BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Çin'de politika etkisi

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in siyasi hırsının ülkenin ekonomi politikalarında yarattığı izdüşümü

ÖZGE ÖZDEMİR 24 08 2015, 07:11

Çin’in devalüasyon kararı ve hisselerinde yaşanan düşüş, küresel ekonomiyi sarsmaya devam ediyor. Bu şiddetli fırtınanın ortasında, basının en çok sorduğu sorulardan biri Çin Komünist Partisi’ndeki lider kadronun karar alırken ne kadar bilinçli olduğu.

“Politbüro’nun yönetici kadrosunu oluşturan yedi siyasetçi ülkenin ekonomik ihtiyaçlarını teşhis etmekte başarılı mı?” diye soran Amerikan basını, Devlet Başkanı Xi Jinping’e yüklenmekten geri durmuyor.

Ünlü ekonomist Paul Krugman, New York Times için yazdığı makalede, “İtaat edilmesi gereken Xi’nin ekonomi politikası söz konusu olduğunda siz de ne yaptığının farkında olmadığı hissiyatına kapılıyor musunuz?” diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Charlie Kindleberger’in (ekonomi tarihçisi ve yazar) ‘kirazdan ilk ısırığı almak’ diye tabir ettiği durum gerçekleşti (Kimse kirazdan sadece bir ısırık almaz). Çin şimdi bize sabit kur rejiminin o kadar da katı olmadığını gösterdi; ancak gelecekte para biriminin değerleneceği hissiyatını yaratacak kadar değer kaybetmesine de izin vermedi. Böylelikle yatırımcılar gelecekte kurun daha da düşeceğine ikna oldu; bu da sermaye kaçışının artacağını gösteriyor.”

OBAMA'YA BASKI

Krugman, ileride Çin para birimi yuanın değer kaybetmeye devam edeceğini; bunun da ticarette gerilim yaratacağını ve dış politika için tehlikeli olacağını söylüyor.

Washington Post gazetesi ise başyazısında Çin’in ekonomisinin sıkıntıda olduğunu vurgulayarak Çinli politika yapıcıların bu konuda ne yapacaklarını bilmediğini yazdı. Gazete, siyasetçilerin kontrolü kaybetmiş gözükmemek için özel sektöre yüzünü dönemediğini belirtti.

Bütün bunlar Eylül ayında Washington D.C.’de Xi’yi ağırlayacak olan ABD Başkanı Barack Obama’nın üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Özellikle 2016’daki başkanlık seçimleri için yarış başlamışken Cumhuriyetçi senatörlerin Çin’i ticaret savaşı yürütmekle suçlaması, Obama’nın kur manipülasyonunu masaya getirmesini zorunlu kılıyor.

RÜŞVET SKANDALI ESKİ KADROLARI TEMİZLEDİ 

Eleştiri oklarının hedefinde en çok Xi’nin yer almasının en büyük sebebi ise Çinli siyasetçinin siyasi gücünü konsolide etmek için ekonomik reformları ıskalaması.

Başlattığı rüşvet ve yolsuzluk skandalı ile Komünist Parti’deki yetkin isimleri saf dışı bırakmak isteyen Xi, Komünist Parti’deki geleneğin aksine kendinden sonra gelen kuşakları partinin önemli kadrolarına yerleştirmeyerek rakip olacak bir lider yetiştirmekten kaçınıyor. 

ÜLKE TARİHİNİN EN GÜÇLÜ LİDERİ

2012 yılında göreve gelen Xi’nin beklenildiği gibi görevi 2022’de bırakmayacağı, 2027’ye kadar ülke yönetiminde tek ses olmayı amaçladığı düşünülüyor.

Çin geleneğinde ekonomik politikalardan başbakan sorumluyken Xi’nin bu alanı Başbakan Li Keqiang’a bırakmaması iyice kontrolü ele geçirmekten yana olduğunu ortaya koyuyor.

Bu yüzden Xi’ye ülkenin kurucu lideri Mao Zedong ve 1978’den 1992’ye kadar Çin’i yöneten güçlü lider Deng Xiaoping’den bu yana gelmiş geçmiş en etkili lider olarak bakılıyor.

2021 HEDEFLERİ

2013’te düzenlenen Komünist Parti toplantısında büyük bir ekonomik reform paketinin uygulanmasına karar verilmişti. Toplantıda alınan kararları gereği Çin’in ekonomi politikalarının ana hatları şu şekilde belirlenmişti:

  • Hükümetin müdahalesini kısarak piyasaya dayalı bir ekonomik model kurmak
  • Piyasaların ve para birimi yuanın liberasyonunu sağlamak
  • Orta gelir tuzağını aşmak ve büyümeyi çevreye saygılı bir şekilde gerçekleştirmek
  • Büyümeyi garanti altına almak için şehirleşmeyi ve inşaat projelerini desteklemek
  • Devletin sahip olduğu şirketleri yatırım şirketi olarak yeniden düzenlemek, özel sektör ve kamuya dayalı karma bir sistem kurmak

Xi’nin amacı partinin 100. yıldönümü 2021 olduğu için 2020’e kadar bu reformları harekete geçirmek... Bu neo-liberal yaklaşıma dünyanın dört bir yanından olumlu tepkiler gelse de kısa zamanda reformların hayata geçirilmesindeki yavaşlık can sıkıcı bir hal almaya başladı. Xi’nin gücünü artımak için rüşvet ve yolsuzluk skandalını saplantı haline getirmesi ve ekonomik reformları derinlemesine tartışmaya vaktinin kalmaması umutları suya düşürdü.

BÜYÜME TAKINTISI

Çinli liderin kısa vadede büyüme rakamlarının düşmesi anlamına geleceği için ekonomik reformları hayata geçirmemesi de en çok eleştirilen noktalardan biri. Xi’nin büyüme oranını yüzde 7’de tutmaya çalışmasının en büyük sebebi ise parti içindeki huzursuzluğu ve yoğun insan hakları ihlalleri yüzünden toplumda doğabilecek herhangi bir isyan dalgasını kontrol altında tutma isteği.

Washington Post, serbest piyasa koşullarının tam olarak oturtulabilmesi için “ifade özgürlüğü, demokratik katılım ve şeffaflığın” gerekli olduğunu vurgulayarak Çin’in 100 avukatı gözaltına almak gibi hamlelerinin ekonomik büyümeye engel teşkil ettiğini belirtiyor.

Xi’nin siyasi gücünü elinde tutmak ve ekonomik reformları hayata geçirmek ikileminin ortasında kalması, piyasalarda ve kur politikalarında kendini gösteriyor. O yüzden Krugman’in de ifade ettiği gibi Xi ancak gerektiği yerde kirazın tamamını yerse dünyanın en büyük ekonomilerinden birinin sorunlarıyla başa çıktığını görebileceğiz.

Yukarı

Business HT×