BIST 100 75.527 % -0,66
USD/TRY 3,4558 % 1,95
EUR/TRY 3,6788 % 0,90
Piyasalar
75.527
% -0,66
3,4558
% 1,95
3,6788
% 0,90
1,0637
% -1,08
10,63
-0,03
1.172,82
% -0,10
53,53
% 1,00

Büyümeye giden negatif yol

Eğer büyük ekonomiler düşük enflasyon/düşük büyüme durumunda zorlanacak olurlarsa, kısa ve uzun vadeli tahvillere uygulanacak negatif faiz oranı "yeni normal" haline gelebilir.

PROJECT SYNDICATE-NOURIEL ROUBINI 12 03 2015, 13:11

Para politikası geçtiğimiz 6 yıl boyunca gittikçe alışılmadık yollara girdi; merkez bankalarının sıfır faiz uygulamaları, parasal genişleme, kredi genişlemesi, sözlü müdahaleler ve sınırsız döviz müdahalesi gibi. Fakat şimdi aralarında en alışılmadık olan politika aracına geldik: negatif nominal faiz oranları.

Bu oranlar hali hazırda Euro Bölgesi, İsviçre, Danimarka ve İsveç'te geçerli. Ve artık yalnızca kısa vadeli oranlarda negatif nominal faiz yok: Avrupa ve Japonya'da vadeleri 10 yıla kadar varan 3 trilyon dolar değerinde varlık negatif faize sahip.

İlk bakışta absürd görünebilir: Neden birisi elindeki parayı daha az getiri sağlayacağını bile bile ödünç versin de en azından elinde tutarak nominal kayba uğramayı gözardı etsin?

 Öyle ki yatırımcılar çoktan reel negatif getirileri kabul etmiş durumda. Bankanızda mevduatınızı sıfır faiz oranıyla tuttuğunuz zaman bunun size getirisi negatif: yani bundan bir yıl sonra elinizdeki nakit size bugünden daha az mal alıyor. Ve bankaların hesaplara uyguladığı işletim ücretleri vb. ücretlere bakıldığında zaten merkez bankası faizi negatife indirmeden bile hesabınızda negatif etki oluşuyor.

Yani bir başka deyişle negatif faiz oranları size şimdi olduğundan çok fazla negatif getiriye neden olmuyor. Yatırımcılar ellerinde nakit olması kendilerine daha uygun olduğu için negatif getirileri kabul ediyor, dolayısıyla negatif faiz oranları konusunda yeni bir şey yok.

Bunun da ötesinde eğer deflasyon Euro Bölgesi ve dünyanın diğer yerlerinde kalıcı bir seyir gösterirse negatif nominal getiri aslında pozitif bir reel getiriye dönüşebilir. Bu durum son 20 yılda Japonya'da görüldü; kalıcı deflasyon ve birçok varlıktaki sıfır faiz oranı.

Bazıları hala nakitin direkt ellerinde olmasını, negatif getiri sağlayan bir varlığa tercih edebilir. Fakat bu durum riskli olabilir. Yunanistan'da bankadaki mevduatları hakkında endişe duyanların paralarını çekerek evlerindeki duvarlara veya yataklara koymasının ardından hem silahlı soygun sayısı arttı hem de bazılarının nakit parasını evde bulunan kemirgen hayvanlar yedi. Yani elinizdeki nakit tutmanın güvenli yollarını sağlamanın maliyetini düşündüğünüz zaman negatif getiriyi kabul etmek mantıklı duruyor.

Tabii ki bu durum nominal faiz oranları "çok fazla" negatif olmadığı sürece geçerli; öylesi bir durumda güvenli tutma maliyetine rağmen nakit paraya geçmek daha mantıklı olabilir.

Fakat yatırımcılar neden 3, 5 veya 10 yıl için bile negatif faizi kabul etsinler? İsviçre ve Danimarka'da yatırımcılar nominal terimlerde daha fazla değer kazanan bir para birimini istiyorlar. Eğer Ocak ortasında İsviçre Merkez Bankası'nın euroya bağımlılığı bırakma kararını aldığı sırada elinizde negatif faize sahip olan bir İsviçre varlığınız olsaydı bir gecede yüzde 20 kazanç elde edebilirdiniz; büyük bir kazanç için negatif faiz bazen ödenebilecek ufak bir maliyet oluyor.

Fakat bir yandan da para birimi değer kaybeden ve kaybetmeye devam etmesi beklenen Almanya, Euro Bölgesi'nin diğer bazı bölgeleri ve Japonya gibi yerlerde de tahvil faizleri negatiflerde. Peki yatırımcılar neden bu varlıkları ellerinde tutuyorlar?

Sigorta şirketleri ve emeklilik fonları gibi birçok uzun vadeli yatırımcının daha güvenli tahvilleri ellerinde bulundurmaları gerektiği için çok fazla alternatifi yok. Tabii ki negatif getiriler bilançolarında oynaklığa neden olabiliyor. Fakat birçok uzun  vadeli yatırımcının taahhütlerine baktığımızda hisse veya benzeri volatil varlıklardan daha az riskli olan tahvillere yöneldiklerini görüyoruz. Nominal getirileri negatif olsa bile güvenli bir yöne gitmek zorundalar.

Risklerden uzak durulan bir ortamda, yatırımcıların piyasa veya kredi belirsizliğinden dolayı hisse ve diğer riskli varlıklardan uzak durdukları bir dönemde negatif faizli tahvilleri elde tutmak diğer riskli ve volatil varlıkları tutmaktan daha iyi olabilir.

Zaman içerisinde tabii ki negatif nominal ve reel getiriler yatırımcıları daha az para biriktirmeye ve daha çok harcamaya sevk edebilir. Ve işte tam olarak bu da negatif faiz oranlarının hedefi: Arzın talepten daha yüksek olduğu ve çok fazla birikimin pek kazanca yol açmadığı bir dünyada ortaya çıkacak faiz oranı negatif değilse bile düşüktür. Eğer büyük ekonomiler düşük enflasyon/düşük büyüme durumundan kalacak olurlarsa, kısa ve uzun vadeli tahvillere uygulanacak negatif faiz oranı "yeni normal" haline gelebilir.

Bundan kurtulabilmek için merkez bankaları ve hükümet yetkililerin büyümeyi tetikleyecek ve pozitif enflasyona yol açacak politikaları ele alması gerekiyor.  Paradoksal olarak, bu durum negatif faiz oranları uygulayarak mevduat sahiplerinin daha az birikim yapmasına neden olmayı gerektirebilir. Fakat aynı zamanda da mali teşvikleri, özellikle altyapı konusunda verimli kamu harcamalarını da beraberinde getirecektir. Bu politikalar daha fazla ertelendikçe kendimizi negatif nominal faiz dünyasının daha derinlerinde bulabiliriz. 

Yukarı

Business HT×