BIST 100 75.929 % -0,13
USD/TRY 3,4593 % 0,48
EUR/TRY 3,6690 % 0,34
Piyasalar
75.929
% -0,13
3,4593
% 0,48
3,6690
% 0,34
1,0605
% -0,09
10,63
-0,03
1.166,28
% -0,38
53,90
% 0,02

İlk yarıdan ne öğrendik?

Avrupa'nın yeni bir belirsizlikle sonlandırdığı ilk yarıdan çıkarılabilecek üç ders; ciddi politik risklerin varlığı, merkez bankalarına bağımlılık ve likidite azlığı oldu

THE ECONOMIST 07 07 2015, 13:57

1 Ocak’ta uyuyup 30 Haziran’da uyanan herhangi bir yatırımcı hiçbir sey kaçırmadığını düşünebilir. S&P endeksi ilk yarıyı nasıl başladıysa öyle kapattı: Londra’daki FTSE 100 endeksi için de durum aynı. 10 yıllık hazine tahvil getirisi yüzdelik puanın neredeyse beşte birine yaklaştı. Yeniden uyanan yatırımcı için Yunanistan kriziyle hala uğraşan Avrupa da sürpriz olacaktır.

Fakat, yılın ilk yarısında birçok şey değişti ve son zamanalardaki olaylar bize üç ders gösteriyor. İlki, politik riskler gerçekten var olduğu. Son 10 yılda, yatırıcımlar bu risklerin fazla şişirildiğine karar vermiş görünüyor. Ortadogu’daki krizler, Hürmüz Boğazı’nı bloke etmeden ve petrol arzını sekteye uğratmadan geldi ve geçiyor. Kongre, hükümeti birçok kez yıkmakla tehdit etti ve borçlanma limitinin arttırılmasini reddederek Amerika’yı teknik bir temerrüde sürükledi – ama son dakikada anlaşma sağlandı. İskoçya, Birlesik Krallık’tan ayrılmaktan vazgeçti. Rusya ve Batı’nin arası, Ukrayna yüzünden açık ama bu Avrupa ya da Amerika’yı değil, Rusya pazarını etkiledi.

Bu yılın buyuk bölümünde yatırımcılar politikanın herzamanki gibi ilerlediğini varsaydılar: Yunanistan’da anlasma son dakikada da olsa saglanacakti. Syriza’daki sosyalist görüşlerini görmezden gelen yatırım fonu yöneticileri Yunan tahvil ve bonolarına akın ettiler. Görünüşe bakılırsa bazıları, Alexis Tsipras ve Yannis Varoufakis’in hareketlerini önceden anlamak için vücut dili uzmanları işe aldılar. Fakat, Syriza geçmişle bağları koparma vaadiyle seçilmisti; kemer sıkma politikalarına karsı çıkan ideolojik muhalefet sermaye kısıtlamalarına ve banka kapanmasına neden oldu. En sonunda bir anlaşmaya varılsa bile, şimdiden verilen zarar fazlasıyla büyük. 

Avrupa’da eski politikaları reddeden ve başkaldıran başka partiler de var. Hiçbiri şu ana kadar Syriza gibi seçim başarısı kazanmasa da ana akım partiler üzerinde hala bir etkiye sahipler. İngiltere’nin AB üyeliğinin tekrar gözden geçirilmesini isteme girişimi de İngiltere Bağımsızlık Partisi’nin yükselişine bir nevi cevaptı.

Büyümenin zor elde edildiği bir dünyada, politikacıların bölüşeceği daha büyük bir pastaları yok. Bir gruba yapılan imtiyaz, diğerinin pahasona olacaktor. Burada da yaptıkları, bu karışıklık için dışarıdakilerin (yabancılarin) suçlanmasi ve onların pahasına kazancın arzulanması. Bu durum Yunanistan krizi ve Akdeniz’deki göçmen krizinin de gösterdiği gibi, uluslararası müzakerelerde anlaşmaya varılmasını zorlaştırıyor.

İkinci ders ise yatırımcıların hala merkez bankalarının cömertliğine bağımlı olduğu. Yunanistan’in Euro Bölgesi'nden çıkacağı korkusunun nüksetmesyle 29 Haziran’da hisse senetlerinde büyük bri satış dalgası görüldü. Fakat, bu 2011’deki kadar buyuk değildi. Portekiz ve İtalya gibi Euro Bölgesi ülkerinin tahvilleri sadece küçük kayıplar verdiler. Bunun nedeniyse, Avrupa Merkez Bankası'nın bu ülkelerdeki tahvilleri satın alıp diğer ülkelere de sıçramasını önleyen parasal gücünün olması.

Fakat, merkez bankaları ne verdiyse geri alabilir. Yatırımcılar 2015’in ilk yarısı boyunca ABD merkez bankasının 2006’dan bu yana yapacağı ilk faiz artırımının ne zaman olacağını tahmin etmeye çalıştı. Yatırımcı için gercekten zordu: Amerikan ekonomisi ilk çeyrekte güçsüzdü ve çekirdek enflasyon hala hedefin altında. Bu konuda büyük bir Yunan şoku da etkili olabilir. Yunanistan 29 Haziran’da sermaye kısıtlamaalrına gittiğinde, vadeli işlemler piyasaları yatırımcıların Eylul’deki faiz artışı konusunda daha az emin olduğunu gosteriyordu. Eğer Yunanistan anlaşmaya varırsa, Fed daha rahat hareket edebilecek.

Üçüncü ders ise likidetinin azalmasıyla piyasaların çok daha hızlı hareket edebileceği. Hükümet tahvilleri piyasasına bakıldığında, Nisan ayında yüzde 0,5 olan Almanya 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 1’e kadar çıktıktan sonra sıfır seviyesine kadar düştü. Bu hareket “risksiz” varlıklar için ciddi bir dalgalanmaydı.

Likidite azlığı piyasaları beklenmedik bir şoka karşı savunmasız bırakıyor. Yunanistan’ın beş yıldan bu yana devam eden ciddi sıkıntıları önemli değil. Ekonomik verilerin karışık olduğu Asya, kötü bir süprizin kaynağı olabilir: Güney Koreli ve Tayvanlı imalat sektörü satın alma yöneticileri endeksinin 50’nin altinda olması olumsuz trendin göstergesi. Markit’e gore, küresel satın alma yöneticileri endeksi Haziran ayında düşüş göstererek yüzde 51,3’ten yuzde 51’e geriledi.

Ortak görüş ıılın ikinci yarısında, küresel ekonomi ve sirket kârlarının güçleneceği yönünde. İyileşme gercekleşmedeği takdirde hisse senetleri piyasaları kırılgan seyredebilir.

Yukarı

Business HT×