BIST 100 73.600 % 0,28
USD/TRY 3,5391 % 0,51
EUR/TRY 3,7951 % 1,01
Piyasalar
73.600
% 0,28
3,5392
% 0,52
3,7948
% 1,00
1,0720
% 0,53
11,00
0,07
1.165,79
% -0,99
54,98
% 0,95

Küresel ekonomi riskleri

Çin, Yunanistan ve Porto Riko'daki sıkıntılar geçmişe göre daha az risk barındırsa da tüm dünyada endişe yaratıyor

WSJ 30 06 2015, 11:16

Bugünlerde üç kıtaya yayılmış olaylar küresel ekonominin ne kadar güvenilmez ve tehlikeli olduğunu bir kez hatırlatıyor. Çin borsasında gittikçe sertleşen satış dalgası Cumartesi günü merkez bankasını faizleri indirmek zorunda bıraktı. Pazar günü Yunanistan, bankalarını kapattığını ve sermaye kontrolleri uygulamaya başladığını duyurdu. Ve son olarak Pazartesi günü Porto Riko borçlarını ödeyemediğini söyledi.

Tüm bunlar Çin, Yunanistan ve Porto Riko için kötü haber. Ancak dünyanın geri kalanına baktığımızda bulaşıcılık kanallarının 2007'de ABD mortgage balonu patladığında veya 2009'da Avrupa borç krizi ortaya çıktığında olduğundan çok daha zayıf olduğunu görüyoruz.

Ancak bu dünyanın geri kalanını etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor. Tüm bu olanların yarattığı etkinin kendini göstermesi haftalar ya da aylar sürebilir. Puerto Rico'nun borcunu nasıl yapılandıracağına göre yatırımcıların diğer yerel yönetimlere bakışı değişebilir; Yunanistan'da yaşananlar başka yerlerde kemer sıkma politikalarını tetikleyebilir ve euronun geleceğini daha da büyük tehlikeye sokabilir; ve Çin ekonomisi artık o kadar büyük ki, keskin bir düşüş emtia piyasaları gibi sayısız dolaylı yoldan diğer ülkeleri etkileyebilir. 

Ancak Porto Riko örneğinde eyaletin borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesinin Lehman Brothers'ın çöküşü veya Yunanistan krizinin patlak vermesi kadar sürpriz olmaması, etkisinin daha sınırlı olmasına sebep olacak gibi gözüküyor. Eyaletteki sorunlar, Avrupa krizinde olduğu boyutta bulaşıcılık riski taşımıyor. Hiçbir eyaletin mali durumu Puerto Rico kadar kötü durumda değil. Eyalet bütçeleri resesyon döneminde darbe almıştı ancak harcama kesintileri ve vergi artırımları sayesinde büyük oranda denge sağlanmış durumda.

2009'da Yunanistan krizi patlak verdiğinde kıtanın geri kalanına yayılmıştı çünkü bankaların ve yatırımcıların elinde yüksek miktarda Yunan borcu bulunuyordu ve (Avrupalı liderlerin yanlış yönledirmelerinin de etkisiyle) Yunanistan'ın temerrüde düşmesinin İtalya, İspanya, Portekiz ve İrlanda'yı da peşinden sürükleyeceği düşünülüyordu.

Bugün ise bu bulaşıcılık kanalları büyük oranda kapanmış durumda. Yabancı özel yatırımcılar ve bankalar Yunanistan etkisine çok daha az açıklar. Ülkenin borcunun yüzde 80'den fazlası Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Finansal İstikrar Fonu, Uluslararası Para Fonu ve diğer Avrupa hükümetlerinin elinde. 2014 itibariyle küresel bankaların elinde 47 milyar dolar Yunan borcu bulunuyordu, bu da toplam borcun yalnızca yüzde 13'ü.

Ayrıca 2012'de euroyu bir arada tutmak için ne gerekiyorsa yapacağını söyleyen Avrupa Merkez Bankası bu yıl başlattığı parasal genişleme programı kapsamında Yunanistan dışında tüm üye ülke tahvillerini satın alarak ekonomiye destekte bulunuyor.

Ancak tüm bunlar buluşma riskini tamamen ortadan kaldırmıyor, yalnızca sınırlandırıyor. Yatırımcıların da bu konuda endişelenmesiyle son günlerde İspanyol, İtalyan ve Portekiz tahvil faizlerinde Almanlara kıyasla sert bir yükseliş görülüyor.#pagebreak#

Son olarak Çin hisse piyasalarının son haftalardaki düşüşü piyasalarda büyük gerginliğe sebep oldu, ancak geçen yılın yükselişinin boyu düşünüldüğünde pek şaşırtıcı olduğu söylenemez. Esas endişe verici olan Çin ekonomisindeki yavaşlık ve yetkililerin büyük borçlar ve emlak değerlerini kontrol etmekle uğraştığı zamana denk gelmesi.

Dışarıdan bakan yatırımcıların Çin'deki gelişmelerin dünyanın geri kalanı üzerinde etkisinin sınırlı kalacağı konusunda rahat olmasının iki temel sebebi var. Birincisi Çinli yetkililerin pek çok müdahale aracı olduğunda dair bir inanç var. Merkezi hükümet bütçesi dengesinin güçlü olması ve faizleri daha fazla indirime alan olması yatırımcıları rahatlatıyor. İkinci sebep ise dünyaya açılma yolunda atılan adımlara rağmen Çin finansal sisteminin hala görece kapalı olması ve bu durumun bulaşıcılık potansiyelini azaltması.

Ancak tüm bu sebepler sahte bir rahatlık duygusu veriyor olabilir. Çin'in ebatlarının büyüklüğü finans bağlarını çok daha önemli hale getiriyor. 2012 sonuyla 2014 sonu arasında Çin bankalarının büyüklüğü yaklaşık iki katına çıkarak 1 trilyon dolara ulaşmış ve Japonya'ya boy ölçüşecek boyuta gelmişti.

ABD'nin doğrudan Çin etkisine açıklığı sınırlı olsa da, Çin ekonomisi o kadar büyük ki keskin bir düşüşün dolaylı ticaret ortakları yoluyla küresel finans sisteminde etkisinin hissedileceği neredeyse kesin.

Ve Çin; Porto Riko veya Yunanistan'a göre çok daha opak. Bu sebeple de dışarıdan bakanlar Çin ekonomisinin nereye gittiğine veya liderlerin ekonomiyi yönetme kapasitesine dair tahmin etme yeteneklerine çok güvenmemeliler.

Yukarı

Business HT×