BIST 100 87.765 % -0,56
USD/TRY 3,5979 % -0,29
EUR/TRY 3,8140 % 0,00
Piyasalar
87.765
% -0,56
3,5979
% -0,29
3,8140
% 0,00
1,0598
% 0,33
11,07
-0,08
1.258,49
% 0,10
56,21
% 0,39

Demirbank kararının anlamı

AİHM, el konulan Kentbank ardından Demirbank hissedarlarını da haklı buldu. Peki bu karar ne anlama geliyor. 4 soruda cevapladık

Demirbank kararından bir sonuç çıkar mı?
KERİM KARAKAYA 21 07 2015, 15:05

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),   

Sema Cıngıllıoğlu ve Michael Reisner'ın şikayetlerini haklı bulan mahkeme Türkiye'nin "mülkiyet haklarını ihlal ettiğini" kaydetti. Tazminat kararı daha sonra açıklanacak. Ancak benzer yönde bir karar da Kentbank için verilmişti.

Peki bu kararlar ne anlama geliyor, bundan sonra neler olabilir? 4 soruda cevaplamaya çalıştık:

TÜRKİYE NEDEN HAKSIZ BULUNUYOR?

AİHM, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. ve mal ve mülkiyetin korunmasıyla ilgili 1. protokolün 1. maddesini ihlal ettiğini düşünüyor. 

SPK Eski Başkanı ve banka hukukçusu Ali İhsan Karacan da çok uzun süredir bu konuda benzer düşünceye sahip. Dolayısıyla AİHM'in kararını şöyle açıklıyor: "Bu el koyma kararları daha alındığında sonuçların bu olacağı belliydi. Çünkü, mülkiyet hakları, Anayasaya aykırı olarak ihlal edildi. İşlemler usulüne uygun yapılmadı. Bazen usul esasın önüne geçer" diye konuştu.

Peki o usül hataları neler olabilir? Karacan bir örnekle açıklıyor:

"El konulma işleminin belli aşamalardan geçmesi gerekir. Örneğin, bu gruplar sermaye artırımı yapmak istiyor olabilir. Yapamayacak bile olsa bu hak onlara verilmelidir. Mesela bu şans verilmeden el konulma işlemleri yapıldı"

DAVA AÇMAMAYA ZORLANMASI ANAYASAYA AYKIRI MI?

Bankalarına el konulan hissedarlarla yapılan anlaşmalarda TMSF ve BDDK aleyhine dava açılmaması şartı getirilmişti. Karacan bu uygulamanın da açık bir şekilde Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyor: "Hak aramak isteyebilecek insanlardan zorla  bu yola gitmemelerini istiyorsunuz. Bu da bir diğer usül hatasıydı."

KENTBANK ÖRNEĞİ NE ANLAMA GELİYOR?

AİHM, Demirbank'tan önce Süzer Grubu'nun el konulan Kentbank kararını açıklamıştı. 2012 yılında alınan kararla, Türkiye tazminat ödemeye mahkum edildi. Davayı açanlar 4,2 milyar dolar talep etmişti.

Ancak AİHM tazminat miktarını açıklamamış, muhatapların anlaşmasını beklemişti. Nihayetinde kamu ve Süzer Grubu anlaştı. "Helalleşme" maddesi olarak adlandırılan bir madde Bankacılık Kanunu'na eklendi. Bu madde ile Süzer Grubu tazminat taleplerinden vazgeçerken, devlet de bankacılar ve Süzer grubu aleyhine açılmış davalardan vazgeçti.

2013 yılında bir torba kanunla geçen bu maddeyi yeniden hatırlamakta fayda var çünkü Demirbank'ı da ilgilendiriyor:

"Bankacılık mevzuatının uygulanmasıyla ilgili olarak, AİHM’e yapılmış başvuru veya AİHM’nin kararı kapsamında karşılıklı dostane çözüme ulaşılması halinde, ilgili kamu otoritesinin şikâyet ya da yazılı başvurudan vazgeçme veya müdahillikten çekilme beyanının ilgili Cumhuriyet Savcılığı veya mahkemeye ulaşması üzerine, dostane çözüm kapsamına giren fiiller nedeniyle yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmada şüpheli veya sanıklar hakkında kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir. Yukarıdaki fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle derdest olan soruşturma veya kovuşturmalarla ilgili olarak uygulanır.”

PEKİ BUNDAN SONRA NE OLUR?

Bundan sonra ne olabileceğini ilişkin elimizde tek örnek var o da Kentbank. Taraflar, Kentbank örneğinde olduğu gibi uzlaşma yoluna gidip -belki aynı maddeyi kullanarak- karşılıklı olarak davalardan vazgeçebilirler. 

Uzmanlar iki örneğin tam olarak birbirine benzemediğini, Süzer Grubu'nun aksine Demirbank aleyhine açılmış bir ceza davasının olmadığını belirtiyor.

Cıngıllıoğlu, Kentbank benzeri bir anlaşma yapmak ister mi?

Önümüzdeki günlerde bunu da sizlerle paylaşacağız.

Yukarı

Business HT×