olamamasına’ bağlıyor. Ona göre bu sorunun çözümünde ise oyun teorisinin katkısı büyük olabiliyor:

“Kürt sorunu gibi birçok iç çatışma/anlaşmazlık durumunda iki tarafı da uzlaşmadan uzaklaştıran iki tarafın barışçıl bir çözüme inandırıcı şekilde bağlı kalamamasıdır. Bu bağlı kalamama durumu tarafların kötü niyetinden ziyade oyunun yapısından kaynaklanabilir. Bu noktada sorunun anlaşılması için oyun teorisi çok faydalı olabilir. Tarihsel ve sistematik oyun teorileri çalışmaları gösteriyor ki bir devlet ve bir ayrılıkçı grup arasındaki anlaşmazlıklarda, inandırıcı bir şekilde çözüme bağlı kalma eksikliği anlaşmazlığı en çok tetikleyen faktörlerden birisi. Bunun sebebi, devletlerarası anlaşmazlıkların aksine ülke içindeki anlaşmazlıklarda iki tarafın da saldırgan hareketlerden kendini sakınmayı başaramaması olarak göze çarpıyor”

Kostas Matakos’a göre oyun teorisi Çözüm Süreci için tarafların birbirlerine olan inandırıcılık problemini şöyle ortaya koyuyor:

“Kürt tarafının Türk anayasası sınırları içinde bölgesel yönetimin derecesinin yükseltilmesi karşılığında tamamen silahları bırakacağını ve saldırgan eylemlerden kendini geri çekeceğini farz edelim.  Bu noktada oyun teorisinin söylediği şu: İki taraf iyi niyetle anlaşmazlığa son vermek istese dahi bir denklik içinde uzlaşarak anlaşmazlığa son veremezler. Neden? Çünkü PKK tamamen silah bırakırsa, artık tehdit oluşturmayacağından dolayı hükümetin sözlerini tutması için bir teşvik oluşturamayacağını düşünür. Diğer taraftan hükümet de bir kez silah bırakıldığında tekrar silahlanma ihtimalini düşünür. Bu da hükümet tarafından çatışmayı yükseltme isteği olarak algılanır ve hükümetin bir saldırı beklentisiyle baskıyı artırmasıyla sonuçlanır”

ÇÖZÜM ÖNERİSİ:“DÜĞÜMÜ AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ARACILIĞI ÇÖZEBİLİR”

İnandırıcı çözüme bağlılık problemi Çözüm Süreci’nin de geldiği mevcut aşamada gözlemleniyor. Peki bu aşamada oyun teorisi ne öneriyor? Matakos’a göre bu problemi aşmak için AB gibi yaptırım uygulayabilen bir aracı kuruma ihtiyaç var:  

“Her iki tarafı da ikna edecek bağlılık problemini çözmek için bir çözüm kurumsal çatıyı değiştirmek olabilir. Mesela Türk hükümetinin AB entegrasyonu için bazı geri dönüşü olmayan sözler vermesi gibi…  AB entegrasyon süreci AB müktesebatı ile ülkelere bölgesel yönetimlere daha fazla yetki vermeyi gerektiriyor. Türk otoritelerinin bölgesel yönetimlere daha fazla yetki vermeyi AB entegrasyonu süreci ile ilişkilendirmesi taraflar için inandırıcı olabilir. Bu şartlara bağlanmış bir AB üyelik süreci Türk otoritelere Kürtlere ve diğer azınlıklara daha çok yerel yetki verilmesini sağlarken PKK’nın hükümetin sözlerinden vazgeçeceğini düşünmeden silah bırakmasına yol açabilir. Eğer AB üyelik sürecinde bu sağlanmazsa AB fonları ve yardımları geri çekme yaptırımlarına sahip. Genellikle oyun teorisi, sorunla ilgili düşünürken sistematik bir çerçeve önerir ve sorunda bir aracı kurumun önemini gösterir. Bu durumda AB çözüme ulaşmak ve tarafların çözüme bağlılık problemini ortadan kaldırmak için kritik rol oynayabilir.”     

OYUN TEORİSİNİN SINIRLARI

Tabii oyun teorisinin bu önerisinin gerçekleşmesi Türkiye’nin son yıllarda yavaş adımlarla AB üyelik hedefinin tekrar canlanmasına bağlı gözüküyor.  Ayrıca Kostas Matakos’a göre zamanla değişen politikalar ve amaçlar oyun teorisinin önerdiği şemanın da sınırlarını gösteriyor:

“Oyun teorisinin büyük bir dezavantajı ya da kısım bir oyunu analiz ederken bazı kritik varsayımlar yapmamız: Bu varsayım da oyuncuların iyi tanımlanmış ve çıkarlarının net olması. Bazen aktörlerin motivasyonları ile ilgili sadece tahminde bulunabiliyoruz. Eğer Türkiye AB’ye üye olma sürecinde ilerlemek istemiyorsa ya da taraflar istekleri konusunda samimi değilse o zaman ne olacak? Dahası politikada ve gerçek hayatta sıklıkla olduğu gibi oyun evirildikçe aktörlerin hedefleri değişir ve daha önce ortada olmayan yeni seçenekler ve çözümler ortaya çıkabilir. Bu oyun teorisinin önündeki en önemli engellerden biridir. Oyun teorisinin anahtar varsayımlarından birisi oyuncuların tek bir zamanda önceden bilinen eylemlerinin olmasıdır. Gerçek hayattaki anlaşmazlıklarda bu durum olmayabilir. Ancak bu herhangi bir teoriyi gerçek hayata uyguladığınızda gerçekleşen genel bir sorundur.  Teoriler her zaman varsayımlar taşır.”

“POLİTİKACILARIN OYUN TEORİSİ ÇALIŞMASI GEREKİR”

Peki bu aşamada Çözüm Süreci’nde taraflar oyun teorisyenlerinden faydalanarak süreci hızlandırabilirler mi? Matakos’a göre ‘inandırıcı çözüme bağlılık problemini oyun teorisyeni teknokratlar görevlendirerek çözemezler. Matakos bunun yerine bizzat görüşmeleri yürüten politikacıların oyun teorisinden ilham alması gerektiğini belirtiyor:

“Bir aracı kurum yokluğunda herhangi bir uzman Kürtlerin silahı bıraktığında Türk hükümetinin daha fazla otonomi verebileceğine dair güvensizliğini ya da Türk hükümetinin Kürtlerin yeniden silahlanma ihtimaline dair güvensizliğini ortadan kaldıramaz. Ancak siyasetçiler oyun teorisini daha sistematik bir şekilde çalışarak ilerleme kaydedebilir.”

Yukarı

Business HT×