BIST 100 75.727 % -0,27
USD/TRY 3,4772 % 1,00
EUR/TRY 3,6724 % 0,43
Piyasalar
75.727
% -0,27
3,4772
% 1,00
3,6724
% 0,43
1,0561
% -0,51
10,94
0,31
1.159,86
% -0,93
54,33
% 0,82

Komşunun kaderi farklı olur mu?

Yunanistan'da da sermaye kontrolleri bugün itibariyle devreye girdi, ancak geçmiş örneklere bakınca ne kadar etkili olacakları konusunda soru işaretleri var

BLOOMBERG NEWS 29 06 2015, 14:02

Hızla parası biten bir ülkenin genelde ilk yaptığı şey sınırları dışına çıkacak para miktarına birtakım kısıtlamalar getirmek. Ancak tarihe bakıldığında bu önlemin pek de işe yaramadığı görülüyor.

Kreditörlerin borç anlaşması konusunda taleplerini reddeden ve büyük bir ekonomik çöküşün eşiğinde olan Yunanistan da çareyi sermaye kontrollerinde arayan ülkeler kervanına katıldı.

Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Meksika'dan İzlanda'ya, Tayland'dan Güney Kıbrıs'a pek çok ülke, gelirlerini artırmak, para birimini güçlendirmek veya faizleri düşürmek için sermaye kontrollerine başvurdu. Ancak, Uluslararası Para Fonu'na (IMF) göre yalnızca sağlıklı ekonomisi ve güçlü kurumları olan ülkeler sermaye kaçışını durdurmakta başarılı olabiliyor. Bu da temerrüt ve eurodan çıkış tehlikesiyle karşı karşıya olan Yunanistan'ın işinin kolay olmadığını gösteriyor.

Tufts Üniversitesi Uluslararası Ekonomi profesörü Micheal Klein, “Yunanistan'da büyük miktarda para ülke dışına çıktı bile ve yapılan şey at ahırdan çıktıktan sonra kapıyı kapatmak gibi” diyor. Klein'a göre de krizdeki ülkelerde sermaye kontrollerinin ne kadar etkin olabileceğine dair sorunlar var.

IMF, 1995 ile 2010 yılları arasındaki 37 örneğe bakarak geçen yıl sermaye kontrolleri üzerine bir çalışma yayınladı. Çalışmaya göre, sermaye kontrolleri dışarıya para çıkışını engellemekten ziyade, yabancıların paralarına el konmasından daha çok çekinmesine ve para girişinin önemli oranda azalmasına sebep oluyor.

Rio de Janeiro Pontifical Katolik Üniversitesi ekonomi profesörü Marcio Garcia da kontrollere rağmen halkın parasını tutmaya çalışması sebebiyle genelde dışarıya para akışının devam ettiğini söyledi. 

Tayland, Malezya ve Endonezya 1997'deki Asya finans krizi sırasında yatırımcıların hızla gelişmekte olan ülkelerden para çekmesinin ardından para çıkışlarına sınırlamalar getirmişlerdi.

En son 2008 yılında ise İzlanda sermaye kontrolleri uygulamıştı. İzlanda örneğinde kontrollerin ardından krona hızla dengelenmiş, IMF sınırlamaların ülkeye toparlanmak için nefes alma şansı verdiğini söylemişti.

BANKADAN KAÇIŞ

Yunanistan da yeni bir kararname yayınlayarak ülkede bankaların 6 Temmuz'a kadar kapalı olacağını, yurt dışına para transferlerinin yasak olduğunu ve günlük para çekme limitinin 60 euro olarak belirlendiğini duyurdu. Böylece kreditörlerin sunduğu tekliflerin oylanacağı 5 Temmuz referandumuna kadar ülkede sermaye kontrolleri devrede olacak.

Güney Kıbrıs'ta da bundan iki yıl önce sermaye kontrolleri uygulamaya sokulmuştu; ancak Yunanistan'dan farklı olarak Kıbrıs krizinde sınırlamalar uluslararası mali yardımla da destekleniyordu. Ülkede para çekme limiti günlük 300 euro olarak belirlenmiş, yurt dışına transferler yasaklanmış ve mevduat faizleri dondurulmuştu. Ancak iki yıl süren denetimler hükümetin çok ihtiyaç duyulan reformları uygulamasına olanak sağladı.

Oxford Economics küresel makro araştırmalar müdürü Gabriel Sterne, “Önemli nokta şu ki, Kıbrıs'ınkiler zorlu bir çözümün parçasıyken, Yunanistan'ınkiler mantıklı bir anlaşmaya varılamamasının bir sonucu olacak” dedi.

2012 yılına kadar Güney Kıbrıs Merkez Bankası başkanlığını yürüten Athanasios Orphanides de, Yunanistan'ın durumunun Arjantin'in 2002 yılının başlarında yaşadığı “ekonomik çöküntüyü hızlandıran düzensizliğe daha çok benzediğini” söyledi. 

95 milyar dolar borcu temerrüte düşen Arjantin, para birimini ve bankacılık sistemini korumak için mevduatları dondurmuş, emeklilik birikimlerine el koymuş ve yurt dışı transferlerini yasaklamıştı.

En az 27 kişinin ölümüyle sonuçlanan protestoları tetikleyen önlemler, Barclays'a göre hükümete güveni sarsmış ve modern tarihin en kötü ekonomik krizlerinden birinin daha da derinleşmesine sebep olmuştu. Sonunda Arjantin kendi peg rejimini bırakarak, dolar cinsinden mevduatları pesoya çevirmişti ve böylece insanların mevduatları bir gecede üçte ikiden fazla değer kaybetmişti.

ZOR KARARLAR

Tam da Arjantin'in pegini bırakmadan önce yaptığı gibi, Yunanistan'ın harcayacak parası ve euro basacak kapasitesi yok. Şu an MIT Sloan School of Managament'ta görev alan Orphanides'e göre bu durum sermaye kontrollerini daha da anlamsız hale getiriyor.

Bu da bir kez daha Euro Bölgesi liderlerinin önünde Yunanistan'ı euroda tutmak için neler yapabileceklerine dair alınması gereken zorlu kararlar olduğunu gösteriyor.

Barclays'in daha önce bir raporunda söylediği üzere, ülkenin eurodan “düzensiz bir şekilde çıkması” durumunda, Yunan mevduat sahipleri de Arjantin'de olduğu gibi bir sabah uyandıklarında tüm birikimlerinin drahmiye çevrildiğini görebilirler.

Orphanides, sermaye kontrollerinin “hiçbir şeyi çözemeyeceğini” söylüyor. Eski merkez bankası başkanı, “Avrupa hükümetlerinin karar vermesi lazım. Ya Yunanistan'ı eurodan çıkartacaklar ya da ülkenin euroda kalması için borç yükünü hafifletecekler” diyor.

 

Yukarı

Business HT×