BIST 100 75.929 % -0,13
USD/TRY 3,4494 % 1,76
EUR/TRY 3,6612 % 0,42
Piyasalar
75.929
% -0,13
3,4494
% 1,76
3,6608
% 0,41
1,0606
% -1,37
10,63
-0,03
1.171,42
% -0,22
53,76
% 1,43

Yapay zeka insanlığın geleceğini tehdit edebilir

Yapay zeka geleceğimizi nasıl şekillendirecek? Kendi 'aklıyla' çalışabilen makinelerin insanlıkla aynı tarafta mı yoksa karşı tarafta mı yer alacağı pek çok bilimsel tartışmanın konusu oluyor

NEWSWEEK/ KEVIN MANEY 07 03 2015, 13:48

Tıpkı bilgisayarların 20'nci yüzyıla damga vurması gibi, yapay zekanın da 21'inci yüzyıldaki çoğu şeyi temelli değiştireceği düşünülüyor. Ancak kendi 'aklıyla' çalışabilen makinelerin insanlıkla aynı tarafta mı yoksa karşı tarafta mı yer alacağı pek çok bilimsel tartışmanın konusu oluyor.

Eğer Bill Gates, Elon Musk ve Stephen Hawking haklıysa, akıllı makinelerle er ya da geç karşı karşıya geleceğiz. Örneğin bu akıllı makine, kendi kendini sürebilen arabalar olabilir. Siz arabanızı bir alışveriş merkezine doğru sürmeyi planlarken o size “Hayır, bugün sürekli gitmeyi ertelediğin araba bakım servisine gideceğiz” deyip planlarınızı değiştirebilir.

Gelecekte makinelerin interneti kullanarak ayarlamalar yapmaları, kendi kendilerini kopyalamaları ve insanları alt etmeleri mümkün gözüküyor.

Ancak bir diğer olasılık da akıllı makinelerin insanlarla aynı tarafta yer almasını öngörüyor. Böylelikle yoksulluk, açlık, hastalık ve diziler arasındaki uzun süreli reklamlar gibi zor sorunların çözülebileceği düşünülüyor.

Günümüzde yapay zekanın ciddi bir biçimde ele alınması gerekiyor. Yapay zeka da genetik mühendisliğinin ilk adımlarında ve nükleer fisyon faaliyetlerine benzer olarak ortaya çıkıyor. Tıpkı bu buluşların kamu yararına kullanıldığını ve felaketten uzak tutulduğu gibi yapay zekanın da aynı şekilde kontrol edilmesi gerekiyor.

Dünyanın en zeki insanlarından birkaçı, 'düşünebilen' makineler yaratma yolundaki uğraşın bu kadar önemli hale gelmesinden endişe duyduklarını belirtiyor. Tesla Şirketi'nin Başkanı Elon Musk, bunun bir 'şeytanı ortaya çıkaracağını' söylerken, ünlü bilimadamı Stephen Hawking de yapay zekanın 'insanlığın sonunu getirebileceğini' dile getiriyor. Bill Gates de yapay zekanın kendisini korkuttuğunu ifade ediyor.  

Tüm bu düşüncelerin yanı sıra, yapay zekayı geliştirmeyi engellememiz de mümkün değil. Bunun en büyük nedeni ise tüm modern dünyanın çoktan yapay zekaya bağımlı olarak yaşamını sürdürmesinden kaynaklanıyor.

'GELECEK KORKUTUCU DEĞİL HEYECEAN VERİCİ'

Günümüzde bile yapay zeka, jetleri indiriyor, elektrik enerji ağlarını kontrol ediyor ve Google aramalarını geliştiriyor. Yapay zekayı engellemek istesek bile yapamayacağımız bir eylem olarak, örneğin dünyadaki suyu kesmekle eş değer olarak görülüyor. Ayrıca kalabalık şehirlerden ölümcül salgınlara kadar yaşadığımız gezegende yarattığımız sorunları çözebilmemizin tek yolu teknolojiden geçiyor.

Beyinden ilham alan bir makine geliştiren Numenta şirketinin CEO'su Jeff Hawkins, “Tıpkı 20'nci yüzyıldaki bilgisayarlar gibi akıllı makineler de 21'nci yüzyıldaki dünyamızı tamanen değiştirecek” diyor ve ekliyor: “Bana kalırsa bu değişimler tamamen faydalı değişimler olacak. Benim için gelecek, korkutucu değil. Aksine, heyecan verici.”

Peki, gerçekten sonumuzun 'Terminatör' filmlerindeki gibi bitme olasılığı nedir?

Bugünkü bağlamda yapay zekanın insan beyniyle hiçbir ortak noktası bulunmuyor. Yapay zeka programları, karışık 'eğer buysa, sonra bu' komutlarından oluşuyor. Bugünün bilgisayarları, hatta akıllı telefonları o kadar hızlı çalışıyor ki siz gözünüzü açıp kapatana kadar o komutların milyarlarcasını okuyor. Böylelikle de makinelerzekayı taklit edebiliyor. Örneğin bir navigasyon uygulaması, siz söylenmeyi bitirene kadar sokağı kaçırdığınızı söyleyebiliyor ve rotanızı yeniden hesaplayabiliyor.

Tüm bu sistemler, bir programı takip ediyor ve belki de verilerden sonuçları nasıl azaltacaklarını 'öğreniyor'. Böyle bir yapay zekanın yapabileceği pek çok etkileyici iş olduğunu belirtmek gerekiyor. Ancak günümüzdeki yapay zeka, programlanmadığı hiçbir şeyi yapamıyor, düşünemiyor.

Ancak yapay zekanın bu engeli aşacağını tahmin edebiliyoruz.

Dünyadaki sistemlerin karmaşık hale gelmesi ve veri akışının yoğunlaşması, kontrolün yalnızca eski programlanan versiyonları gibi çalışmayan bilgisayarların ve yapay zekaların icadıyla kontrol edilebileceği düşünülüyor. Dünyanın her yerindeki bilimadamları, beyni anlama ve haritasını çıkarma üzerine çalışıyor. Bu bilgiler de bilgisayar bilimini besliyor ve teknoloji dünyası beyin gibi çalışan bilgasayarlar üretmeye doğru yavaş adımlarla ilerliyor.

TEKNOLOJİDE DÖNÜ'ŞÜ'M NOKTASI

Eğer beyin gibi çalışabilen bilgisayarlar geliştirilirse, bu makinelerin hiçbir şekilde programlanmasına gerek kalmayacak. Bu bilgisayarların da gözlemleyip öğrenebilecekleri, bebeklerinkine benzer bir beyni olacak. Aynı zamanda hız ve depolama kapasitesi gibi avantajlara da sahip olacaklar. Yani bir kitabı bitirip bir başka kitaba geçmek yerine, bu sistem dünyadaki tüm kitapları belleğine kaydedebilecek. Bunun yanı sıra bu makineler, programlanmadıkları şeyleri de öğrenebilecek. Örneğin bir otopilot sistemi, uçağı uçurmak yerine İbranice öğrenmeyi tercih edebilecek.

Hawking, teknolojideki son gelişmeleri “Bilim alanında mükemmel bir yol katettik ve insanlardan pek çok konuda daha hızlı ve yetenekli olan akıllı makineler yapma konusunda önümüzün açık olduğunu düşünüyoruz” sözleriyle anlatıyor.

Teknolojideki bu dönüm noktası, zekaya giden yol, birkaç konuda değişiklik yapmamız gerektiğini belirtiyor. Tıpkı sanayi devriminin el işi ürünler üzerindeki şiddetli etkisi gibi yapay zekanın profesyonel meslekler üzerindeki etkisinin de temelli olabileceği büyük değişikliklere doğru ilerliyoruz.

Kendi kendini kopyalayabilen ve bizi tehdit edebilecek makineler yaratma düşünesi çoğunlukla makinelerin 'duyguları' olabileceği düşüncesinden kaynaklanıyor. Bilim kurgudan ortada çıkan bu düşüncenin yanı sıra, makinelerin kopyalama işlemi için biyolojik ihtiyaçları olmayacağı ve bu sayede gen havuzunu çeşitlendirebilecekleri ya da türlerin yaşamasını sağlayabilecekleri belirtiliyor. Bilgisayarların bizi neden yok etmek istesin ki? İnsanlar olmadan, daha fazla bilgisayar üretmek adına nasıl motive olabilirler?

YAPAY ZEKA İLE İLGİLİ EVRENSEL STANDARTLAR

Günümüzde bilim, makinelerin duygu sahibi olmasını sağlamaktan çok uzak olduğu için bize karşı sinirli olmaları, rekabete girmeleri veya bize gıpta etmeleri mümkün değil.

MIT'den Rosalind Picard, makinelerdeki duyguları araştıran öncü isimlerden biri. Picard'ın araştırmaları bazı havalı ürünler ortaya çıkarmış olsa da, aynı zamanda bilimin duyguları ne kadar az anladığını ve duyguları yaratma konusunda ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor. Hawking, duyguların yapay zekadan daha zor bir problem olduğunu söylüyor ve “Duygusal olanlardan önce akıllı makineler ortaya çıkacak” diyor.

Hawking'in dediğine göre hâlâ vaktimiz var. Ancak özellikle Musk, bu vakti boşa harcamamamız gerektiğini söylüyor. Güçlü bir yapay zekanın geldiğine dair bir şüphe yok. Ancak teknolojilerin hiçbir zaman kendiliğinden iyi ya da kötü olmadığını, önemli olanın insanların onları ne amaçla kullandığı olduğunun altını çizmek gerekiyor.

Musk, yapay zekayla yapılabileceklerin konuşulması gerektiğini belirtiyor. Yapay zekanın insanlığa faydalı olarak kullanılması adına, kendisinin 'Future of Life Institute' adlı enstitüye 10 milyon dolarlık bağış yaptığı biliniyor. Google'ın da kendi yapay zeka çalışmalarını kontrol altında tutmak adına bir etik düzen oluşturduğu dile getiriliyor. Ray Kurzweil, “Bir yandan riskleri kontrol ederken, bir yandan da yapay zekanın vaatlerini fark etmek adına ahlaki bir zorunluluğumuz var” diyor.

Yapay zeka ile ilgili gelişimler adına bazı standartlar koymakta ve bilimadamları için evrensel kurallar koymakta yarar var. Bunun nedeni ise çok açık, eğer arabaların ilk olarak icat edildiği 1900'lü yılların başlarında biri bize bu fikrin milyonlarca insanın ölümüne yol açabileceğini ve gezegenimizi ısıtabileceğini söyleseydi bazı şeyleri daha farklı yapabilirdik.  

Yukarı

Business HT×