BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Draghi’yi anlamak

Ünlü ekonomist Mohamed El Erian, "AMB Başkanı Draghi'nin netleştirmediği nokta Euro Bölgesi’nin QE tecrübesinin Japonya ve ABD gibi aynı şeyi deneyen ülkelerin tecrübelerine benzeyip benzemeyeceği" dedi

BLOOMBERG / MOHAMED EL ERIAN 16 04 2015, 14:09

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi dün Frankfurt’ta gerçekleştirdiği basın toplantısında biraz umutlu bir resim çizdi.

Draghi aynı zamanda Euro Bölgesi hükümetlerinin AMB’nin başarısına yardımcı olmak için neler yapabilecekleri konusunda da daha gerçekçi bir yaklaşım gösterdi.

Draghi, AMB’nin 'standardın dışında' para politikasının uygulamasına dair bağlılığı konusundaki tereddütleri ortadan kaldırdı.

AMB Başkanı, negatif nominal faizler ve tahvil alımında muhtemel bir azalmadan bağımsız olarak Eylül 2016’ya kadar merkez bankasının piyasalara müdahale etme 'eğiliminde' olduğunu söyledi.

Bu noktayı daha da vurgulamak için Draghi parasal genişleme (QE) tarafından yol açılacak yan etkilere dair endişeleri de elinin tersiyle itti. Bu endişeler arasında mali istikrarsızlık riskleri ve hükümetlerin daha az sorumlu davranması gibi konular yer alıyor.

Draghi, AMB’nin QE 'eğilimleri'nin beklentilerden daha yüksek olduğunun altını çizerek bazılarının piyasada bu politikanın erken sonlanacağına dair yaptıkları spekülasyonlara şaşırdığını da sözlerine ekledi.

QE’nin etkisine gelince, Draghi öncül sonuçlardan mutlu görünüyordu. Kredi akışındaki ve diğer parasal göstergelerdeki iyileşmelere işaret eden Draghi, Euro Bölgesi ekonomisinin yakaladığı hızlı ivmenin de altını çizerek ülkeler arasındaki farklara çok takılmadı. Bunları yaparken AMB politikasının finansal balonlar yarattığı endişelerini reddederken, yalnızca banka kaldıraçları üzerine yoğunlaşmayı tercih etti.

Draghi’nin netleştirmediği nokta ise Euro Bölgesi’nin QE tecrübesinin özellikle Japonya ve ABD gibi aynı şeyi deneyen ülkelerin tecrübelerine benzeyip benzemeyeceğiydi. Diğer yerlerde olduğu gibi AMB’nin programının ilk aşamaları mali piyasalar tarafından olumlu karşılandı; yüksek hisse fiyatları, düşük tahvil faizleri ve değer kaybetmiş bir para birimi. Bu tepki programa duyulan güvenin daha geniş çevrelere yayılmasına neden oldu ve ekonomik toparlanmada da hafiften kendisini gösterdi. Bu kolay olan taraftı ve ben de bunu daha önce QE’nin kolay olan üçte birlik kısmı olarak tanımlamıştım.

Geride kalan üçte ikilik kısım çok daha zor olacak. Başarı, ekonomik ilerlemeyi bir süre devam ettirirken, yapay olarak fiyatları artırılmış varlıklardan kaynaklanan “maliyet ve riskleri” kontrol altında tutmak ve muhtemel kaynakların yanlış yönlendirilmelerini engellemekle beraber gelir. Bunu doğru bir şekilde yönetebilmek için AMB’nin diğer kurumların da yardımına ihtiyacı olacak.

Draghi tarafından belirtildiği gibi AMB’nin daha önce benzeri görülmeyen politika yaklaşımının başarısı için hükümetlerin daha derin yapısal reformlar gerçekleştirmeleri ve hem yeni yatırımları hem de hali hazırdaki yatırımların genişlemesini teşvik etmeleri gerekiyor. Bu da çok daha fazla bilanço iyileşmesi gerektiriyor. Ve benim görüşüme göre bu aynı zamanda Avrupa’da toplam talebin daha fazla olması ve ülkeler arasında daha eşit yayılmasını da gerektiriyor.

Avrupa bunların herhangi birini başarmaya henüz uzak. Euro Bölgesi’nin QE’nin başlangıcını kutlamadan önce bu programın uygulandığı diğer ülkelerden örnek alması lazım.

Yolculuğun daha zor olan kısmı ileride ve AMB’nin daha üye ülkelerden politikaları için destek alması gerekiyor.

Yukarı

Business HT×