BIST 100 73.600 % 0,28
USD/TRY 3,5292 % 0,14
EUR/TRY 3,7974 % 0,09
Piyasalar
73.600
% 0,28
3,5292
% 0,14
3,7974
% 0,09
1,0758
% -0,06
11,00
0,07
1.171,88
% 0,13
54,52
% -0,76

Küresel bir tehdit: Obezite

Dünya nüfusunun yaklaşık %30'una denk gelen 2.1 milyardan fazla insan fazla kilolu ya da obez. Önlem alınmazsa 2030 yılına gelindiğinde bu oranının %50'ye yükselme riski var

PROJECT SYNDICATE 10 04 2015, 09:10

2010 da insanlık büyük bir dönüm noktasıyla karşı karşıya kaldı.

İngiliz sağlık dergisi The Lancet'te paylaşılan hastalıkların küresel etkisi araştırmasına göre obezite, açlığı da geçerek, dünyanın en önemli halk sağlığı sorunu oldu.

Araştırmanın en son güncellemesine göre, şu an dünyada 2.1 milyardan fazla insan– yani dünya nüfusunun yaklaşık %30u– fazla kilolu ya da obez. Bu, yetersiz beslenen çocuk ve yetişkin sayısının neredeyse 2,5 kat daha fazlası. Öte yandan, dünyada ölümlerin yaklaşık %5 inin nedeni obezite.

Bu kriz sadece acil bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda küresel ekonomiye de bir tehdit teşkil ediyor.

Obezitenin yarattığı toplam ekonomik kayıp yılda 2 trilyon civarında, yani dünya gayri safi milli hasılasının %2.8 i kadar.

McKinsey Global Institute (MGI) araştırmasına göre, bu rakam sigara kullanımı ya da savaş ve terörden kaynaklanan ekonomik hasarlara yakın.

Ve durum daha da kötüleşecek gibi görünüyor. Güncel trend devam ederse, 2030'a kadar dünya yetişkin nüfusunun neredeyse yarısı fazla kilolu ya da obez olacak.

Dünya sağlık örgütünün (WHO) Direktörü Margaret Chan, “Farklı yaş gruplarındaki obezite salgınının üstesinden gelebilen bir tek ülke bile yok" dedi.

OECD'ye göre, 2000'den 2013'e kadar araştırılan 196 ülkenin 130'unda obezite yaygınlığı her yıl en az %0,5 oranında arttı.

Bu küresel salgın sadece gelişmiş ülkelere mahsus birşey değil. Gelişmekte olan ülkeler yoksulluktan kurtuldukça halkı şişmanlıyor.

Dünyadaki obez insanların %60'ından fazlası gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor. Bunun nedeni ise hızlı sanayileşme ve kentleşmenin arttırdığı gelirler. Hindistan ve Çin'de şehirlerdeki obezite oranı, kırsal alanlardakinden 3-4 kat daha fazla. Gerçekten de kanıtlar, özellikle gelişmekte olan ülkelerin salgına daha hassas olduğunu gösteriyor.

Obezite oranları, bir zamanlar besin kıtlığı yaşayıp aniden bollukla karşılaşan ülkelerde tavan yapıyor.

Mesela, yirminci yüzyılın ortalarında, fosfat madenciliğindeki yüksek artış, mikronezyalı ada ülkesi Nauru'yu eskiden besin eksiği olan bir araziyken, obezite ve tip2 diyabetinde dünya lideri yaptı.

WHO'ya göre, 2005'de Nauru'daki erkeklerin yüzde 94'ü ve kadınların yüzde 93'ü aşırı kilolu, nüfusun yüzde 70'den fazlası da obezdi.

Halk sağlığı hizmetlerinin sınırlı olduğu ülkelerde, sağlık hizmetlerinin masrafları direkt hastalıktan mustarip olan insanların ceplerinden çıkıyor. Sonuç itibariyle obezite yoksulluk içinde kapana kısılıp, eşitsizliği sürdürüyor.

MGI, Obezite'ye karşı kullanılabilecek 74 muhtemel girişim tespit etti. Bunların başında okul yemeklerini sübvanse etmek, yürüyüşe teşvik eden kentsel tasarımlar kurmak, daha sağlıklı beslenme etiketlemeleri, yüksek kalorili içecek ve yiyecek reklamlarına sınırlama getirmek ve mali önlemler geliyor.

İnsanları obezitenin riskleriyle ilgili eğitmek, onları sağlıklı olmaları ve formda kalmaları için eğitmek kadar önemli. Ama kanıtlar, obezite hakkında bilgili olmanın bile fazla yemek yeme içgüdüsüne karşı koymaya yetmediği yönünde. Bu etkenler bir de az hatta hiç fiziksel aktivite içermeyen yaşam tarzlarıyla birleşiyor.

İnsanların yardıma ihtiyacı var ve bu da kararlarını şekillendiren çevresel etkenlerin değişmesi gerekiyor demek. Bu, standart porsyonları azaltmak, pazarlama yöntemlerini değiştirmek ve şehir ile eğitici kuruluşları insanların daha aktif olması yönünde düzenlemek gibi reformlarla yapılabilir.

MGI, muhtemel 74 girişimden 44'ü hakkında eğer ülke çapında artsalar ne sonuç doğurabileceklerini sunan veriler topladı.

Mesela, Birleşik Krallık 44 girişimin hepsini uygulasa, aşırı kilolu ve obez nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sinin sağlığını 5-10 yıl içerisinde düzeltebilir.

Uzun vadede, verimliliğin artmasından ve sağlık hizmetleri harcamalarının azalmasından elde edilecek birikimler, girişimleri uygulamak için gereken yatırımlardan daha fazla olabilir.

Obeziteyle ilgilenmek birçok ülke için ulusal - hatta belki evrensel-gayret gerektirecek. Sadece tutarlı, geniş kapsamlı, sürdürülebilir bir girişim portföyü etkili olabilir. Hiçbir kuruluş obeziteyle tek başına başa çıkamaz.

Ne yapılması gerektiğine dair bütün cevaplara sahip değiliz ama obezitenin hızlı yükseliş oranı, neyin işe yaradığını saptamak açısından girişimleri tesk etmekte fayda olduğunu gösteriyor. Obezite ile ilgili araştırmalara, dünya çapında yılda yaklaşık 4 milyar dolar yatırım yapılıyor – bu rakam obezitenin hesaplanan sosyal maliyetinin sadece yüzde 0,2si kadar.

Yukarı

Business HT×