BIST 100 76.031 % 0,79
USD/TRY 3,3907 % 0,03
EUR/TRY 3,6521 % 0,17
Piyasalar
76.031
% 0,79
3,3907
% 0,03
3,6521
% 0,17
1,0766
% 0,12
10,66
-0,16
1.176,45
% 0,21
53,02
% 0,04

6 soruda nükleer müzakereler

İran nükleer anlaşması ile ilgili merak edilen 6 soru ve cevabı

ÖZGE ÖZDEMİR 30 06 2015, 11:06

Takvimler 30 Haziran’ı gösteriyor. İran ve P5+1 ülkeleri arasında imzalanması beklenen nihai anlaşma için belirlenen son tarih bugün.

Taraflar şimdiden anlaşmanın önümüzdeki birkaç gün içinde sonlandırılamayacağını söyledi bile…

Yine de gözler Viyana’da bir arada bulunan delegasyonlardan gelecek herhangi bir açıklamaya kilitlenmiş durumda.

İmzalanması halinde İran’ın nükleer faaliyetlerini kısıtlayacak ve İran’a uygulanacak yaptırımların kalkmasını sağlayacak anlaşma ile ilgili konu başlıklarını bir araya getirdik ve uzmanlara sorduk.

Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ülgen, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz, Global Civics Academy Başkanı Hakan Altınay ve ÜNLÜ & Co Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Murat Gülkan sorularımızı yanıtladı.

1- P5+1 ülkeleri ve İran arasında nükleer anlaşma imzalanacak mı?

Ülgen, anlaşmanın gerçekleşeceğini düşünüyor. Ülgen’e göre ekonomik yaptırımlardan muzdarip İran ile anlaşmanın gerçekleşmemesinin dış politika açısından getireceği maliyeti göğüslemek istemeyen ABD Başkanı Barack Obama, anlaşmanın gerçekleşmesini en çok isteyen taraflar.

2- Nükleer anlaşmanın gerçekleşmesinin önündeki en büyük engeller nedir?

Ülgen, engelleri dört ana başlık altında topluyor:

a)    İran’ın 2003 yılına kadar askeri amaçla yapmış olduğu nükleer çalışmalar hakkında bilgi vermemesi büyük bir sorun. Uluslararası toplum bu konu hakkında kapsamlı bir şekilde bilgi edinmek istiyor ki İran’ın ne durumda olduğundan ve bundan sonra bu yönde atılacak herhangi bir adımdan haberi olsun.

b)    İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun nükleer tesisleri ziyaretine ne kadar izin vereceği de bir başka tartışmalı konu.

c)    Antlaşma imzalandıktan 10 yıl sonra İran’ın ne kadar büyüklükte ve ne kadar hızla uranyum geliştirme kapasitesine sahip olacağının bilinmemesi sorun yaratıyor.

d)    İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların hangi koşullarda kalkacağı, anlaşmazlığın en önemli unsurlarından.

3- Nükleer anlaşmanın gerçekleşmesi Türkiye’ye katkı sağlar mı?

Dört uzman da İran’ın P5+1 ülkeleriyle gerçekleştireceği bir anlaşmanın Türkiye’ye büyük ve önemli bir katkıda bulunacağını düşünüyor.

Altınay, “Türkiye’de, ‘ABD ve İran anlaşırsa Türkiye’nin özgül ağırlığı azalır’ diye düşünenler olduğunun farkındayım ama bu bana fazla miyop bir bakış açısı gibi geliyor. İran’ın dünya sistemine entegrasyonu Türkiye’ye kazanç sağlayacaktır” diyor.

Ülgen, Türkiye’nin sınırdaş ülkesi olan İran’ın önemli bir ortak olma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.

4- Nükleer anlaşmanın gerçekleşmesi, Türkiye’ye ekonomik açıdan nasıl katkı sağlayacak?

Gülkan, İran’a yaptırımların kalkmasının Türkiye’ye ekonomik açıdan büyük bir şans getireceği görüşünde.

Gülkan, “Türkiye gibi büyük ve genç bir nüfusa sahip olan İran’ın hanehalkı borçluluğu çok düşük. Ambargolar kalktığında iç tüketim fırsatları artacak. Coğrafi yakınlığı ve orta teknoloji alanında Türkiye’nin rekabet şansının olması, büyük bir fırsat demek. Burnunun dibinde oluşacak bu ikinci büyük pazar sayesinde Türkiye, 75 milyonluk nüfustan arslan payı alabilir. Gıdadan tutun da elektronik, ev eşyası, mobilya gibi alanlarda Türkiye’ye kapılar açılacak.

Doğu illeri için de büyük bir fayda sağlanacak. İran’ın bankacılık sistemi güvenli ancak yolsuzluk yaygın. Yaratacağı potansiyelin gözümüzü karartmasına izin vermeden bu şansı yakalamalıyız. İran’daki gençlerin her birinin cebine akıllı telefon ve kredi kartı bile koysanız bu büyük bir şey demektir. Trabzon Limanı da daha aktif olacaktır. Türkiye’ye yapılan yabancı yatırım zaten azaldığı için İran pazarının açılması yüzünden Türkiye olumsuz etkilenmeyecek” açıklamasında bulunuyor.

Yılmaz ise “Türkiye ve İran arasında ticaret azalmaz, aksine artar. Banka transferlerinde yaşanan zorluğun da kalkmasıyla bisküviden kozmetiğe kadar sınır bölgesi tarafında tüketim mallarında ihracat artar. Ekonomik açıdan pozitif bir etkisi olacaktır. İran, büyük bir petrol üreticisi olmasına rağmen eğer doğalgazını Türkiye’den geçirirse, Türkiye’nin Avrupa ile enerji bağlantısı kurulmuş olur” açıklamasında bulunuyor.

5- İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin Türkiye’nin dış politikasına etkileri nedir?

Yılmaz, İran ile nükleer anlaşma yapılmasına Suudi Arabistan ve İsrail’in karşı çıkmasının, Türkiye dış politikası açısından zorluk yarattığını söylüyor. Yılmaz’a göre Türkiye, müttefiki Suudi Arabistan’a sırtını dönmeden dış politikasını dikkatli bir şekilde yürütmeli: “Suudi Arabistan ve İsrail, İran ile yapılacak bir nükleer anlaşmaya en çok karşı çıkan ülkeler; bunun önünü kesmek isteyecekler. İran’ın Ortadoğu’ya yeniden bir aktör olarak girmesine karşılar. Türkiye, müttefiki Suudi Arabistan yerine tamamen İran’ı desteklerse Esad’ın gitmesinden vazgeçmiş olacak. Görüyoruz ki İran’ın PKK üzerinde de etkisi var. Türkiye müttefiklerini göz ardı etmeden ikili oynamak zorunda. Bir yandan İran açılımını desteklemeli. Daha esnek ve pragmatik bir dış politika izlemeli; Rusya gibi davranmalı.”

6- Nükleer anlaşma gerçekleşmezse ne olur?

Ülgen’e göre en kötü senaryo bu: Nükleer anlaşma imzalanmazsa, İran’ın nükleer programı devam edecek, İran’a askeri müdahale opsiyonu gündemde kalacak ve bölgedeki kamplaşma/kutuplaşma artacak.

Yılmaz, Obama ve İran’ın anlaşmanın gerçekleşmesi için en istekli aktörler olduğunu söyleyerek nükleer anlaşma için bu görüşmelerin son şans olduğunu vurguluyor. Obama’nın İran ile barış yaparak başkanlık dönemini sona erdirmek istediğini vurgulayan Yılmaz, Cumhuriyetçiler’in anlaşmaya yaklaşımının kritik olduğunu aktarıyor.

Yılmaz’a göre Obama bu anlaşmayı gerçekleştiremeden başkanlıktan ayrılır ve Hillary Clinton başkan seçilirse, Clinton İsrail’den yana bir tavır takınır ve anlaşma tamamlanmaz. Yılmaz, anlaşma gerçekleşmezse İran’ın Çin ve Rusya eksenine kayacağını; bunun çok tehlikeli olacağını söylüyor. Çünkü böyle bir durumda çatışma kaçınılmaz olacaktır. 

Yukarı

Business HT×