BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Likidite nasıl ölçülür?

Likidite kuruması piyasanın en büyük endişe kaynağı, ancak analistler dahi kavramı tanımlamakta ve ölçmekte zorluk çekiyor

BUSINESS INSIDER 27 04 2015, 12:59

Bu günlerde piyasadaki herkes tek bir şey hakkında endişeleniyor, o da likidite.

Ancak şöyle bir sorun var ki, kimse onu nasıl tanımlayacağını ya da ölçeceğini bilmiyor.

Bu hafta Deutsche Bank baş ekonomisti Peter Hooper ve ekibi tarafından yayınlanan bir raporda likidite kavramı yakından inceleniyor ve şöyle tanımlanmaya çalışılıyor:

“Piyasa likiditesi derken ne demek istiyoruz? Her ne kadar piyasa likiditesinin pek çok farklı tanımı olsa da, bize göre en basit haliyle likit piyasası alım satımların aracılarla düşük işlem maliyetleriyle yapılabildiği bir piyasa. Ancak bu kısa ve basit tanımda bile pek çok belirsizlik var. Burada bahsedilen alım satımlar boyut gözetmeksizin tüm işlemleri mi kapsıyor, yoksa sadece “normal” boyuttaki işlemleri mi? Düşük işlem maliyetleri nedir ve bunu en iyi nasıl ölçeriz? Bu belirsizlikler yüzünden, piyasadaki likidite seviyesini ölçmek için tek bir iyi yol yok.”

Geçen Ekim ayında ABD tahvil piyasasında yaşanan “flash crash”ten beri, likidite ve tahvil piyasalarının dış şoklara karşı ne kadar dayanıklı olduğuna dair endişeler devam ediyor.  Ocak toplantısının tutanaklarında Fed'in de likidite hakkında endişelenmeye başladığı açıkça görülüyordu.

Oaktree Capital'dan Howard Marks da müşterileri için yazılan bir notta Deutsche Bank raporuna benzer bir tanım yapıyor. Likidite hakkında düşünmenin bir varlık için piyasa olup olmaması değil, bir varlığı büyük zarar etmeden ne kadar hızlı satabileceğin olduğunu söylüyor.

Marks, “Bir varlığın likit olup olmadığından bahsetmek çok yapılan bir hatadır. Genelde doğası gereği bir varlık likit ya da likit değil değildir. Likidite çok kısa ömürlüdür, gelir ve geçer” diyor.

LİKİDİTE NASIL YOK OLDU?

Yine Deutsche Bank ekibinden Torsten Slok bu ay başında, likidite kavramıyla ilgili bir dizi grafik yayınlamıştı.

O grafiklerden biri de, çok az tahvil piyasası işlemi olmasına rağmen tahvil piyasası oynaklığının arttığını gösteren aşağıdaki grafik. Kısaca anlatmak gerekirse bu grafikte az likidite ortamının piyasa katılımcıları için yarattığı en temel sorun gözüküyor: Her bir işlem piyasada daha da büyük dalgalanma yaratıyor.

Likiditenin nasıl bu kadar kuruduğu sorusuna gelirsek, Deutsche Bank'ın bu konuda birkaç teorisi var.

İlk olarak düzenleme değişiklikleri. Deutsche Bank, “bankaların sermaye ve likiditesiyle ilgili krizin bankaların bilanço tablosu kompozisyonları ve büyüklüklerini önemli oranda etkilemesi" yüzünden getirilen düzenlemelerden bahsediyor.

Bankaya göre, bu reformların en belirgin sonuçlarından biri, hiç tartışmasız bankaların daha az Hazine ve şirket tahvili tutması oldu. Ve bankalar daha az tahvil tuttuğundan teminat ve finansman imkanları azalmış oldu.

Raporda ayrıca New York Fed tarafından yayınlanan bir rapora atıfta bulunuluyor. Söz konusu raporda, elektronik ve otomatik tradingin tahvil piyasasında oynuyor olabileceği rolden bahsediliyor. Özellikle “flash crash” olayında elektronik işlemlerin durumu daha da kötüleştirilmiş olabileceği söyleniyor.

Ancak tüm bunlar, tahvil piyasasının dışında, piyasa hareketlerini etkileyen harici sebepler.

Deutsche Bank'a göre piyasaları etkileyen iç etkenler de mevcut. Beklenen faiz hareketlerindeki asimetri, gelecek politika kararlarına dair sözle yönlendirme ve dev varlık alımı programları piyasaların tek taraflı hale gelmesine yol açıyor. Bunun sonucu olarak da likidite durumunda azalma görülebilir ya en azından likidite göstergelerine bakarak daha az likit olduğu söylenebilir.

LİKİDİTEDEKİ AZALMAYI ÖLÇMEK

Likiditeyle ilgili tek sorun tanımını yapmak değil. Piyasadaki varlığını veya yokluğunu ölçmek de bir o kadar zor.

Deutsche Bank tarafından yayınlanan aşağıdaki grafik, tam bir ölçüme en yaklaşan çabalardan biri. Grafikte, Hazine tahvili işlemlerinin sayısı, Merill Lynch Opsiyon Oynaklık Endeksi (MOVE) endeksine bölünüyor.

Yine, eğer daha az hacim piyasada daha büyük bir değişiklik yaratarak, likiditede bir azalmaya işaret etmiş oluyor.

Ancak Deutsche Bank'a göre bu grafik de yeterli değil. Raporda, “Bu grafikte de nedenselliğin yönünün belli olmadığının altını çiziyoruz” deniyor.

“Herhangi bir trading aktivitesi için oynaklığın daha yüksek olmasına daha az likidite mi yol açıyor? Yoksa oynaklık mı işlem hacminde azalmaya sebep oluyor? Hangisi olursa olsun, bu göstergenin geçtiğimiz 10 yılın alt bandında olması (kriz dönemindeki çok düşük seviyeler hariç), yakın zamandaki oynaklık hareketlerinin işlem hacimlerindeki düşüşle aynı zamanda olduğunu gösteriyor."

Yukarı

Business HT×