BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

90 milyar $'lık tarım mucizesi

Konya büyüklüğündeki Hollanda’nın 2014 yılı tarımsal ihracatı 90 milyar dolar. Hollanda'nın tarımdaki başarısının ardında verimli üretim modeli, Ar-Ge, kooperatifleşme, pazarlama, piyasa denetimi gibi faktörler yatıyor

İRFAN DONAT 30 04 2015, 14:22

Bir ülke düşünün ki yaklaşık 42 bin kilometre kare ile Konya şehri büyüklüğünde.

Avrupa’nın en küçük ve en yoğun nüfusuna sahip olan Hollanda’nın tarım alanları Türkiye yüzölçümünün yedide biri kadar ama 2014’te gerçekleştirdiği tarımsal ihracat 80.7 milyar Euro (90 milyar Dolar) seviyesinde.

Belki de ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı olması, Hollanda’nın tarım konusu açıldığında gündeme gelmesinin ana sebeplerinden birisi.

Peki, biyoçeşitliliğin Avrupa'da en az olduğu ülke konumundaki Hollanda nasıl oldu da kıt kaynak ve zor şartlara rağmen tarımda böyle bir ekonomik güce, kapasiteye ulaştı?

Bugün, tarım ve bahçe bitkileri sektöründeki işletme sayısı 65 bini aşan Hollanda'nın sadece en büyük 5 tarımsal ihracat ürününün toplam değeri 34.8 milyar Euro'yu buluyor. Hollanda, süs bitkileri ve sebze ihracatında dünya lideri, et ihracatında dünya dördüncüsü, süt ve süt ürünlerinde dünya üçüncüsü, sıvı ve katı yağ ihracatında ise dünya dördüncüsü.

İnternette Hollanda’nın tarım mucizesini anlatan değişik videolar ve yazılar var. Hepsi konunun farklı boyutlarını dile getirmiş.

Biz de mevcut bilgiler ile son veri ve gelişmelerden yola çıkarak Hollanda tarımını mercek altına almak istedik.

Öyle ya, bir tarafta 18 milyar dolarlık tarımsal ihracatı bulunan Türkiye, diğer tarafta 90 milyar dolarlık tarımsal ihracatı olan Hollanda. İnsan haliyle fark nerede diye merak ediyor.

Hollanda, ABD ve Fransa ile birlikte dünyanın en büyük ilk 3 tarım ihracatçısı konumunda. Bunun adına ister eğitim, ister özveri, isterseniz de planlı bir tarım politikası deyin. Sonuç itibariyle bu başarı şans eseri yakalanmamış. İşin içinde teknoloji de var, kooperatifleşme de; Ar-Ge de var, pazarlama stratejileri de. Ve tabii ki uzun vadeli, sürdürülebilir tarım politikaları..

KIT KAYNAKLARLA MUCİZE YARATILMIŞ

Yoğun nüfus nedeniyle kişi başına düşen toprak parçasının kısıtlı olması Hollanda'yı verimlilikte ve tarım teknolojilerinde dünyanın en önemli ülkesi haline getirmiş.

Hollanda topraklarının yarısı deniz seviyesinin en az bir metre altında bulunuyor. Hollandalıların su ile savaşı uzun bir tarihe dayanıyor. Ülkenin neredeyse yüzde 60’ı suyla mücadele sonucu kazanılan topraklardan oluşuyor. Yani deniz seviyesinin altında kalan toprakların doldurulması ile elde ediliyor.

O yüzden toprak çok kıymetli ve herkes bunun farkında. Toprak, su ve tohumuna sahip çıkan Hollanda o yüzden et, süt, kesme çiçek, çiçek soğanı ve tohum gibi bir çok tarım ürünü üretiminde dünyanın ilk 3 ülkesi arasında yer alıyor.

BAŞARIDA KOOPERATİFLEŞME FAKTÖRÜ

Hollanda’nın tarım ve özellikle süt bitkisi sektöründeki başarısında kooperatiflerin ve mezat sisteminin payı büyük. Mezat sistemi üreticilerin belli bir kalite seviyesini sürdürmesini sağlıyor. Her firmanın alıcılara yol gösteren kalite ve güven endeksi bulunuyor.

Mezatta ürünlerinin kalitesini kontrol eden üreticiler 'takdir' ediliyor. Eğer bir çiçeğin yaprağı yoksa, ya da biri eksikse ya da herhangi bir sorunu varsa bunun mezat için doldurulan belgelerde bildirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde mezat tarafından üreticilere verilen 'güven endeksi' düşürülüyor.

Peki Hollanda’da her şey toz pembe şekilde yolunda mı ilerliyor? Cevap tabi ki hayır.

Hollanda’nın gelişmiş lojistik, mezat ve kooperatif sistemine rağmen çiftçiler için şartlar yine de kolay değil. Değişen iklim koşulları ve buna bağlı fiyatlar tıpkı Türk çiftçiler gibi onları da en çok endişelendiren konular arasında.

TARIMDA UZMANLAŞMA AVANTAJ SAĞLIYOR

Hollanda’nın tarım alanında ilerlemesinin en önemli nedenlerinden birisi uzmanlaşma. Seralar ve üreticiler çoğunlukla tek bir ürün üzerine uzmanlaşıyor. Bu duruma eleştirel yönden bakanlar çıkabilir. Ancak uzmanlaşma, Hollandalı şirketlere kendi ürünlerinde deneyim kazanma, eğitim ve eğitimli iş gücü, lojistik ve teknolojik yatırım anlamında avantaj sağlıyor. Ancak tek bir ürün üretmenin riski de büyük. Farklı ürünler yetiştirerek riskleri dağıtan üreticiler de var.

Hollanda tarım sektöründe dünyanın model aldığı ülkelerinden biri olsa da Avrupa Birliği'nin büyük ve zorlu pazarında küçük aile çiftliklerinin şansları her geçen gün biraz daha azalıyor.

Tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi Avrupa Birliği ve devletlerin tarımsal destekleri küçük çiftliklerinin çarklarını döndürmesi için bazen yeterli olmuyor. Yeterince yatırım yapamayan, profesyonelleşemeyen çiftlikler ya birleşme yoluyla büyüyor ya da sektörü terk ediyor.

Hollanda’da da tarım yapan nüfus azalıyor ama buna rağmen tarıma ayrılan alanların büyüklüğü aynı kalıyor. Bu yüzden çalışmaya devam eden çiftlikler tarım alanlarını giderek büyütüyor. Türkiye’de ise hem çiftçi sayısı hem de ekilebilir tarım arazisi azalıyor.

Hollanda’da da küçük işletmeler rekabetle ilgili de sorunlar yaşıyor. Bu noktada tarım işletmelerinin yaşaması açısından çiftçiler devlet tarafından farklı yollarla destekleniyor.

Devlet ve üreticiler her yıl ne kadar alanda ne kadar ürün ekileceği konusunda planlı ve programlı bir çalışma yürütüyor. Yıl başında devlete üreteceğiniz ürün için ne kadar alan ayıracağınızı bildirmeniz gerekiyor. Buna göre de alacağınız yardımlar hesaplanıyor. Bu yardımları kurallara uyduğunuz sürece alabiliyorsunuz.

EĞİTİM VE TEKNOLOJİNİN TEMELİ ÜNİVERSİTEDE ATILIYOR

Hollanda’nın başarısı doğru destekleme polikaları ile yön verilen üretim, pazarlama ve dağıtım ağı sisteminin birlikte işleyişinden geliyor. Ancak bu sistemin en önemli ayaklarından biri de eğitim ve Ar-Ge çalışmalarının temelinin atıldığı üniversiteler.

Hollanda’da üniversitelerin tarımda odaklandığı ana konuların başında, gıda üretimi, gıda tüketim artışı, yaşam alanı, gıda sağlığı ve geçim var. Üniversitelerin gıda üretimi konusunda asıl odak noktası az girdi ile iki katı ürün alarak verimi artırmak. Buna “24’üncü Yüzyıl” tarımı deniyor.

Üniversitelerde araştırma amacıyla oluşturulan tarla ve seralar, tarımdaki yeni gelişmeler hakkında bilgi almak isteyen bütün üreticilere açık.

Üniversitelerdeki araştırmalar, üretici-devlet-özel sektör ortaklığı ile destekleniyor. Hollandalılar bu işbirliğine, “Başarıyı sağlayan altın üçgen” adını veriyor.

Başarının ana unsuru 'Bir şey üzerine odaklanıp beraber çalışmak' olarak tanımlanıyor. Bu da sektörü daha güçlü ve ekonomik açıdan daha mücadele edilebilir hale getiriyor.

ÇEVREYE DUYARLI POLİTİKALAR

Sınırlı ekim alanları yüzünden Hollandalılar en az alandan en yüksek verimi sağlamak adına Ar-Ge çalışmalarına yönelmiş durumda. Yeni araştırmalar seralarda enerji ve su verimliliği üzerine yoğunlaşıyor. Çünkü çiftçilerin seralarında gaz, enerji ve su kullanımında doğa ile ilişkilerini de göz önüne almaları bekleniyor.

Doğa dostu üretim yapan seralar, çevre sertifikaları ve vergi avantajları ile destekleniyor.

Yeni açılan tüm seralar çevreye duyarlı olduğunu gösteren ‘yeşil etiket’ sertifikasına sahip.

Bu sertifikalar, seralarda kimyasal ürünler kullanmayarak, enerji kullanımında duyarlı olmak şartıyla elde edilebiliyor.

Hollanda, sınırlı topraklarının farkında ve bu yüzden çevreye duyarlı, sürdürülebilir bir tarım politikası izliyor. Tek olmak yerine birlikte hareket etmeyi benimsiyor.

Ve daha da önemlisi Hollanda artık sadece tarımsal ürünlerini değil bu alanda elde ettiği tecrübeyi ve teknolojik gücü de ihraç ediyor. 

Kısacası Hollanda'nın tarımdaki başarısı tesadüf değil.

Böyle bir ülkenin elinde Türkiye'nin sahip olduğu toprak ve doğal zenginlikler olsa tarımda nasıl bir güç olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?

Son bir not..

Aslında niyetimiz tam olarak Hollanda ile Türkiye tarımını kıyaslamak değil. Çünkü Türkiye'nin bu alanda karşılaştırılacağı ülkeler açısından Fransa ve İspanya daha doğru örnekler. 

Bu konu da bir başka yazıya...

Yukarı

Business HT×