BIST 100 73.600 % 0,28
USD/TRY 3,5391 % 0,51
EUR/TRY 3,7951 % 1,01
Piyasalar
73.600
% 0,28
3,5392
% 0,52
3,7948
% 1,00
1,0720
% 0,53
11,00
0,07
1.165,79
% -0,99
54,98
% 0,95

İstihdam artışı açıklanamıyor

Son 3 yılda büyümesi yavaşlayan Türkiye ekonomisinin yarattığı istihdam artışı açıklanamıyor

BUSINESSHT 10 07 2015, 12:53

Türkiye ekonomisi son 10 yılda 6 milyondan fazla kişiye istihdam sağladı. Büyümenin Türkiye tarihi ortalamalarında seyrettiği bu dönemde yakalanan bu istihdam artışı şaşırtıcı olmayabilir.

Ancak büyümenin ortalama yüzde 3’e düştüğü son 3 yılda sağlanan “olağanüstü” istihdam artışını ekonomistler de açıklayamıyor

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam), 2005-2014 döneminde istihdam artışlarını analiz ettiği raporunda, son 3 yıldaki istihdam artışını “büyüme ile tutarsız”, “piyasa ekonomisinin işleyişine tezat”, “ekonominin doğal kurallarını aykırı” ifadeleri ile tanımlıyor.

Biraz daha detaya girelim.

Betam, raporunda incelediği dönemi 2005-2011 (büyüme-istihdam ilişkisinde dengeli dönem) ve 2011-2014 (olağanüstü istihdam artışları ve oynaklık dönemi) olmak üzere ikiye ayırıyor. İlk dönemde istihdam artışı ekonomik büyüme ile uyumlu gidiyor.

Asıl çarpıcı veriler ikinci dönemde.

Büyümenin ortalama yüzde 3,7 arttığı bu dönemde istihdam artış oranın yüzde 4,9 oldu. Ekonomi, tarım hariç tutulduğunda 3,7 milyon, tarım dahil edildiğinde 4 milyondan fazla kişiye istihdam sağladı. Son 10 yılda 6 milyon kişiye istihdam sağlandığı dikkate alındığında, büyümenin yavaşladığı son 3 yılda istihdam artışı önceki yıllara göre daha fazla oldu.

Örneğin, 2011 yılında tarımdışı büyüme yüzde 2,2’ye gerilerken, tarımdışı istihdam artışı yüzde 4,4 olarak gerçekleşti. Başka ifadeyle büyümenin istihdam yaratma kapasitesi (ya da esneklik katsayısı: istihdam yüzde değişim/Büyüme oranı)  arttı. Betam 2 düzeyindeki esneklik katsayısının “olağanüstü” olduğunu vurguluyor ve devam ediyor: “2011’den 2012’ye yüzde 2,2 gibi Türkiye ekonomisi için çok düşük bir büyümenin inşaatta ve hizmetlerde hangi etkenlerle aşırı istihdama, dolayısıyla emek verimliliğinde büyük düşüşlere neden olduğu sorgulanmalıdır. Bu aşırı istihdam olgusu ekonominin doğal kurallarına aykırıdır. İnşaat ve hizmet istihdamında meydana gelen bu sıra dışı artış piyasa ekonomisinin doğal işleyişi ile tezat halindedir. GSYH ya da istihdam ölçümlerinde bir hata olma ihtimali göz ardı edilemez”.

2012-2013’te ise bir düzeltmeden bahsedilebilir. Tarımdışı alanda büyüme yüzde 5’e ulaşırken, istihdam  artışı yüzde 4,1’de kaldı. Başka bir ifadeyle esneklik katsayısı yüzde 2’den yüzde 0,82’ye iniyor. İnşaat ve hizmetler sektöründeki düzeltmeye karşın bu kez sanayi istihdamında yüksek oranlı artışlar görüldü.

Son olarak 2013-2014 döneminde esneklik katsayısı (ekonominin istihdam yaratma kapasitesi) 1,44’e çıktı.

Görüldüğü gibi son 3 yılda inşaat, hizmet ve sanayi olmak üzere bütün sektörlerde yüksek istihdam artışı yaşandı.

Düşük büyümeye karşın yüksek istihdam artışı henüz tam olarak açıklanamamış olabilir ancak Betam sonuç üzerinden şu önemli tespitleri yapıyor:

  • Son üç yılda (2011-2014) tarım dışı istihdamda “aşırı istihdamdan” söz edecek kadar olağan dışı artışlar ortaya çıkmıştır.
  • Özetle, olağanüstü istihdam artışlarının gerçekleştiği, buna karşılık emek verimliliğinin düştüğü bir dönem söz konusudur.
  • Bu anormal gelişme sanayi, inşaat ve hizmetler olmak üzere tüm tarım dışı sektörlerde gözlemlenmektedir
  • Bu doğrultuda aslında işsizlik oranlarının da düşmesi beklenir. Ne var ki söz konusu dönemde aynı zamanda işgücünde de hızlı artışlar kaydedilmiştir. İstihdama paralel olarak artan işgücü sonucunda işsizlik oranlarında kayda değer bir düşüş görülmemiştir.
  • Dolayısıyla beklenenin çok üstünde artan istihdam ve belki de bir çekme gücüyle artan işgücü, işgücü piyasasının yapısının daha kapsayıcı ve sağlıklı bir yola girdiğine işaret ediyor olabilir. Ancak istihdamın bu kadar hızlı artmış olması aynı zamanda verimlilik artışlarında yavaşlamayı ya da verimliliğin azalmasını beraberinde getirmiştir. Bu açıdan çalışan başına düşen gelirin istenilen seviyede artmadığı söylenebilir. Türkiye'de son birkaç senedir tartışmalara konu olan orta gelir tuzağı bu noktada tekrar karşımıza çıkmaktadır.

Yukarı

Business HT×