BIST 100 109.330 % -0,31
USD/TRY 3,8622 % -0,64
EUR/TRY 4,5402 % -0,88
Piyasalar
109.330
% -0,31
3,8622
% -0,64
4,5402
% -0,88
1,1749
% -0,25
13,47
0,00
1.256,44
% 0,28
63,23
% -0,13

Özilhan: Yeniden olağan döneme geçilmesini ümit ediyoruz

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, sağlıklı ekonomi için hukukun üstünlüğünün önemli olduğuna dikkat çekti.

Özilhan: Yeniden olağan döneme geçilmesini ümit ediyoruz
AA 07 12 2017, 13:50

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, sağlam bir ekonominin ön koşulunun hukukun üstünlüğü ilkesinin bağlayıcılığı olduğunu belirterek, "Son birkaç yıl içinde şahit olduğumuz FETÖ operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimi, Reza Zarrab davası gibi olaylar bu durumu teyit etti. Milletimizin bekasına kasteden her türlü girişimi önlemek için başvurulması gereken kılavuz, hukuk devleti ile bağımsız ve tarafsız yargıdır." dedi.

Özilhan, "TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı"nda konuştu.

Türkiye'de siyasi ve ekonomik konuların gündemin hep en ön sıralarında yer aldığına işaret eden Özilhan, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü ve mutlak düşünce özgürlüğü çerçevesinde sonuçlandırılması gereken iddialar takip edilirken, geleceği şekillendiren konuların da ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Özilhan, gelecek kuşakların bekasının, bugün savuşturulan jeostratejik tehditler kadar, bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelere ne ölçüde uyum sağlanabileceğiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, "Son dönemlerde esas ilgi ve alaka devlette ve ülkede yuvalanmış şer odaklarının temizlenmesine yöneltilmiş durumda. Doğrudur, bu odaklar bütün devlet kurumlarından hızla ve tamamen temizlenmelidir. Diğer yandan bilim ve teknoloji alanında dünyadaki gelişmelere ayak uydurma çalışmalarını da aksatmamak gerekir." diye konuştu. 

 

TÜSİAD'ın en yakından takip ettiği konuların başında Sanayi 4.0'ın geldiğini anlatan Özilhan, "Bilim ve teknolojideki ilerlemeler pek yakın bir gelecekte insan toplumlarının yaşamlarında önemli değişimlere yol açacak. Nanoteknoloji, yapay zeka, nesnelerin interneti, genetik, dijital iletişim, robotik, malzeme bilimi, biyoteknoloji, blok zincir, 3D baskı, özerk taşıtlar… Peki biz neleri tartışıyoruz? Osmanlı 18. yüzyıldaki ilk sanayi devrimini yakalayamamış olmanın bedelini çok ağır ödemişti. Şimdi biz dünyadaki son teknolojik devrimin neresindeyiz?" ifadelerini kullandı.

"ÜNİVERSİTE SAYISI 185'E ÇIKTI ANCAK KALİTE TUTTURULAMADI"

Türkiye'de son 10-15 yılda altyapıda önemli bir atılım yapıldığını, kentleşmenin yanında eğitim ve sağlık alanında da gelişmeler kaydedildiğini anımsatan Özilhan, şöyle devam etti:

"En sorunlu alan eğitim. Üniversite sayısı 77'den 185'e çıktı ancak kalite tutturulamadı. Bu sene ilk yerleştirmede 370 bin kontenjan boş kaldı. Dünya standartlarında öğretim üyeleri olmadan, bilimsel özgürlük ve nitelikli eğitim sağlanmadan üniversite sayısının artırılması yetmiyor. Eğitim sistemi bir kez daha değişirken uzun vadeli düşünmek ve dünyada ortaya çıkan yeni yetenek ve becerilere uygun bir sistem tasarlamak gerekiyor. Bilgisayarlardan, nesnelerin internetinden, artırılmış gerçeklikten, robotlardan, yapay zekadan bahsettiğimiz bir ortamda, eğitim reformunun merkezinde 'ezber' yerine, 'öğrenmeye açık olma' ilkesi yer almalı. Bunu başaramazsak Türkiye'nin en önemli ekonomik problemi ne faiz oranları olacaktır ne de cari açık, en önemli ekonomik sorunumuz eğitim olacaktır." 

 

Özilhan, ekonominin işleyişi, insan ömrü, şehir yaşamı, ulaştırma gibi alanlarda köklü değişimlerin söz konusu olduğunun altını çizerek, buna ayak uydurmak için, iş ve çalışma yaşamı, vergi rejimi, sosyal güvenlik sistemi, finansal sistem, sağlık sistemi, eğitim sistemi gibi toplumsal yaşamın tüm alanlarında çok köklü değişiklikler yapılması gerektiğini dile getirdi. Bu süreçte dünyadaki en iyi uygulamalardan ilham alınabileceğini vurgulayan Özilhan, "Değişimlere başlamak için geç kaldık. Bu işler 'yap-boz' taktiğiyle olmaz. Süreci yönetemezsek, bizi kaotik bir gelecek bekleyecek ama şimdi günümüze dönelim. Çünkü bugünler, ülkemiz için epey çalkantılı. Bugün ekonomi, iç politika ve dış politika her zamankinden daha fazla iç içe geçmiş durumda. Her üç alanda da riskler yüksek. Riskleri yönetebilmek için 3 noktaya dikkat etmek gerekecek, dogmayla değil, bilgiyle hareket etmek, değişen koşullara uyum kabiliyetini ve esnekliği artırırken devlet geleneklerini ve kurumsal düzeni korumayı ihmal etmemek, bütün bu süreci objektif kurallar içinde yürütmek ve kuralları herkese eşit uygulamak." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRKİYE BATI'NIN AVRASYA'YA AÇILIM NOKTASIDIR"

Ekonomide geçen senenin son çeyreğinden bu yana yüksek seyreden büyüme hızı ile ihracatta yüz güldüren haberler geldiğini anlatan Özilhan, bir yandan da paranın değer kaybından yüksek enflasyona, kamu harcamalarındaki artış ve bozulan bütçe dengesinden artan cari açığa, düşen sermaye girişlerinden artan vergilere, bozulan güvenden makine teçhizat yatırımlarının gerilemesine, özel sektörün açık pozisyonundan kredi mevduat oranlarındaki yükselişe kadar bir dizi alanda endişelendiren gelişmeler yaşandığını ifade etti. Zamanında önlem alınmazsa bu sorunların üst üste birikeceğini belirten Özilhan, ekonomide yüksek teknolojili üretimi merkeze koyan yeni bir vizyona ihtiyaç olduğunu söyledi. 

Özilhan, 2008 küresel krizinin sistemde yarattığı derin tahrifat, Ortadoğu'yu tehdit eden jeostratejik riskler, küresel güç dengesinin sarsılması, dünyanın siyasi ve ekonomik güç merkezinin batıdan doğuya doğru kayması tartışmalarının Türkiye'yi de etkilediğine işaret ederek, "Biz Türkiye olarak doğulu olduğumuz kadar batılı, batılı olduğumuz kadar doğuluyuz. Uluslararası politikada, güçlünün peşine takılmanın bağımsızlığın yitirilmesi riskini taşıdığını Osmanlı'nın son dönemlerinden beridir gayet iyi biliriz. Türkiye, dünyadan kopmamak için dünya düzeninin yerleşik kurallarına uygun hareket etmelidir. Türkiye'nin yerinin Batı alemi mi, Avrasya mı olduğu bir tartışma konusu değildir. Türkiye Batı'nın Avrasya'ya açılım noktasıdır. Yükselişteki Çin ve Rusya gibi ülkelerle ilişkilerimizi sürdürmeli hatta daha da güçlendirmeliyiz. Amerika ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerimiz, Türkiye'ye karşı gösterdikleri çifte standarda rağmen, kendi değer ve çıkarlarımız gereği iyi ve verimli olmalı." dedi.

"YENİDEN OLAĞAN DÜZENE GEÇİLMESİNİ ÜMİT EDİYORUZ"

Ekonomide ve dış politikada yaşananların siyasi ve hukuki çerçeveden bağımsız olmadığının altını çizen Özilhan, yargı erkinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, düşünce ve ifade özgürlüğü, özgür ve bilimsel akademik ortam, özgür medya ve internet ortamı, iyi tanımlanmış yetki ve sorumluluklar, kamu yönetiminde liyakat unsurlarının ülkelerin rekabet gücünün önemli parametrelerinden olduğunu dile getirdi. Olağan demokratik işleyişten uzaklaşılmasının önce yabancı sonra yerli iş insanlarını yatırımlardan soğuttuğuna, yaratıcılıktan ve girişimcilikten uzaklaştırdığına işaret eden Özilhan, şunları kaydetti: 

 

"Bir an önce yeniden olağan düzene geçilmesini ümit ediyoruz. Türkiye demokrasi ve hukuk devleti yolunda ilerledikçe güç kazanıyor, ekonomisi güçleniyor, vatandaşların refah ve memnuniyeti yükseliyor. Demokrasi ve hukuk devleti yolunda ilerlemenin bir koşulu da herkesin kanun önünde eşit olmasıdır. Kuralların herkese eşit uygulanmasının önemini geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımız da vurguladı. Sağlıklı bir ekonominin olmazsa olmaz koşulu, adil rekabet şartlarının tesis edilmesi ve korunmasıdır... Sağlam bir ekonominin ön koşulunun, hukukun üstünlüğü ilkesinin bağlayıcılığı olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Son birkaç yıl içinde şahit olduğumuz FETÖ operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimi, Reza Zarrab davası gibi olaylar bu durumu teyit etti. Bir kez daha vurgulamak isteriz, milletimizin bekasına kasteden her türlü girişimi önlemek için başvurulması gereken kılavuz hukuk devleti ile bağımsız ve tarafsız yargıdır."

Yukarı

Business HT×