BIST 100 76.031 % 0,79
USD/TRY 3,3966 % -1,42
EUR/TRY 3,6528 % -1,12
Piyasalar
76.031
% 0,79
3,3966
% -1,42
3,6529
% -1,11
1,0753
% 0,33
10,66
-0,16
1.175,86
% 0,51
53,40
% -0,98

Rusya Devlet Başkanı'nın politik stratejisi

YORUM: Bir hükümet, karşıtlarını sokakta öldürmeye başladıysa barbarlık sınırını geçmiş demektir

FT / GİDEON RACHMAN 06 03 2015, 12:01

Bir hükümet, karşıtlarını sokakta öldürmeye başladıysa barbarlık sınırını geçmiş demektir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna yönetimini faşizmle suçlamayı çok seviyor. Ancak esas 1930’lar Rusya ve Almanya politikalarını anımsatan, Putin’in kışkırttığı, zulüm ve muhaliflerin öldürülmesiyle kol kola giden, agresif ve kendine acıyan milliyetçilik.

Kimse Kremlin’in görüş açısı dahilinde, sokakta vurulan muhalefet lideri Boris Nemtsov’un ölüm emrini Putin’in verip vermediğini bilemez. Ancak şüphesiz ki Putin ve yardımcıları ülkede yarattıkları paranoya atmosferi ile bu suikasti mübah kıldı. Örneğin devlet televizyonu Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına karşı olan Nemtsov’u sürekli 'hain' olarak damgalıyordu.

Ölümünden sadece birkaç hafta önce Nemtsov bir Rus gazetesine, "Putin’in beni öldürmesinden korkuyorum" demişti. Korkusu anlaşılabilirdi çünkü Başkan'ın pek çok sesli karşıtı aynı kaderi paylaşmıştı. 2006’da Moskova’da vurulan araştırmacı gazeteci Anna Politkovskaya ve aynı yıl Londra’da zehirlenerek öldürülen eski Rus ajanı Alexander Litvinenko bu isimlerden bazıları.

Litvinenko’nun ölümü hakkındaki soruşturma Londra’da devam ediyor. Açılış duruşmasında konuşan Ben Emmerson QC, Litvinenko’yu öldüren “polonyumun izi doğrudan Putin’in ofisinin kapısına uzanıyor” dedi. Zehri vermekle suçlanan Andrei Lugovoi İngiltere’ye iade edilmediği gibi Rusya’da milletvekili seçildi.

Bu tabloya bakınca Putin Hükümeti'nin Nemtsov’un cinayetiyle ilgili yürüteceği soruşturmayı da ciddiye almak imkansız. Önce şiddeti tasmasından çıkartıp sonra bunun hakkında yalan söylemek, Putin’in Kremlin’i için Doğu Ukrayna’dan Moskova sokaklarına standart işleyiş haline geldi

Gerçeği örtbas etmenin ve alternatif bir gerçeklik yaratmanın yanı sıra, yalanları Putin’in dokunulmazlığını da gözler önüne seriyor. Sahteliğini kabul edenler ya gücüne teslim oluyor ya da kendi aptallığını kanıtlıyor; ki her iki seçenek de Kremlin için kabul edilebilir.

Nemtsov cinayeti, yakın zamanda artan kanunsuz Rus eylemleriyle çok uyumlu. Geçtiğimiz yıl, Rusya komşu ülkesinin bir kısmı olan Kırım’ı zorla ilhak etti. Sivil bir uçağı vurarak 298 kişinin ölümüne sebep olan doğu Ukrayna’daki ayrılıkçılara silah verdi. Diplomatik anlaşmaları bozup, ateşkesleri ihlal etti. Nükleer cephaneliğiyle gövde gösterisi yaptı ve Manş Denizi üzerinden nükleer bombardıman uçakları uçurdu. Protesto edecek kadar cesur olan Ruslar ise karalama kampanyalarının ve suikastlerin kurbanı oldu.

Putin, Rus halkının büyük bir kısmını ve bazı yabancı savunucularını hareketlerinin ulusal çıkarların meşru savunmasından kaynakladığı konusunda ikna ediyor. Fakat aslında, Nemtsov gibi onu eleştirenlerin sürekli söylediği üzere, Putin’in gerekçesi çok daha sığ bir sebebe dayanıyor: Kendi kişisel hayatta kalma mücadelesi.

İki yıldan biraz fazla bir süre önce, binlerce gösterici Putin’in Birleşik Rusya Partisi'nin seçimdeki hilelerini protesto etmek için Moskova sokaklarında yürüdü. Yürüyüşte gördüğüm pankartlardan birinin üzerinde “Putin=Kaddafi” yazıyordu. Eski Libya diktatörünün dehşet verici kaderi düşünülürse provokatif bir benzetmeydi.

Putin’in güç kaybetme korkusu geçen yıl Ukrayna’daki devrim sırasında iyice hararetlendi. Moskova’da da benzer bir 'renkli devrimi' engellemek ve kendini korumak için gösterdiği kararlılık tüm hareketleri arasındaki ilişkiyi iyice görünür kıldı. Ukrayna üzerinden Batı’yla karşı karşıya gelmesi anket puanlarını yükseltti ve muhalefet üzerindeki baskıya kılıf sağladı.

Nemtsov’un Moskova’da önderlik edeceği protesto yürüyüşünden sadece bir kaç gün önce öldürülmesi muhtemelen tesadüf değil. Bu suikast, Putin’in gönüllü olarak Kremlin’i bırakma riski alma ihtimalini daha da azalttı.

Putin hükümetinin yalanları ve şiddeti artık bir yeniden değerlendirme süreci başlatmalı. Putin hem kendi halkı hem de komşu ülkeler için bir tehdit olduğunu gösterdi. Batı için de tehdit teşkil ettiğini farzetmek de olmaz.

Rus liderle diyalog çabalarının boşuna olduğu büyük ölçüde kantılandı. Onun yerine Batı ülkeleri bir zamanlar Sovyetler Birliği’ne yaptığı gibi Rusya’yı kontrol etmeye çalışmalı. Bu Ukrayna’ya daha fazla ekonomik yardımda bulunmak demek. Daha fazla askeri harcama ve Polonya ve Baltık ülkelerinde daha güçlü NATO varlığı demek. Ayrıca özellikle üst düzey yöneticileri kapsayan Rusya üzerindeki yaptırımların arttırılması demek.

Kremlin tüm bunları “Rusofobi” olarak damgalayacak. Bence gerçek çok farklı. Son 10 yılda tanıdığım en etkileyici ve hatırlanmaya değer insanlardan bazıları Nemtsov’un da aralarında bulunduğu Ruslar’dı.

Bir Rus için Putin’e muhalefet olmak gibi çok önemli bir görevi üstlenmek, özellikle İngiltere gibi güvenli ve kanunlarla yönetilen bir ülkede yaşan biri için hayranlık uyandıran bir fiziksel cesaret ve entellektüel inatçılık gerektiriyor.

Boris Nemtsov cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi. Ancak,ölümünden hemen önce Financial Times’a verdiği bir röportajda gelecek için bir yol haritası çizmiş: “Putin yalan söylüyor. Ama gerçekleri sonsuza dek saklayamaz... Bizim sağlıklı bir sabra ihtiyacımız var.”

Yukarı

Business HT×