BIST 100 76.488 % -0,76
USD/TRY 2,9999 % 0,02
EUR/TRY 3,3707 % 0,10
Piyasalar
76.488
% -0,76
2,9999
% 0,02
3,3707
% 0,10
1,1235
% 0,12
8,71
-0,06
1.317,80
% -0,31
49,06
% -0,37

Türkiye enerji devriminin neresinde?

Gelişmekte olan ülkeler yenilenebilir enerjide kazandıkları cazibeyi aynı hızla yitirebilir

GAMZE GÖREN 09 03 2016, 10:37

Yenilenebilir enerji devriminin tam ortasındayız.”

Financial Times’a konuşan Uluslararası Enerji Ajansı direktörü Adnan Amin, sözlerine şöyle devam etti: “Geçtiğimiz son iki yılda, yenilenebilir enerjiye net kapasitenin yarısından daha fazla ek yatırım yapıldı”.

Geçtiğimiz yıla ait rakamlar da Amin’i doğruluyor: Yüzde 9 oranında artarak 713 milyar dolar olan yenilenebilir enerji yatırımlarında petrol ve doğalgaz sektörü ile gayrımenkul sektörü başı çekti. Bu yatırım artışında yenilenebilir enerji piyasalarında yaşanan fiyat rekabetinin etkisi yadsınamaz.

"Güneş paneli fiyatları, 2009 yılından bu yana yaklaşık yüzde 80 oranında düşüş gösterdi. Bu durum daha ucuza daha fazla panel kurulmasını sağladı” diyen Amin ayrıca rüzgârın, elektrik üretiminde rekabetin en yüksek olduğu alan olduğunu belirtti. 

Yaşanan fiyat düşüşleri, güneş enerjisi gibi niş piyasaları, hızla kitlesel üretim yapan endüstrilere dönüştürüyor. Gelişmiş ülkelerde yaşanan durgunluktan kaynaklı, enerji talebindeki düşüş ve fazla kapasitenin ortaya çıkışı, yenilenebilir enerjide yatırımcıların rotayı gelişmekte olan ülkelere çevirmesine neden oluyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl yenilenebilir enerjide en fazla yatırım çeken sekiz lokasyon, Hindistan ile birlikte gelişmekte olan ülkeler Şili, Mısır, Myanmar ve Güney Amerika’da yer aldı.

FED’in parasal genişlemeyi sonlandırması ile likidite musluğu kesilen gelişmekte olan ülkeler için, yenilenebilir enerji yatırımlarında yaşanan patlama ‘yeni bir soluk’ olabilir. Ancak analistlere göre, bu durum pek de uzun soluklu olmayacak. “Yenilenebilir enerji sektöründeki büyümeye karşın bu durum gelişmekte olan ülkeler için bir ayrıcalık sayılmaz" sözleriyle Amin önemli bir noktaya dikkat çekti: “Halen ABD güneş enerjisi pazarını domine ederken, İngltere’de rüzgar enerjisi konusundaki iddiasını koruyor. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerin makro ekonomik sorunları, riskleri ve teknolojik altyapı yetersizlikleri, bu yatırımların avantaja dönüşmesi önündeki önemli engellerden”.

 

Yenilenebilir enerji yatırımlarının arttığı ülkelerden biri de Türkiye.  2020 yılı sonuna kadar yenilenebilir enerji kaynakları kullanan yeni seraların yapımını tarımsal yatırım destek programına alan Türkiye, enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak için yenilenebilir enerjiyi yeniden gündemine aldı. Ancak kafalar biraz karışık.

Geçtiğimiz günlerde bir panelde konuşan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ataseven, “2023 hedefini 20 bin megawatt olarak belirleyen Türkiye için 2030 hedefinin Paris’te sunulan ulusal katkı niyet beyanına göre 16 bin megawatt olarak belirtilmesi, çelişki yaratıyor” ifadelerini kullanmıştı. 

Görüşlerini aldığımız Dünya Enerji Konseyi üyesi  enerji uzmanı Necdet Pamir ise, “Türkiye’de, dünyadaki sürecin aksine bir durum söz konusu. Yenilenebilir enerji yatırımları artıyor ancak diğer enerji yatırımları daha hızlı artıyor. Hedef enerjide bağımlılığı azaltmak için alternatif kaynaklara yönelmek olabilir ancak atılan adımlar aksi yönde. Türkiye'nin mevcutta 250 milyar kilowatt saat enerjisi var. Oysa yenilenebilir kaynaklar da dahil potansiyel bunun tam 3 katı! Bunun 110'u rüzgar, 400'ü güneş, 35'i biogaz olmak üzere toplam 741 milyar kilowatt saat kapasitemiz atıl bekliyor" dedi ve ekledi: "Bu alanda Türkiye için halen fırsatlar var. Ancak tribünleri dışarından gelen rüzgar enerjisi yine sıkıntı yaratacaktır. Önemli olan yerli teknoloji ile yerli kaynaklarımızı değerlendirebilmek".

Öte yandan gelişmiş ülkelerde yenilenebilir enerji piyasasında yaşanan durgunluğun uzun sürmeyeceğini, bu nedenle rüzgârın yeniden gelişmiş ülkelerden yana eseceğini düşünenler de var. BusinessHT’ye konuşan Hazar Strateji Enstitüsü Genel Sekreter Yardımcısı ve enerji uzmanı Dr. Emin Akhundzada, onlardan biri.

"Yenilenebilir enerji yatırımları birçok ülkelerde durdurulsa da, uzun dönemde bu yatırımların tekrar artacağını düşünüyorum. Bugün AB ülkelerine, özellikle Almanya ve İngiltere’ye baktığımızda, yenilenebilir enerji teknolojisini hızlı bir şekilde geliştirdiklerini görüyoruz. Bu kapsamda hem kendileri için yenilenebilir enerji üretimi yapıyorlar, hem de rüzgar panelleri gibi yenilenebilir enerji üretimi yapan ürünleri dışarıya ihraç ediyorlar. Bizim de yenilenebilir enerji üretimine bu noktadan yaklaşmamız gerekiyor" diyen Akhundzada'ya göre çözüm yatırımları artırmak kadar teknoloji geliştirebilmekte yatıyor: "Gelişmiş ülkelerin rekabetten çekilmesi söz konusu olamaz. Çünkü yalnızca AB'de yenilenebilir enerji alanında milyonlarca istihdam yaratıldı. Türkiye, bu alanda teknolojik yatırımlarını artırırsa, söz sahibi olması mümkün olabilir".

Yukarı

Business HT×