BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Plan hayal kırıklığı yarattı

Faiz koridorunun merkezine oturduğu deneysel para politikası sona ererken, piyasalar sadeleşme hamlesini tatmin edici bulmuyor

ENES TUNAGÜR* 19 08 2015, 16:22

Merkez Bankası'nın para politikasında sadeleşmeye ilişkin yol haritası, piyasaları tatmin etmedi. TCMB'nin sadeleşme adımlarına ilişkin iki gündür yaptığı açıklamaların ardından Türk Lirasının değer kaybetmeye devam etmesiyle dolar/TL 2,94'ü aşarken, euro/TL 3,24'ün üzerine çıktı.

Piyasalar, TL'nin bu yıl yaşadığı yüzde 20'ye yakın değer kaybına karşı Merkez Bankası'ndan daha net adımlar beklerken, TCMB'nin para politikasında sıkılaşmaya gitmeden önce Fed'in faiz artışını bekleyeceği mesajı geldi. 

HAYAL KIRIKLIĞI

TL'deki kayıplara karşı sınırlı faiz artışının dahi yeterli olmayacağını ifade eden analistler, TCMB'nin yol haritasını yeterli bulmadı. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Refet Gürkaynak, faiz artışı beklediğini ifade ederek, “Çok sadeleşmeyeceğini anladık. Faizlerin yukarı gidecek çok yolu var. Enflasyonu kontrol etmek için uzun süredir faiz artışı yapılması gerekiyordu” diye konuştu.

Finansbank Ekonomisti Deniz Çiçek ise, yol haritasını “hayal kırıklığı” olarak tanımladı. Merkez'in piyasayı sözlü yönlendirme fırsatını teptiğini kaydeden Çiçek “açıklanan metin, bugüne kadarki politika uygulamalarından çok da farklı bir şey içermiyor” dedi.

Dün faiz oranlarını sabit bırakan Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre faiz koridoru, 1 hafta vadeli repo faiz oranı etrafında simetrik hale getirilerek daraltılacak.

TCMB'den bugün ekonomistlere yapılan sunumda atılacak adımlar netleştirilerek, sıkılaşma niyeti açıkça dile getirilse de, TL'nin kayıplarını sürdürmesi piyasaların yol haritasını yeterli bulmadığı şeklinde yorumlandı.

Piyasaların ilk etapta faiz koridorunun kaldırılarak, tekli politika faizine geçiş olacağı şeklinde yorumladığı hamle, analistlerce karmaşık olarak değerlendirildi. Bir dönem Fed ve TCMB'ye danışmanlık yapan Gürkaynak açıklamalar için “Ne yapılacağını anlamak kolay değil” ifadelerini kullandı. 

FAİZ KORİDORUNU SERÜVENİ

ABD Merkez Bankası Fed'in Eylül ayında faiz artırmaya yaklaştığı belirtilen bir ortamda faiz politikasında normalleşme yoluna giden TCMB, faiz koridorunu kullanmaya başladığında 2008 ve 2009 yıllarında yaşanan küresel krizin yaraları sarılmaya çalışılıyordu.

TCMB, hem 2008 sonlarında patlak veren ve 2009'da çoğu ekonomide daralmaya yol açan küresel krizin ardından hızlıca toparlanan bir ekonomide mali istikrarı sağlamak hem de 2010'a gelindiğinde yüzde 9'lara ulaşan büyüme ortamında yaşanan ani para girişlerinin yol açması mümkün olan volatilite gibi olumsuz etkileri sınırlandırmak adına faiz silahını daha etkin ve daha esnek hale getirme arayışı içine girmişti. Merkez böylece 2009 sonunda ilk sinyallerini verdiği yeni stratejiyi Nisan 2010'da açıkladı. Bu strateji çerçevesinde politika faizi gecelik borçlanma oranı yerine 1 haftalık repo faizi olarak değiştirildi.

Bir yıl kadar bu şekilde yola devam eden TCMB, Ekim 2011'de ise faiz koridoru uygulamasını temel politika aracı olarak kullanmaya başladı. Merkez böylece 2013'te tek bir faizi politika faizi olarak tanımlamaktan kaçındı. TCMB Başkanı Başçı o dönemki anlayışı “Bir tanesini seçip ona politika faizi demek yanlış. Biz de bu yüzden bir tanesini gösterge olarak belirlemek yerine hepsine isim verdik” diye tanımlayacaktı.

'KORİDOR ÖNCELERİ YARARLI OLDU'

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Burak Saltoğlu, özellikle 2011'de ilk Euro krizi patlak verdiğinde koridorun hem piyasaya hem de hükümete genel anlamda çok katkısı olduğunu söyledi.

Yeni strateji sayesinde Merkez Bankası, o dönem piyasalarda yaşanan ani fon giriş çıkışlarını daha iyi kontrol etmek imkanı bularak volatiliteyi azaltma yolunu izledi. Böylece Türk Lirası'nın aşırı değer kazanması da önlenmiş oldu.

2013'te Fed'in ve Türkiye'deki siyasi krizlerin yol açtığı küresel şoka kadar olumlu bir etki yaptığı ifade edilen yeni faiz politikası, Türk ekonomisinin dış şoklara karşı kırılganlığını ortaya çıkaran gelişmelerin ardından yeniden tartışılmaya başlandı. 

Mayıs'ta Fed'in parasal genişleden çıkılacağı yönünde verdiği sinyal, Türkiye'de yaşanan Gezi olayları ve yıl sonunda gelen yolsuzluk operasyonları sonrası dolar/TL 1,8 seviyelerinden yüzde 30'a varan artışla 2,39'a kadar çıktı. O süreçte faiz artışı silahını kullanmakta tereddüt eden TCMB, 29 Ocak 2014'te şok faiz artırımı kararı aldı. Böylece 1 hafta vadeli repo faiz oranı yüzde 4,5'ten yüzde 10'a yükseltildi. 

Uzmanlara göre bu şok faiz artışı kararı geç kalınması nedeniyle alınmak zorunda kalındı. #pagebreak#

Günümüze dönecek olursak, TCMB'nin karşısında çok farklı bir tablo var. TL bu yıl yüzde 20'ye yakın değer kaybederek tarihin en zayıf seviyelerine indi. Dolar/TL bugün itibariyle 2,89 ile rekor kırdı. Ancak Merkez bu yükselişe karşılık faiz artışı silahını kullanmadı. Özellikle son dönemde yaşanan siyasi belirsizlğin de Merkez'in beklemede kalmasını getirdiği ifade ediliyor.

TCMB, Türk ekonomisi açısından risklerin böylesine arttığı bir ortamda, Fed'in Eylül'de yapacağı ifade edilen faiz artışının yaratabileceği olası şoku da göz önünde bulundurarak para politikasında bir sadeleşme adımı atıyor.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Refet Gürkaynak, Merkez'in olan biteni dışa bağımlı hale getirerek, siyasi taraftan gelecek eleştirilerin önünü almaya çalıştığını söyledi.

BU ADIMLAR İŞE YARAYACAK MI?

Piyasaların verdiği tepki ve uzmanlardan gelen yorumlar, Merkez'in adımlarının hayal kırıklığı yarattığı ve döviz kurlarındaki artışı engelleme noktasında yeterli olmayacağı mesajını veriyor. Analistler bu yetersiz adımların Merkez'i 2014'teki gibi ciddi bir sıkılaşmaya mecbur bırakabileceğini ifade ediyorlar.

Finansbank'tan Çiçek, faiz koridorunu simetrik hale getirme taahhüdünün dahi yerine getirilemeyebileceğini ifade ederek “Hükümet tarafından olumsuz tepkiler verilmeye başlandı bile. TCMB böyle bir değişiklikten sonra örtüü faiz artışı yerine, doğrudan politika faizini artırmak durumunda kalacak. Bu hamle de siyasetçilerin tepkilerine daha açık olacaktır” dedi.

Türk ekonomisinin kısa vadede toparlanmasının kolay olmayacağını belirten analistler, TCMB'nin adımlarını yeterli bulmazken, bu durumun erken seçim ihtimalinin arttığı ortamda para politikasında yakın zamanda sert bir sıkılaşmayı mecbur kılabileceğini düşünüyorlar.

---

*Bloomberght.com Editörü

Yukarı

Business HT×