BIST 100 73.391 % 1,20
USD/TRY 3,5210 % 0,49
EUR/TRY 3,7573 % 0,53
Piyasalar
73.391
% 1,20
3,5210
% 0,49
3,7573
% 0,53
1,0664
% 0,03
10,93
0,10
1.177,43
% 0,49
54,46
% 0,96

Krizde Almanya öne çıkıyor

Euro Bölgesi’nin içine girdiği kriz ve Yunanistan ile ilgili gelişmelerde Almanya ön plana çıkıyor, fakat ön plana çıkma görevini asıl Almanya’ya kim veriyor?

BLOOMBERG VIEW - CLİVE CROOK 05 03 2015, 14:30

Almanya'nın Avrupa Birliği'ndeki rolüne dair iki ana senaryo var. Birincisi euroya şüpheyle yaklaşan politikacıların savunduğu senaryo olan Almanya'nın Avrupa'yı 20. yüzyıl tekniklerinden daha farklı yöntemlerle kontrol altına almayı istediği. Popüler siyasi yorumcular ve Avrupalı elitler tarafından savunulan ikinci senaryo ise Almanya'nın 20. yüzyılda yaşananlardan dolayı duyduğu suçluluk duygusunun Avrupa'nın tam olarak ihtiyacı olan lideri ortaya çıkartmasını engellediği.

Eğer geçtiğimiz birkaç haftayı bir gösterge olarak ele alabilirsek, Almanların kendilerini pek de sınırlamadıklarını göreceğiz.

Yunanistan ile troykanın görüşmelerinden ne sonuç çıkarsa çıksın, Almanya'nın restleşmedeki rolü çok göz alıcı oldu. Yunanistan ve Euro Bölgesi maliye bakanları arasındaki anlaşmazlık öyle bir haberleştirildi ki aslında restleşmenin Almanya ve Yunanistan arasında geçiyormuş gibi olduğu ve diğer herkesin izlediği görüldü. Alman yetkililer bu izlenimi vermek için kendi geleneksel yollarının dışına çıktılar.

Euro Bölgesi yetkilileri ile Yunan yetkililer arasında yeni bir anlaşmaya dair görüşmeler sürerken, Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble Yunanistan'ın hali hazırda zaten bir yardım programı olduğunu ve dolayısıyla herhangi bir konuda görüşmeleri gerekmediğini belirtti. Schaeuble aynı zamanda Yunanistan'a troykayı reddetmesi ve sonuçlarına katlanması konusunda hodri meydan dedi. Financial Times gazetesinde yer alan bir habere göre Schaeuble, Yunanistan konusunu herkesin önünde tartışmayı reddederken, Yunanistan'ın 172 milyar euroluk finansman programından ayrılmayı seçmekte özgür olduğunu söylüyor. Schaeuble, "Yapılabilecek her yardımı yapmaya hazırım ama eğer benim yardımım istenmiyorsa o da sorun değil" ifadelerini kullandı.

Bir başka deyişle Schaeuble'nin "benim yardımım" derken kastettiği Euro Bölgesi yardımı.

Ortaya böyle bir tablo çıkınca Alman hükümetinin aslında euro sisteminin dağılmasına gönüllü olduğu da anlaşıldı. Bazı alman yetkililer ise yine Financial Times gazetesine göre tam da bu ihtimali destekliyorlardı. Gazete, Alman yetkililerin Yunanistan'ı sakat bir ayak gibi gördüğünü ve bunun kesilmesi gerektiğini söylediklerini yazıyor.

Ben şahsen Almanya'nın bu noktada haksız olduğunu düşünüyorum çünkü halihazırda var olan program başarısız oldu ve Yunanistan'ın ekonomik sorunları tamamen kendi hatasından kaynaklanmıyor. Fakat bunu bir kenara koyalım. Farklı ve çok daha önemli bir soru akla geliyor: Almanya'yı kim sorumlu yaptı?

Almanya, Avrupa'nın en büyük ve en başarılı ekonomisi olmakla beraber Euro Bölgesi üretiminin yüzde 29'unu ve nüfusunun yüzde 24'ünü oluşturuyor; dolayısıyla farklı AB forumlarında oy kullanma ağırlığı da buna göre belirleniyor. Öte yandan Almanya, Avrupa'nın en büyük kreditörü olduğu için bu durum kamu borcu görüşmelerinde de Almanya'ya yüksek miktarda söz hakkı veriyor. Anayasal olarak ise hala 19 üyenin bulunduğu Euro Bölgesi'nin yalnızca bir üyesi.

Gücü ve boyutuna bakıldığında Almanya hem liderlik yapabilir hem de yapmalı. Fakat Almanya'nın dikte etme hakkı olmadığı gibi siyasetçilerinin de bilge insanlar gibi davranması durumunda bunu göz ardı edebilirler.

Almanya son dönemlerde Avrupa Merkez Bankası, bankacılık birliği, Yunanistan ve diğer siyaset içeren konularda bölgeyi dikte etmeye çalıştı. Öyle ki Almanya kendi kendisini sürücü koltuğuna koymuş gibi göründü. Diğer Avrupa hükümetleri ve bazı politika yapıcı kurumlar buna izin verdikleri için suçun bir kısmını üzerlerine almalılar.

Avrupa'nın daha güçlü bir liderliğe ihtiyacı olduğunu dünya alem biliyor - fakat Almanya şu anki haliyle tam olarak bu role uygun görünmüyor. Alman politika yapıcılar borç ve deflasyonun makroekonomik tarafında çok fazla bilgi sahibi değilmiş gibi görünürken, Alman yetkililer de bütün AB vatandaşlarına saygı duyan ve hassasiyetlerini göz önüne alan bir etki yaratmayı başaramamış gibi görünüyor.

Belki Yunanistan'ı euro sisteminin dışına atmak ve sonuçlarına katlandığını görmek diğer ülkelere mali disiplinsizlik ile ilgili bazı şeyler öğretebilir: Berlin'in düşünce şekli bu. Fakat Almanya'nın yeni Yunan hükümetine yönelik hoşnutsuzluğu ve olaya yaklaşımı diğer ülke vatandaşlarına bir başka şey öğretiyor - Avrupa Birliği'nin ilerlediği yol.

AB'liler belki bir sonraki krizin çok daha kötü olacağını düşünerek kendilerini rüzgara bırakacaklar, belki de bir süre durup "Emre itaat" için mi birliğe katıldıklarını sorgulayacaklar.    

Yukarı

Business HT×