BIST 100 74.426 % 1,12
USD/TRY 3,5175 % -0,19
EUR/TRY 3,7907 % -0,08
Piyasalar
74.402
% 1,09
3,5181
% -0,18
3,7911
% -0,07
1,0775
% 0,10
11,00
0,07
1.173,07
% 0,23
54,66
% -0,51

Putinoloji'yi anlamak

Ukrayna krizi sandığınızdan daha korkutucu: Rusya'nın 1 numarası gidişata göre durumu belirliyor

WSJ 04 03 2015, 11:31

Geçtiğimiz haftalarda Ukrayna hükümetinin yaşadığı sarsıcı askeri geri çekilmelerin ardından Batılı gözlemciler acilen Vladimir Putin'in beynini okumaya çalışıyor. Fakat "Putinoloji" olarak da tanımlayabileceğimiz bu departmanda çaba harcayanlar önemli bir noktayı gözden kaçırıyorlar: Putin, krizin geldiği bu noktada yolunu yalnızca son dakika kararlarıyla bulabiliyor. Bunun bir diğer anlamı ise Ukrayna krizinin sandığımızdan daha tehlikeli ve korkutucu olabileceği.

Rus lider sırf kısa vadede avantaj kazanabilmek için rutin bir şekilde değişik stratejiler, konseptler ve yaklaşımlar denedi. Haberlerde yazılanlara göre Alman Şansölyesi Angela Merkel'in ABD Başkanı Barack Obama'ya söylediği gibi Putin, "başka bir dünyada yaşıyor" olabilir ama bizim yaşadığımız dünyada Putin, rakiplerini sürekli tahmin etmeleri gereken ve dengesiz bir noktada tutmanın başlı başına bir sonuç olduğuna inanıyor gibi.

Görüş köşeleri ve kitaplarda Putinolojistler, neredeyse tek başına Batı'yı yeni bir Soğuk Savaş'a çekiyormuş gibi görünen adamın düşünce şeklini açıklamakta zorluklar yaşıyorlar. Tıpkı Rusya'da Kremlinolojistlerin yaptığı gibi Rus liderin her konuşmasından veya fotoğraf çekiminden yola çıkarak Moskova'nın yönelimlerini analiz ve deşifre etmeye çalışıyorlar. Bu doğrultuda Putin'in kariyeri veya özel hayatı, Rus devlet propagandısının doğurduğu sonuçlar da Putinolojistlerin başvurduğu kaynaklar arasında yer alıyor. Hatta bu analizi yapanlar arasında şanslı olan bazıları yılda bir kez Rusya'ya davet ediliyor; Putin ile şık yemek masalarında oturuyor ve Moskova'dan işlerin "aslında nasıl göründüğü" hakkında bilgi alıyor.

#quato2#Putin'in milliyetçi yanları aslında hiçbir zaman çok kuvvetli olmamıştır#WSJ

Bunun yanında Putin'in geniş portresinden yola çıkılarak Ukrayna krizinin herhangi bir dönemine dair sonuçlar çıkarılabiliyor. Bir başka deyişle Putin'in Ukrayna'daki sert tutumu ve Batı'yla yaşadığı restleşmeler, Rus istihbarat servisi KGB döneminde aldığı Sovyet istihbarat eğitimi ve ateşli Amerikan karşıtlığına bağlanılabiliyor. Putin'in eski Rus çarlık dönemi gelenekleriyle yaptığı açık flörtleşmeler de Rus liderin bağımsızlıklarını kazanmış eski Sovyet ülkeleri üzerinde kontrolünü yeniden artırmaya yönelik derin isteğine dair gösterge olarak algılanıyor. Üstelik Putin'in eski Sırp lider Slobodan Miloseviç tarzında ülkenin dışındaki etnik Rusları koruma eğilimleri Baltık ülkeleri ve Kazakistan gibi yerlerde kanlı çatışma endişelerine yol açıyor.

Fakat Rus liderin davranışlarını açıklayacak en akla yatkın açıklama daha da endişe verici: Putin rast gele karar alıyor ve işler zorlaşmaya başladığı zaman risklerini bilerek iki katına çıkartıyor.

Peki bu noktaya nasıl geldik?

Cevabın bir kısmı Putin'in 2012 yılının baharında Kremlin'e yeniden dönmesinin ardından gücün aşırı bir şekilde kendi etrafında toplanmasında yatıyor. O dönemde Putin, Rus hükümetinin karar alma mekanizmasını çok yüksek miktarda kendi etrafında topladı. Putin'in dikkatine sunulmayacak derecede küçük sayılan konuların sayısı çok azdı. Siyasetin içindeki isimlerden bir tanesinin bana anlatmaya çalıştığına bakılırsa profesyonel hokey anlaşmalarının bazıları bile Putin'in iznini gerektiriyordu.

Ukrayna krizinin yoğunlaşmaya başladığı 2013 sonu, 2014 yılı başlarında Putin çevresindeki danışman sayısını daha da azalttı. Bu durum sonucunda bir yandan Ukrayna ile savaşın tam eşiğine gelinirken, diğer yandan askeri operasyon ve istihbarat konusunda önemli tecrübelere sahip isimler konudan uzaklaştırılmıştı. Mutabakat ve fikir birliğinden uzak alınan kararların sonucunda Putin'in manevraları aşırı taktiksel ve çoğu zaman kendisiyle çelişkide bir hal aldı. Putin için önemli olan sadakat ve sıkı bir ağızdı.

Rus liderin neredeyse bütün gelişmeleri kısa vadeli bir lensten görmesi Ukrayna krizinin tamamında kendisini gösterdi. Kırım'ın ele geçirilmesi bunun acı verici bir örneği.

Putin, geçtiğimiz yılın Şubat ayında Ukrayna lideri Viktor Yanukoviç hükümetinin devrilmesinin ardından önünü göremedi. Yanukoviç haftalar boyunca protestoculara müdahale etmesi gerektiği yönünde Kremlin'den gelen tavsiyeleri dinlememişti. Yanukoviç'in en sonunda güvenlik görevlilerini harekete geçirmesiyle hala kim olduğu bilinmeyen bir sniper grubu Kiev'in Bağımsızlık Meydanı'nda bir düzine insanın ölümüne yol açmıştı. Olaylar bu noktadan sonra kontrolden çıktı ve Ukrayna bir iç savaşın eşiğine geldi. Avrupalı diplomatlar acil bir şekilde Kiev'in yolunu tutarak Yanukoviç'in en azından Aralık 2014'e kadar görevde kalmasına yönelik bir anlaşma için zemin yokladılar. Fakat anlaşmaya varılmasının hemen ardından Yanukoviç yakınlarına bavullarını hazırlamalarını ve artık başkentten çıkma zamanı olduğunu söyledi.

Putin bu noktada ikinci kez Ukrayna'yı tamamen kaybetmenin getireceği küçük düşürücü durumla karşı karşıya kalıyordu. Kremlin ilk kez 2004 yılında gerçekleşen Batı yanlısı Turuncu Devrim'de Ukrayna yönetimindeki kontrolünü kaybetmişti.

Rusya lideri Vladimir Putin bir süre sonra Batı'yı kendisini es geçmek ve Yanukoviç'in devrilmesini organize etmekle suçladı. Fakat gerçek olan şuydu ki Putin işler zorlaşmaya başlayınca panik olan bir lideri desteklediği için yalnızca kendisini suçlayabilirdi. Yanukoviç'in panik olması çok sürpriz bir şey olarak gelmemeli; zira eski Ukrayna devlet başkanı 2004 yılında göğsüne isabet eden bir yumurtayı suikast mermisi sanarak baygınlık geçirmişti.   

Ani bir kararla Kırım'ı işgal etmenin getirdiği popülarite patlamasına rağmen Putin'in daha sonra bir referandum organize ettirerek bölgeyi resmen idaresine alması, Kremlin'de bazılarının öngöremediği baş ağrılarını beraberinde getirmişti. 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en cesur toprak alımı nasıl haklı çıkarılabilirdi? Moskova petrol fiyatlarının düştüğü ve ekonomik büyümenin yavaşladığı bir dönemde daha fazla para harcamasını gerektirecek Kırım'ı neden alırdı? Kremlin propagandacıları hemen bir cevapla geldiler: Yanukoviç'in yerine geçen yeni liderler geçersizdi çünkü bir askeri darbe gerçekleştirmişlerdi; Ukraynalı ultra milliyetçiler hükümetin en üst düzeylerinde görevlere getirilmiş ve yasa dışı örgütler yönetiyorlardı; etnik Rusların hayatları ciddi tehlike altındaydı ve Moskova'nın korumasını gerektiriyordu.

Putin, eski Sırp lider Milosevic'in sözlüğünden kelimeler kullanarak bir dil geliştirmeye başlamıştı; Rus lider komşu ülkelerde yaşayan etnik Ruslar ve Rusça konuşanları korumak için güç kullanmaktan bahsediyordu. Bu U dönüşü aslında çok şaşırtıcıydı çünkü Putin başkanlık dönemi boyunca etnik merkezli söylemlerden kendi ülkesini de karıştıracağını bildiği için özellikle çekinmişti.

Buna rağmen Putin'in çabaları komşu ülkelerdeki çıkarını koruyacak etnik merkezli bir yaklaşımdan çok kısa vadeli taktiksel oyun gibi görünüyor. Putin'in milliyetçi yanları aslında hiçbir zaman çok kuvvetli olmamıştır. Öyle ki Ukrayna krizi öncesi Rusya'da milliyetçi çevreler Putin'i yolsuzluğa batmış ve çok az etnik Rus barındıran bir rejim kurmakla ve ne yapacağı belli olmayan acımasız bir "savaş ağası" olan Çeçen lider Ramzan Kadirov ile çok yakın bağlantı kurmakla eleştiriyorlardı.

Putin'in "rast gele sallama" rutini bugün de devam ediyor. Yalnızca birkaç hafta önce Putin, Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'a sessiz bir şekilde ulaşarak Ukrayna'nın doğusundaki tehlikeli gerginliği azaltma önerisinde bulundu. Yüksek bir diplomasi trafiğinin ardından Ukrayna Başkanı Petro Poroşenko ve Putin birçok kesim tarafından Moskova'nın avantajına görülen bir anlaşmaya vardılar.

Fakat Putin zafer ilan etmek yerine gerginliği yeniden artırmayı tercih etti. Anlaşmanın ardından yaşanan yoğun çatışmalar sonrası Avrupalılar artık Putin'in Moskova üzerindeki yaptırımları gevşetmeye dair bir çaba göstermediğine daha çok inanmakla beraber Kiev'e silah yardımını da konuşuyorlar.

Putin'in bu tehlikeli son dakika kararlarının bir son noktaya ulaşıp ulaşmadığını söylemek zor. Fakat rast gele sallayan bir tek o değil; Batı tarafından Rusya'nın Ukrayna'daki hareketlerine verilen cevaplar geniş bir stratejinin parçası değil, bir tepki sonucu oluştu. Putin'in yarattığı krizin sonu daha önce de benzer şekilde görevlerinden olan Boris Yeltsin ve Mihail Gorbaçov'a benzeyebilir.  

Yukarı

Business HT×