BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Yeni Yıl Hedefleri, Davranışsal İktisat ve Türkiye

Her yeni yılda şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş hedeflerin gerçekleştirileceğine dair sözler veririz.

EMİN KÖKSAL * 27 02 2015, 17:53

Her yeni yılda şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş hedeflerin gerçekleştirileceğine dair sözler veririz. Bunlar genelde kendi kendimize verdiğimiz sözlerdir: bu yıl ayda en az bir kitap okuyacağım, düzenli spor yapacağım, en az 5 kilo vereceğim, sigarayı bırakacağım, vs. Nedense bunları gerçekleştirmek pek kısmet(!) olmaz, zaten sonrasında pek hatırlayanı da kalmaz. Peki, bu bir kader midir? Yoksa kurtulmak için ümit var mıdır?

DAVRANIŞSAL İKTİSAT VE KENDİNİ KONTROL EDEMEME PROBLEMİ

Sorunu çözmek için iyi bir tespit yapmak şart. Sorunu görüp de görmezlikten gelmek ise bir başka sorunun habercisi. Örneğin ana akım iktisat literatürünün böyle bir problemi var. Bu literatüre göre insanlar rasyoneldir, verdikleri kararlar ve sözler de bu rasyonalitenin yansımasıdır. İstedikleri ve ellerinde olan bir şeyi yapmamaları söz konusu değildir. Rasyonel bireyin kendini kontrol edememe gibi bir problemi yoktur.

Ana akım iktisadın rasyonalite varsayımını sistematik bir şekilde eleştirerek ilerleyen davranışsal iktisat ise, bunun pek de öyle olmadığını birçok deney ve genelleştirilmiş örnekler ile ortaya koyuyor. Ve kendini kontrol edememe problemini,yapabileceğinizi bilip de yapmadığınız bir davranış biçimi olarak tanımlıyor.

Kendini kontrol edememe probleminin temel de iki sebebi var. İlki, zamanı algılayışımız ile ilgili tutarsızlık. Ne kadar çabuk geçip gittiğine hayret ettiğimiz eski yılın aksine, yeni yılı çok uzun bir süre olarak algılarız: 365 gün, 52 hafta veya 12 ay. Bu da, koyduğumuz hedefi her zaman gerçekleştirebilecek, zamanın olacağına inanıp kendimizi avutmamızı sağlar.

İkinci temel sebep ise, kendinizi tanımamakla ilgilidir. Bu da, genelde gerçekçi olmayan hedeflerin konulmasına sebep olur. Tatlı yiyeceklere bayılan birinin yılbaşı gecesi tatlıyı fazla kaçırdıktan sonra yeni yılda tatlı yemeyeceğine dair yeminler etmesi, ancak kendini tanımaması ve tatlıya olan düşkünlüğünü inkâr etmesi ile açıklanabilir.

PEKİ BU BİR KADER Mİ?

Kendimizi kontrol edememe probleminiz olsa bile alacağımız bazı önlemler ve yapacağımız bazı eylemler bu durumu bir kader olmaktan çıkarabilir. Nasıl mı?  Kendimizi kontrol edememe durumunda alacağımız zevkten çok, karşılaşacağımız maliyetli bir durum yaratarak bunun üstesinden gelebiliriz. Alkol ve sigara bağımlılığının tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, alkol ve sigara ile kullanılması durumunda zevkten çok acı verdiğini hatta hayati riske neden olabileceğini birçoğumuz duymuştur. Ancak kendinize acı vermek her durumda mümkün olmadığı gibi pek de hoş karşılanmayabilir. Fakat hedeflerin sizin için önemli insanlar ile paylaşılması veya bir topluluk içinde birçok insanın şahit olacağı şekilde söz ya da taahhütlere dönüşmesi, sizi çevrenize karşı mahcup olma maliyeti ile karşı karşıya bırakacaktır. Bu maliyet ne kadar yüksekse sizin üzerinizdeki sözleri gerçekleştirme baskısı da o kadar etkili hale gelecektir.

ŞİRKETLERİN KENDİNİ KONTROL EDEMEME PROBLEMİ YOK MU? 

Şirketler, kar amacı gütmeleri ve içinde bulundukları rekabet ortamı sebebiyle rasyonellik varsayımına daha uygun birimlerdir. Aldıkları kararlar ve gerçekleştirdikleri uygulamalar rasyonel olmak zorundadır. Bireyler için bahsettiğimiz zaman algısındaki tutarsızlık, kendini tanımama gibi durumlar,  bulundukları rekabet ortamı sebebiyle onlara piyasada kalma şansı tanımaz.

Şirket kararlarının birden çok insan tarafından alınmış olması, kararların getirisi ve uygulanabilirliğinin rasyonel olma olasılığını arttırır. Alınan rasyonel kararların maliyetleri olduğu sürece de, kendini kontrol edememe probleminin yaşanması daha az olasıdır. Diğer taraftan, şirket içinde tasarlanmış ödül/ceza ve hesap verme mekanizmaları da çalışanların ve yöneticilerin hedefleri gerçekleştirmek için daha çok çaba sarf etmelerine yardımcı olur.

Türkiye’nin hükümet(ler)  tarafından ortaya koyulmuş hedeflerini de bu kapsamda değerlendirmemiz eğitici bir egzersiz olabilir. Hedef deyince de, cumhuriyetin 100. yılı için koyulan hedefler ilk aklımıza gelenler oluyor.

Bu hedeflerin başlıcaları, dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olmak (şimdi 19. sıradayız), kişi başına geliri 25 bin dolara çıkarmak  (şu an 10 bin dolar civarında), 500 milyar dolarlık ihracat yapmak ( şu an 150 milyar dolar civarında), büyüme oranını ortalama yüzde 7 seviyesine çekmek (son 12 yılın ortalaması yüzde 4,5 civarında), genişbant internet abone sayısını 30 milyona çıkarmak (şu an 7 milyon civarında).

Bu hedeflerin hepsinin iyi hedefler olduğu konusunda tartışmaya gerek yok. Ancak bu hedeflerin gerçekçi olup olmadığı ve eğer gerçekleştirilemez ise ne olacağı konusu  tartışmaya değer bir konu. Bu hedeflerin kolektif bir aklın ürünü olduğunu ve gerçekleştirilemez ise hesap verileceğini beklemek biraz saflık olur. Bunu Türkiye’ye özgü haklı/haksız birçok gerekçe ile anlatmak mümkün. Ben oralara girmeyeceğim.

Ama böyle bir hedef belirleme biçiminin, yazının başında belirtilen, bireylerin “şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş hedeflerin gerçekleştirileceğine dair sözler” vermesinden pek bir farkı olmadığını söylemek lazım. Yani, 2023’e kadar her yıl mucizeler bekleyerek geçecek, fakat sonunda bir yaptırım olmadığı için de bu mucize hiç bir zaman gerçekleşmeyecek.

----

* Yard. Doç. Dr.  Bahçeşehir Üniversitesi


Yukarı

Business HT×